Helal dairesinde hareket edip haramlara tevessül etmeden zevkli bir hayat yaşanamaz mı? Helaller keyfe kâfi gelmez mi? Müslümanca yaşanan bir hayat neşesiz, zevksiz, donuk ve soğuk bir hayat mıdır? Dini hayat; zemini haramlarla döşenmiş bir mayın tarlası mıdır? Müslüman haram işleme korkusuyla her an mayına basma tedirginliği yaşayan bir yolcu mudur?
Kişiyi başkalarından ayıran özellikler kimliği oluşturur. Fert olarak herkes bağımsız bir kimliğe sahip olmakla beraber ayrıca herkesi içine alan ortak kimlikler de vardır.
İman hayattır, İslam bir diriliş çağrısıdır. Yüce Mevlâ bu çağrıya cevap vermemizi emrediyor. “Ey iman edenler! Peygamber sizi kendinize hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah ve Rasûlünün davetini kabul edin.” (Enfal, 24)
Her şeye taşıdığı değer kadar itibar edilmelidir. Geçici olanın sevgisi de geçicidir. Allah ise Hayy (diri), Kayyûm (her şeyi görüp gözeten) ve lâ yemût (ölümsüz)dür. Gözü ve gönlü Bâki olana çevirmek, hep O’nun rızasını gözetmek en akıllı iştir. Kalıcı olanın peşinde koşmak yorgunluk ve pişmanlık getirmez.
Birkaç çeşit İslam, bir kaç çeşit müslüman olmayacağına göre yazının başlığı tuhaf görülebilir. Fakat ne yazık ki; günümüzdeki İslam ve müslüman algısı gerçek İslam ve Müslümanlardan çok farklıdır.
Müslüman kimlik ve kişilik bozulmasından kaynaklanan ve başarısızlığımızı tetikleyen belli başlı zaaflarımız...
İnsaf ve vicdanın değil, vahşet ve menfaatin hâkim olduğu günümüz dünyasının gidişatı maddi ve manevi intihara doğrudur. Bu anlayış ve davranıştan kurtulmadıkça gerçek kurtuluşa kavuşmak mümkün değildir.
Doğuştan gelen bedensel ve ruhsal özürde sahibinin kabahati yoktur. Anne-babanın yanlış tercih ve davranışlarından kaynaklanmışsa vebali onlara aittir. Bu türlü özürlüler merhamet celbeder. Onları görüp gözetmek sağlıklı olanların görevidir. Onlara yardımcı olmak bir bakıma sağlıklı olmanın zekâtıdır, şükrüdür. Kişinin hatasından kaynaklanmayan ve sonradan meydana gelen özürler de aynı cümledendir. Sahibinin hatası sebebiyle oluşan özürlülük durumları büsbütün himaye dışı bırakılacak değildir. Fakat öncelik, doğuştan gelen ve şahsi kusurdan kaynaklanmayan özürlülük hallerinedir.
İngiliz araştırma şirketi Oxfam tarafından yayınlanan bir rapor dünyadaki gelir dağılımındaki adaletsizliği bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. Buna göre dünyanın en zengin 85 kişisi, üç buçuk milyar insanın sahip olduğu servete sahiptir. Yani bu 85 kişi dünyanın yarısının gelirine maliktir.
İslam’ın ruhuna ters, Allah’a kulluk ve Rasûlüne ümmetlikle bağdaşmayan Müslüman imajından rahatsız olan herkes Müslümanların arasını açacak her türlü oyuna girişiyor. Bunu ırk, mezhep ve meşrep taassubunu kullanarak yapıyorlar çoğu zaman. Müslümanların bu farklılıklarını bir kenara koyup ortaklaşa hareket etmeliler çünkü düşmanları birdir.