Hakk’ı seven bir mü’min, hakîkatte hiçbir şeye mâlik olmadığının idrâk ve şuurunda olmalıdır. Zîrâ sevdiğine her şeyini teslîm etmesi îcâb eder. Muhabbet, fedâkârlık gerektirdiği için mâlikiyet ile imtizâc etmez.
Aşağıdaki hikâyede, efendi ile köle arasındaki mükâleme, Hak ile dostluğun hakîkatini ne güzel ifâde eder.
Allah Teâlâ ile dost olmak farzdır. Bütün ehli islâm bunda ittifak etmişlerdir.
Hak dostları, îmân ehli olup da istidadlı bulunan kimseler için bir mıknatıs gibi câzibe merkezleri olduklarından, toplumun bütün kesimlerine bir şefkat ve muhabbet kucağıdırlar. Zîrâ, onları Cenâb-ı Hak sevdirir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi insanın mükerrem olacağını cennete nasıl layık hale geleceğini anlatıyor.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi Allah Tâlâ'ya dost olmanın nasıl olacağını hakk dostlarının sözleri ile anlatıyor. Not: Video 3 kısımdır.
Musa Efendi, hayatını hikmet ve adalet terazisi üzere tanzim ederek, "kulluk merkezli kişisel organizasyon"un nasıl yapılabileceğini en güzel bir şekilde şahsında müşahede edebileceğimiz bir Allah adamıdır.
Merhûm Üstad Mûsâ Topbaş Efendi’nin 1999 yılındaki vefatının üzerinden 17 tam yıl geçmiş ve 18. yıla girmişiz. Yıllar çok çabuk geçmiş, geçmeye de devam ediyor. “Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir.” demişler. Gerçekten bazı insanların gönül dünyamızda ve çevremizde ne kadar büyük yer kapladığı, yokluklarında daha çok anlaşılıyor. Ve onlar, bu güzel tesirleriyle “yaşayan (!) insanlardan” daha çok “yaşıyorlar”.
Yüzakı Dergisinin 137. sayısı çıktı.
Teslîmiyet, lügatte boyun eğmek, başa gelen hâdiseleri îtirazsız kabûllenmek ve selâmete çıkmaktır. Teslîmiyet, kalbin bir fiili olup Allâh tarafından haber verilen hususlarla alâkalı şüphelerden, ilâhî emirlere ters düşen nefsânî arzulardan, ihlâsla bağdaşmayan isteklerden, ilâhî takdîre ve şer’-i şerîfe îtiraz illetinden kurtulmak demektir.