Süveyda'da Neler Oluyor?

Süveyda’daki Dürzi çatışması İsrail’in stratejisini nasıl gözler önüne seriyor? Azınlıkları kullanma politikası Suriye ve bölge için hangi tehlikeleri doğuruyor?

Süveyda’da yaşanan olaylardan geriye kalan önemli notlar ve çıkarımlar...

SÜVEYDA’DA YAŞANANLARDAN ARDA KALAN NOTLAR

Kim Bu Dürziler ve Ne İstiyorlar?

Yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan Bedevi-Dürzi çatışmasının odağındaki grup Dürziler oldu. Kim oldukları sorusunun cevabı arandı. Dürziler, Şiiliğin bir kolu olan İsmaililikten türemiştir ancak zamanla kendi dini öğretisini oluşturmuş ne İslamla ne de Şiilik ile de ilişkisi kalmamıştır.

15 milyon dolayında nüfusları ile ağırlıklı olarak Suriye, Lübnan ve İsrail işgali altında yaşayan Dürziler siyasi olarak birkaç parçaya ayrılmış durumdalar. Al-Balaous ve Al-Hinawi önderliğindeki grup yeni Suriye hükümetini desteklerken, Süveyda’da yaşayan Hikmet el Hicri grubu İsrail’deki Dürzilerle İsrail’in himayesinde kalmayı tercih ediyor.

Özellikle Hikmet el-Hicrî’nin İsrail ile kurduğu ilişki ve dış müdahaleye açık politikaları, yalnızca Dürzîler için değil, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve Arap dünyasıyla olan kimliksel bağları açısından ciddi bir tehlike oluşturmaktadır.

Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat’a göre İsrail, Suriye'de karışıklık çıkarmak için bazı Dürzileri kullanıyor. Ona göre; “İsrail kimseyi korumaz, kendi çıkarları ve Arap ülkelerinin güvenliğine karşı tehlike oluşturmak için herkesi kullanır. İsrail hiçbir şey kaybetmeyecek ve Sünniler sayıca kalabalık oldukları için hiçbir şey kaybetmeyecekler. İlk kaybeden Dürzi azınlık olacak.

Dürziler Yanlış Trene mi Bindi?

İşgal devletinin medyasında İsrail’in Dürzileri koruyup kollamayı savunanlar kadar bunun tarihî bir hatanın tekrarı olabileceğini dillendirenler de var.

- Knesset üyesi ve aynı zamanda Siyonist medyanın önde gelen yayın organlarından Ma’ariv gazetesinin yazarlarından Ariyeh Eldad gazetedeki makalesinde İsrail’in Ortadoğu’da azınlıklar ve etnik gruplar üzerinden gerçekleştirdiği müdahalelerinin şimdiye kadar hep hayal kırıklıklarıyla sonuçlandığını belirtiyor. 

Eldad’ın makalesinde vurgulanan ana nokta, İsrail’in Ortadoğu’daki azınlık gruplara sağladığı desteğin uzun vadede başarılı olamaması. Yahudi yazar İsrail’in, bölgedeki rejim değişikliklerini gerçekleştirecek güçten yoksun kaldığını ve müttefiklerine kalıcı destek verme maliyetini göze alamadığını belirtiyor. Azınlık grupları da zamanla, İsrail’e güvenmenin riskli olduğunu fark ettiklerini söylüyor. İsrail’in, bölgedeki müttefiklerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığı, ancak bu gruplara kalıcı destek sunamadığı ifadeleri de yine ona ait.

“Ahmet Şara’nın En Büyük Hatası”

-Eski Tunus Dışişleri bakanı Dr. Refik Abdusselam’a göre “Şam'ın yaptığı en büyük hata, dış ilişkilerinde gereğinden fazla akıllı davranarak, içine zehir karıştırılmış bir miktar menfaat elde etmek için Körfez eksenine oynaması ve müttefiki ile komşusu olan Türkiye'den uzaklaşması olmuştur.” Diyor ki Refik Abdusselam; “Körfez size para verir ancak şartlı, ama konu İsrail olduğunda, koruma sağlamaz, sağlayamaz. Türkiye ise size para vermeyebilir fakat zor zamanlarda güvenlik ve askeri bir dayanak olur. Şam'ın, Körfez başkentlerini kızdırma endişesiyle Ankara ile ortak bir savunma anlaşması imzalama konusunda yavaş davranması, stratejik ve taktiksel bir hatadır."

İran Medyası Yine Şaşırtmadı

Esed rejiminin devrilmesi ile Suriye’de değişen jeopolitik dengeden en çok rahatsızlık duyan ülkelerin birinci İsrail ise ikincisi İran’dır. Hatta tersi de olabilir. Süveyda olaylarına kadar, Şara yönetimini ABD ve İsrail’in “kuklası” olarak gösteren İran medyası siyonist yapının Suriye’ye yönelik saldırılarını, hatta Şara’ya suikast tehditlerini görmezden geldi. Yetmedi, Süveyda’daki olayları süresince dezenformasyonun en ahlaksız örneğini sergiledi. İsrail’in aparatı durumundaki Hikmet el Hicri’yi olumlayan yayınlar yapmayı tercih etti. Tabi bu ahlaksız yaklaşım Sünni dünyayı şaşırtmadı. İran medyası, Suriye politikasının çökmesinin oluşturduğu travmayı Tahran'ın hâlâ atlatamadığını bir kez daha gösterdi.

Kaynak: Beytullah Demircioğlu, Altınoluk Dergisi, Sayı: 474

İslam ve İhsan

DÜNYA, GAZZE’DE YAŞANAN SOYKIRIMA NEDEN SESSİZ KALIYOR?

Dünya, Gazze’de Yaşanan Soykırıma Neden Sessiz Kalıyor?

GAZZE’DE NEDEN KITLIK OLDU?

Gazze’de Neden Kıtlık Oldu?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle