365 Lider Davranış

Allah'ın Anlaşıldığı Merkez

Kur’ân-ı Kerîm’de insanın anlama, akletme, idrâk, tedebbür, tefekkür, basiret ve firâset merkezi olarak kalbe dikkat çekilir. Kur’an’ı okuyan herkes, elbette bir şey anlar. Ama önemli olan murâd-ı ilâhîyi (Allah’ın kastettiği mânâyı) anlayabilmektir. 

İltifat Beklemeyen Hizmetkâr

İnsan yetiştiren liderler, özellikle çekememezlik (hased) illetinden kurtulmuş kimselerdir. Hizmet ve iltifat bekleyen bir gönül yapısından ziyade, hizmetkâr olmayı kendilerine şiar edinmişlerdir.

Gerçek Alimler ve Arifler Arasındaki Ülfet

Âlimlerin ve âriflerin birbirini değerlendirmeleri gıyaben olmamalıdır. Üçüncü şahısların yanında yapılan değerlendirmeler, çoğu zaman gıybet olmanın da ötesinde daha büyük yanlışların ve haksızlıkların yapılmasına sebebiyet verebilmektedir. Yanlış bir söz, hüküm, değerlendirme ya da bakış açısı söz konusu ise imkân ve fırsatını bulup bizzat ilgilinin yanına kadar gitmeli ve meseleyi açıklığa kavuşturmalıdır. Ümmet birliği ve Müslümanların birbirine hüsn-i zannının devamı için böyle yapmak en doğru yoldur.

Liderde Bulunması Gereken Asil Bir Duygu

Ümmetin mes’ûliyetini yüklenmek husûsunda taşıdığı büyük emânet ve mes’ûliyet şuurunu aksettiren sayısız fazîlet manzaralarından birine örnek gösterilecek Ömer İbn Abdülaziz'in idareciliği, her liderde bulunması gereken asil bir duyguyu bize gösterir.

Liderler İçin Büyük Nimet

Âlimler, hak ve hakikati tebliğde dik durdukları sürece, devlet için büyük bir nimettirler. Baştakiler, âlimlerin ilmine ve âriflerin irfanına saygılı oldukları sürece sağlam bir zemine basmış olurlar. Âhiret merkezli bir hayat, bu âleme nizam vermede ve istikâmeti muhafazada bir sigorta vazifesi görür.

Alan Değil Veren Kazanır

"Veren el, alan elden daha hayırlıdır." sözü İslam dininin takvadaki üstünlüğe işaret eder. Yardım etmeye, geçimini üstlendiğiniz kimselerden başlayarak çevrenizdekileri gözetmek, onlara iyiliklerde bulunmak her Müslümanın görevidir.

Gönüller Dergâh Olursa Ne Olur?

Hayatın med ve cezirleri arasında muvazeneyi (dengeyi) kaybedip yolunu şaşıran, uçurumun kenarına gelen nice kimseler vardır. Böyleleri, yaralı bir kuş gibi ürkek bakışlarla, tutunacak şefkat elleri ve sığınacak sıcak gönüller ararlar. İşte gönlü hamlıktan kurtulmuş Allah adamları, böyle zamanlarda bu gibi yaralı gönüller için bir şifâhâne vazifesi görürler. Şifâhâneye hasta olanlar gelir; öyleyse hiçbir hastayı bu kapılardan geri çevirmemelidir.

İnsanı İhyâ İçin Neye İhtiyaç Var?

Samimiyet ve ihlâs dolu bir yüreğin canlı bir tablosu... Bu güzellik ve sıcaklık karşısında, hangi gönül yumuşamadan durabilir? Hasbîlik, şu tablodan daha güzel hangi kelimelerle tasvir edilebilir? İşte hasreti duyulan gönül insanı ve özlenen gönül kıvamı budur.

Dünyada Cenneti Yaşayanlar

Fazîlet ve kemâl ehlinin birbirine olan muhabbet ve takdiri, ne güzel bir gönül aynasıdır. Böyle bir gönül kıvamı, sahibine daha dünyada iken cennet hayatı yaşatır. 

Gönle Huzur, İşlere Bereket Katan Büyükler

“Bereket, büyüklerle beraberliktedir” denilmiştir. İnsan, fıtıratı gereği her şeyi bilemez. Hayat, tek başına yaşanabilecek kadar kolay değildir. Yüce Yaratıcı varlığı birbirine muhtaç yaratmıştır.