Altın Silsile’nin 27’nci halkası, Şehit; Mirza Mazhar Can-ı Canan Hazretlerinin hayatı...
Altın Silsile’nin 25’inci halkası Muhammed Seyfüddîn Hazretlerinin hayatı...
Altın Silsile’nin 24’üncü halkası, Muhammed Mâsûm Sirhindî Hazretlerinin hayatı...
Altın Silsile’nin 19’uncu halkası, Yâkub Çerhî Hazretlerinin torunu Muhammed Zâhid Hazretlerinin hayatı...
Hâce Ali Râmîtenî Hazretlerinin yetiştirdiği büyük velî ve İslâm âlimi Muhammed Baba Semâsî’nin (k.s.) hayatı...
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in infâkı târif edilemeyecek kadar ulvî bir mâhiyet arz etmektedir. Zira O, almaktan çok vermeyi severdi. Fakirlikten korkmadan çok büyük ikramlarda bulunurdu. İnfâkından geriye kalanın değil, asıl verdiği malın kendisine âit olduğunu ifâde ederdi.[1] Sadakanın, muhtacın eline geçmeden Allâh’ın eline geçeceğini haber verirdi.[2] Bu sebeple eline ne geçerse onu derhâl infâk eder, evinde tasadduk edebileceği bir dünyalık varken huzur bulamaz, uyuyamazdı.
Muhterem Üstâd’ın bütün hayatı; “İnnâ lillâh” (biz her şeyimizle Allâh’a âidiz) muhtevâsında geçmişti. Seksenli yaşlara gelince ise “ve innâ ileyhi râciûn” (ve nihâyet yalnız O’na döneceğiz)[1] tecellîsi kendini göstermeye başladı.
Musa Topbaş Efendinin kaleme aldığı tasavvufi eserleri sizler için derledik.
Musa Topbaş Efendi'nin hayatı tertip, düzen ve intizâm üzere bir hayattı. O, âdeta bir ölçü insanıydı. Yemesinde, içmesinde, kıyafetinde, ibadetinde, infâkında, sohbetinde, sevgisinde, buğzunda hep bir ölçü hâkimdi.
İstikrarlı bir hayatın vazgeçilmez esâsı, ifrat ve tefrite düşmeden îtidâl üzere olmaktır.