İmam Rabbânî, dünyaya sevginin alâmeti olarak insanın dünyevî menfaatlerini Allah’ın emirlerine tercih etmesini göstermiştir. Dünya işi ile âhiret işi çatıştığında veya Allah’ın emri ile nefsinin arzusu çatıştığında hangi tarafı tutuyorsak o tarafı seviyoruz demektir.
Dış politika gündemi açısından hareketli bir ayı daha geride bıraktık. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İstanbul’da gerçekleşen 13. zirvesi gerek katılım gerekse alınan kararlar açısından teşkilatın tarihe geçen zirvelerinden biri oldu.
Kendimize bakmalıyız. Kişiliğimizin hangi alanında nasıl bir işgal var, onu görmeliyiz. Hesaba çekilmeden önce kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz. Bütün zamanların Mekke’lerinin içinden Medineler çıkar, Mekke’yi aşanlar Mekke’yi fethederler. Kendini fethedenler Mekke’yi fethederler.
Avrupa Parlamentosu Türkiye raporu geçen ayın tartışılan olaylarından biriydi. İnsan hakları ihlallerine yönelik suçlamalar yine ön plandaydı.
Nefsimizi iyi tanımamız lazımdır. Hadisi kutside “Kim ki nefsini bilirse Rabbini de bilir” buyrulmuştur. Yani nefsini tanıyamayan Rabbini bilemez. Yusuf aleyhisselam ne diyor “Ben nefsimi temize çıkaramam çünkü nefis hep kötülüğü emreder.”
Kendi gücüyle nefsin ve şeytanın hakkından kim gelebilir? Karınca kaplanlarla dövüşemez ki...
Rabbimizin rahmet deryasının coştuğu üç aylar olarak isimlendirilen günler, geceler ve kandillere kavuşmak üzereyiz. (8 Nisan Cuma Üç ayların başlangıcı.)
Âsiye, tüm bahaneleri elimizden alan devrimci ey! Ne güzel habersin sen öyle! Darlıktan varlığa yol bulunurmuş meğer. Dikenlerden gül rayihası çıkarmış. Firavun’un sarayında bile mümin olunurmuş. Sabır yıkarmış her duvarı. İman yırtarmış karanlıkların kozasını. Çevre baskısı değilmiş bizi bizden eden. Geleneğin yumuşacık ellerinde, alışkanlığın sıcacık kucağında, zihin konforuna yaslanıp gitmeler savunulamazmış.
Serbest Fırka’nın kurulmasından önce dönemin iktidarı bir gazetede manşet at(tır)mış komplo için düğmeye basılmıştır.
Kur’ân-ı Kerîm’de bazı meseleler insanların sorularına dayandırılarak açıklanır. Nebî (s.a.v.)’e “Sana kıyametten/ganîmetlerden/yetimlerden/haram aylardan/infaktan sorarlar.” buyrularak “De ki” hitabıyla, vereceği cevap bildirilir.1 Bunlardan biri olmak üzere, İsrâ sûresinde şöyle buyrulur; “Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ilimden az bir şey verilmiştir.”2 Görüldüğü üzere burada, “Size ilimden az bir şey verilmiştir.” fermanıyla cevabın bildirilmeyeceği ifade edilmiştir.