Musa Topbaş Efendi, manevi terbiyede dikkat ettiği hususları anlatıyor.
Mûsâ Topbaş Efendi, mânevî terbiyenin zarurî olduğuna inanır ve her fırsatta din kardeşlerine bu hakîkati hatırlatırdı.
Musa Topbaş Efendi'nin vefâkârlığı dillere destândı. Cenâb-ı Hakk’a ve O’nun Habîb-i Ekrem’ine, muhterem üstâdına, mübârek ecdâdına ve sevenlerine karşı hep vefâlıydı. Bu sebeple sevenlerinin dilinde, dâimâ “Sâhibü’l-Vefâ” diye anılırdı.
Sultânü’l-Ârifîn Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Hazretleri’nin, Mûsâ Efendi Hazretleri’ne takdim ettiği irşad vesîkasını sizler için alıntıladık.
Mahmud Sâmi Efendi Hazretleri, hayatı boyunca devamlı Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’nin izlerini takip etmişti. Bu hassâsiyetin bir tezâhürü olarak da son günlerini Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in nurlu beldesinde, O’nun mânevî huzûrunda geçirdi.
Muhammed Esad Erbili Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Selman-ı Farisi Hazretlerinin takvası nasıldı? İşte Hz. Selman'ın inceliklerle dolu hayata bakışını anlatan sözleri...
Selmân -radıyallâhu anh- çok yer gezip farklı tecrübeler elde ettiği için geniş bir kültüre sahipti. Feraseti ile Hendek Harbi’nde hendeğin kazılmasını, Tâif kuşatmasında da mancınık ve debbâbe[3] kullanmayı tavsiye etmiş ve bunların yapımını bizzat gerçekleştirmiştir.
Selmân-ı Farisi -radıyallâhu anh-, samimî, mütevâzı ve geçim ehli bir Hak dostu idi. Kimseye külfeti olmazdı. Son derece mahviyet sahibiydi.
Selman-ı Farisi diğer adıyla Selmân-ı Pâk -radıyallâhu anh-; âlim, zâhid, dünyaya değer vermeyen, lüks ve israftan uzak duran, alçak gönüllü, güzel ahlâklı, parlak zekâya sahip, kahraman ve fedâkâr bir sahâbî idi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e husûsî bir yakınlığı vardı. Peygamber Efendimiz zamanında fetvâ veren sahâbîlerden biriydi. Hayatı boyunca İslâm’ı bulmak ve onu insanlara öğretmekle meşgul olmuştur. Fârisîlerin ilk müslüman olanıdır.[1]