Unuttuğumuz ya da çoğu zaman örf ve adetlerimizden dolayı yapmadığımız bir sünnettir "seni seviyorum" diyebilmek. Sevdiği insana “Ben seni seviyorum” diye sevgisini bildirmek sünnettir. Sevdiklerinize sevdiğinizi söylemek de bir ibadettir.
Ayet-i kerimede “Zina etmeyin” denilmeyip de “zinaya yaklaşmayın” buyurulması dikkat çekicidir. Buna göre yalnız zina değil, kişiyi zina etmeye sevkeden yollarda yasaklanmıştır. Esasen bir kere bu yollara tevessül edildikten, yani insanı zina etmeye zorlayan ve cinsi arzuları kabartan bir ortama girdikten sonra, artık, bu arzuların baskısı karşısında iradenin gücü oldukça yetersiz kalır ve zinadan korunmak son derece güçleşir. İnsanın bu psikolojik zafını dikkate alan Kur’an-ı Kerim, prensip olarak insanı kötülüklere sevkedici sebepleri ortadan kaldırmayı amaçlar. Buna sedd-i zerîa prensibi denir.
İnsanı, hizmet ve dâvâ yolunda muhabbet ve neşeyle koşturan, işte bu bir avuç heyecandır. Bu heyecanı söndürmek, büyük vebaldir. Zira heyecansız yürekler, bedeni ve imkânları harekete geçiremez, harikalar meydana getiremez. Heyecan biterse, kişi et ve kemik yığınına dönüşüverir.
Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına ermek istiyorsak, evvelâ O’nun hakkımızdaki takdîrine râzı olmayı bilmeliyiz. Rabb'imizle huzur bulmalı, O’nun beraberlik ve dostluğuyla mutmain bir gönle kavuşmalıyız.
Dünya dedikleri bu eski sinemaya şöyle bir baktığımızda, eski bir filmin içinden çıkıp gelen hüzün evlerin başköşesine kurulurken zamanın yağmurunda ıslanan faniler için iki tane mezar taşı dikilmiş orda öylece durmaktadır. Âşıklar ise tüm bunların ötesinde alevden denizlerden mumdan kayıklarıyla geçmenin mutluluğu içindedirler.
Yüzakı Dergisi 147. sayısı "Üç Aylar... Mü'minlerin Rahmet Kimliği: Merhamet" kapağı ile çıktı.
Trabzon'da 60 yıllık evli 84 yaşındaki Özkan, "hastalıkta ve sağlıkta" sözünün lafta kalmadığını herkese gösteriyor. 7 yıldır yatalak eşinin tüm hizmetlerini karşılamaya çalışan Fuat dede, ilk günkü aşkla eşinin elini hiç bırakmıyor.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in mübârek rûhâniyetinden, O’nun vârisi ve vekili mesâbesindeki «altın silsile» yoluyla beslenerek sâlih bir kullukla, Hakk’a vâsıl olma gayretidir. Tevhid akîdesini temessül ederek; Dîni aşkla yaşama, iki cihan saâdetini kazanma azmidir.
Ölüm ânı ve akabinde yaşananlar herkes için farklı farklı tecellî etse de, ölümün belki de en güzel hâlini yaşayanlardır: Allah dostları…
Gerçek fetih, gönüllerin fethidir. Bu ise ancak gönüllerini aşk, vecd ve muhabbet dergâhı hâline getirebilenlerin harcıdır.