Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, eserlerinde sıkça kullandığı “ilâhî kudret akışları” ifâdesiyle kastettiği mânâyı anlatıyor.
Güneşin ışığında oynaşan çiçeklerin mavisi, pembesi, onların gönül açan tebessümleri ve rûhu okşayan güzel kokuları… Ve saymakla bitmeyecek diğer güzellikler… Duygu derinliğine sahip bir kalp için, her yer harikalar sergisi…
Yaşanmış, târihî bir vâkıa olan şu misal, her hâlükârda, tevekkül ve teslîmiyetle Allâh’a sığınan bir kulun Cenâb-ı Hak tarafından bazen düşmanı eliyle bile nasiplendirildiğinin güzel bir misâlidir.
Cenâb-ı Hakk’ın Kur’ân-ı Kerîm’de insanlığa ilk emri “Oku!” Yani Kur’ân’ı oku, kendini oku, kâinâtı oku…
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Süleyman Çelebi’nin yazmış olduğu Mevlîd-i Şerîf’in Nûr Bahri girişinde yer alan; "Hak Teâlâ çün yarattı Âdem’i Kıldı Âdem’le müzeyyen âlemi" beytini kısaca izah ediyor.
Dünyada 16. asra “Türk Asrı” denilmiştir. Bunun sebebi, sadece bu asrı dolduran askeri ve siyasi başarıların şa’şaa ve debdebesi değildir. Bilâkis onlarla birlikte ilimde ve güzel sanatların bütün şubelerinde aynı seviyede bir yükselişin gerçekleşmiş olmasıdır.
Şanlı mâzîmizin dünyalara değişilmez kıymetteki şeref tablolarını, saâdet asırlarının maddî ve mânevî sahadaki göz kamaştıran inkişaf ve ihtişâmını akla getiriyor. Mübârek ecdâdımızın emsalsiz bir incelik, nezâket, zarâfet ve hassâsiyetle inşâ edip cihan tarihine armağan ettiği fazîletler medeniyetini hatırlatıyor.
İnsanı olgunlaştıran, çilelerdir. Bir sâhildeki taşlara baktığımız zaman, üzerinde hiçbir sivrilik ve pürüzün kalmamış olduğunu görürüz. Zîrâ dalgalar asırlarca onları döve deve bütün sivriliklerini âdeta torna etmiştir. Çileler de böyledir.
Dostluk; sevenin sevilende kendi husûsiyetlerini görmesinden kaynaklanır. Gerçek dostlar arasındaki muhabbet, fizikteki birleşik kaplar misâli, his ve fikirlerde aynîleşmeyi sağlar. Zîrâ gerçek dostluk, iki gönül arasındaki cereyan hattı gibidir. Bu cereyanla, yâni muhabbet akışı ile, dostların her hâli birbirine sirâyet eder.
Cenâb-ı Hak, lutfettiği maddî-mânevî bütün nîmetlerden âhirette biz kullarını hesâba çekeceğini birçok âyet-i kerîme ile beyân buyurmuştur.