Niyet, öyle sırlı bir frekans yayar ki, -Allah’ın izni ve irâdesi ile- muhatabın özbenliğini bile dönüştürüverir.
Mahzun gönülleri mesrur edenin gönlü mesrûr olur. Ağlayanı güldürmek, sıkıntıya düşeni feraha kavuşturmak, düşeni kaldırmak, dertliye dermân olmak, muhtacın elinden tutmak gibi nerede yıkık ve mahzun bir gönül varsa yanında olmak, ilâhî rahmeti ve feyzi sağanak yağmurlar gibi insanın üzerine çeken sâlih amellerdir. Şu gökkubbenin altında gönül huzuruna ve ilâhî rızaya eriştiren en kısa yollardan biri budur.
Allah Teâlâ, dil ile söylenmediği sürece, insanın içinden geçen menfi vesvese ve düşüncelerden dolayı bu ümmeti sorumlu tutmayacaktır. Büyüklerin “Söz vücut bulur” ya da “Belâ ağızdan çıkan söze bağlıdır” şeklinde ifade ettikleri hakikatler, bir hikmete dayanan tespitlerdir. Bu itibarla sözü oluşturan her bir kelimenin, hayra ya da şerre kapı aralayabileceğini düşünerek dikkatli konuşmak, dünyevî ve uhrevî selametimiz açısından önemlidir.
Komşu hakkı, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimizin üzerinde ısrarla durduğu bir konudur.
Nice büyük hayırlar, çok miktarda malı mülkü olanlar tarafından değil, kocaman bir yüreğe, samimi bir adanmışlığa sahip, fedakâr öncülerin liderliğinde gerçekleştirilmiştir. Öyleyse bir hizmet başlatılacaksa, önce adanmış gönüller bulunmalıdır. O varsa, yola çıkmaktan korkmamalıdır.
Gönülde îman ve niyet varsa, hizmete bir şekilde imkân ve fırsat da var demektir. Bu itibarla hizmet ve infak varlık yokluk meselesi değil bir gönü meselesidir. Gönlünüz kadar zenginsiniz. Gönül fukaralığı varsa, mal-mülk kişiyi zengin kılmaz.
Cömertlik, güzel ahlâkın anasıdır, denilmiştir. Bolluk bilincine sahip kimseler, sürekli vermeyi meleke hâline getirmişlerdir. Böyleleri etraflarına daima pozitif enerji yayarlar.
Dışlanan her insan, muhalif ya da düşman safına destek veren bir konuma itilmiş demektir. Bunun yerine herkesi bir şekilde daire içinde tutabilmek, dirayetli bir liderlik ister.
İstiğfar, Allah’tan bağışlanma dilemektir. İstiğfar, günah ve masiyetler neticesi gönülde oluşan buğulanmaları, siyah noktaları tertemiz kılan ve kalbi fıtrî safiyetine döndüren ilâhî bir tılsımdır.
İbâdetlere ve amellere derinlik ve seviye kazandıran sır, niyetlerimiz ve duygu derinliğimizdir.