“Allah kimseyi hastane köşelerine düşürmesin” sözü oldukça sık kullanılan bir deyim. Peki kapısından girenin çıkmak istemediği bir hastane var denilse ne düşünürsünüz?
Dünyayı âhirete hazırlık mekânı, âhireti de bu dünyanın devamı kabûl eden İslâm, bu iki âlem arasında beden-rûh, madde-mânâ bakımından en güzel ve mükemmel dengeyi kurmuş, böylece âhenkli ve müreffeh bir cemiyetin en sağlam zeminini oluşturmuştur.
Yavuz Sultan Selim’in çamurlu kaftanının hikayesi…
Hz. Hızır’ın -aleyhisselam- haftada bir vakit namaz kıldığı rivayet edilen cami...
Osmanlı toplumunun yüksek ahlâkî meziyetleri, bütün dünyanın gözlerini kamaştırmış, muhtelif sebeplerle bizleri sevmeyen ve hattâ can düşmanımız olan Batılı seyyah ve müdekkikleri dahî asırlar boyunca hayretler içinde bırakmıştır.
Can, cananı tanıyıp ona ram olmak ve aşkıyla vuslata ermek için yegane vesiledir. Burada canan asıl gaye durumundadır.
Anadolu'da yetişen mutasavvıf, alim, halk şairi, düşünür Yunus Emre'yi bizim Yunus yapan kapı...
Meşhûr menkıbelere göre Yûnus Emre, çok fakir bir kimse olup geçimini çiftçilik yaparak temin etmekteydi.
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin Sultan 1. Ahmed Hân’ın talebi üzerine yaptığı şu duâsı ne kadar mânâlı ve güzeldir...
İstanbul’u fethederek hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in müjdesine nâil olan Fâtİh Sultan Mehmed Han (1432-1481) yedinci Osmanlı sultânıdır. O Eefendimiz (s.a.v.) iltifâtına mazhar olmuş ve manen de bu işe hazırlanmıştır.