Budist rahiplerin zulmünden kaçmaya çalışan Arakanlı bir Müslüman, anne ve babasını da sırtında taşıdığı kefe ile Bangladeş'e götürdü.
İslam, anne ve babaya hürmet etmeyi, onlara karşı saygıda kusur etmemeyi öğütler. Hazreti Peygamber'in (s.a.v.) ve Hazreti Ali'nin anne babaya iyi davranmanın önemini anlattığı sözleri...
Yrd. Doç.Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, "Anne ve babaya bakmakla yükümlü olan evlat hangisidir?" sorusunu cevaplıyor...
Saliha bir annenin kızına 10 nasihati...
Hadisler ışığında anne ve teyze iyikte bulunmanın faziletini anlatan kısa video çalışması...
Her “hareketli” çocuk, hiperaktif değildir. Hiperaktif çocuklar, düşünmeden atağa geçerler. Uzun süreli dikkat gerektiren durumlara odaklanamazlar. Anne-baba, ne bu durumla övünmeli, ne de çocuğa şiddet uygulamalıdır. Aksine sabır ve sevgi ile çocuğuna destek olmalı ve bir uzmandan destek almalıdır.
Bir düşünün: Bir Müslüman genci evlendiriyorsunuz. Gelininiz/damadınız, dînini tam yaşıyor mu? Allâh’ın emirlerini yerine getiriyor mu? Peygamber’in yaşadığı gibi yaşıyor mu? Bunların endişesini mi yaşıyorsunuz? Yoksa bunları unutup; “El âlem ne der? Bizi kınarlar mı?” Onların dedikodusundan mı korkuyorsunuz? Düşünün de doğru yolu seçin.
Kadınların saâdeti, “hanımefendi” olarak yaşamalarıyla mümkündür. Kadın, aslî vazifesinin dışına yönelir ise, âile ocağını kurutur. Kadının dış hayata katılması, ancak zarûrî sebeplerle ve yaratılışına uygun işler için mümkün olabilir. Bu zarûrî sebepler de cemiyetin ihtiyaçları ölçüsünce belirlenmeli, mâkul ve meşrû sınırlar aşılmamalıdır.
Annenin, çocuğun terbiyesindeki rolünün büyük oluşu, meselenin öneminin kavranmasıyla doğru orantılıdır. Çocuk, öğrenme ihtiyacından dolayı dâima bir rehbere muhtaçtır. İlk terbiyeci ve rehber olan anne, evlâdına mükemmel bir terbiye verebilmek, dînî bilgileri öğretebilmek için dîninin kendisinden istediği şeyleri bilmesi, pratik terbiye ve ahlâk ilmine vâkıf olması gerekir.
Kadınların saâdeti, “hanımefendi” olarak yaşamalarıyla mümkündür. Kadın, aslî vazifesinin dışına yönelir ise, âile ocağını kurutur. Kadının dış hayata katılması, ancak zarûrî sebeplerle ve yaratılışına uygun işler için mümkün olabilir. Bu zarûrî sebepler de cemiyetin ihtiyaçları ölçüsünce belirlenmeli, mâkul ve meşrû sınırlar aşılmamalıdır.