adem ergül

İnsan Kendi Kendini Terbiye Edebilir mi?

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül, "İnsan kendi kendini terbiye edebilir mi?" sorusunu cevaplıyor.

Tasavvuf Genç İşi midir?

 Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül, "tasavvuf genç işi midir?" sorusunu cevaplıyor.

Adam Yetiştiren Liderler

İnsan sarraflığı da ayrı bir kabiliyet… Adam yetiştiren liderler, “bana ne” demeyen, sadece gerçeği söyleyip gitmeyen; aksine yapılması lazım gelen her ne ise o işe, başından sonuna himmet edip kişinin elinden tutan ve yola koyan kimselerdir. İnce düşünülürse, şu âlemde bir insan inşâ ve ihyâ etmekten daha fazîletli bir amel ne olabilir? Bir küçük kâinât olan insanı, zayi olup gitmekten kurtarmak, ne azametli bir hizmettir!

Günaha Düşmemek İçin

Rabbimiz kendine sığınanı korur. Öyle günahlar vardır ki, Rabbin sıyaneti olmayacak olursa, insanın kendini koruması zordur. Bu itibarla kula düşen, günahlara karşı Rabbin koruma zırhına sığınmak ve taatlere karşı da O’nun yardımını niyaz etmektir.

Endonezya'nın İslam'ı Kabul Etmesindeki Sır

Dünya devletleri içinde -yaklaşık 250 milyonluk- en kalabalık Müslüman nüfüsuna sahip olan bugünkü Endonezya’nın islam’ı kabul etmesindeki sır

Çocuk Terbiyesinde Üslup

Pakistan’ın ünlü şairi Muhammed İkbal, babasının imanının derinliğini ve eğitim yöntemini yansıtan bir hatırasını anlatıyor. Çocuk terbiyesinde üslubun ne kadar önemli olduğunu anlatan kıssa...

Musa Efendi'den Zenginlere Uyarılar

Musa Topbaş Efendi’den -rahmetullahi aleyh- zenginlere uyarılar...

Allah Yolunda Kârlı Alış-veriş

Mekkeli sahabelerden Suheyb radıyallâhu anhın Allah yolundaki kârlı alış-verişi...

Ümmetin Birliği ve Cemaatler Meselesi

İslâm’ın birçok hükmü, sıhhatli bir cemaat teşekkülüne yöneliktir. Namaz, hac ve zekat gibi en temel ibadet hükümlerinde cemaatin zarureti ve faziletine dikkat çekilmiş, iyilik ve takvâ üzere birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi emredilmiştir.

Ümmetin Birliğini Önemseyen Üç Büyük Şahsiyet

Târihimizde üç şahıs vardır ki bunlar, İslâm vahdeti yolunda kâ’bına erişilmez bir ferâgat ve firâsetle hareket ederek arkalarından serâpâ hayır ve fazîlet hâtırâları bırakmışlardır.