Şükretmeyi Unutturan Gaflet Halleri

Aciz olan insan sahip olduğu her nimetin şükrünü eda etmesi gerekirken bu nimetlerin daima olması zorunluymuş gibi davranarak gaflete düşer. İşte bizlere şükrü unutturan gaflet halleri...

Reseptörlerin en uç organdan anlık iletiyi işleyip, sinirlerin bunu merkeze taşıması, saniyenin çok ufak kısmında buna tepki verilmesi, bu konuyu merkeze soracak mıydık, ezberden mi cevaplayacaktık gibi muhakeme gerektiren konuların bu kadar mükemmellikte, hızda ve çok düşük hata ile cevaplanıyor olması karşısında yorumumuz; şükürden aciziz…

Yorgun ya da hasta olduğumuzda sıkça kullandığımız; “kolumu kaldırmaya (bile) takatim yok” cümlesinde aslında farkında olunmayan ciddi bir gaflet olduğunu düşünürüm. Sanki kolunuzu kaldırmak küçük, kolay, önemsiz bir iş gibi...

İçinde iki ekmek bulunan poşetin taşınmasında emeği olanları takdir, bunu lütfedene şükür amacıyla yazılacak en kısa yazı birkaç cilt doldurur emin olun. Bu yazıda, işte bu muhteşem organizasyona ait birkaç olayın hikâyesini tefekküre vesile olması ümidiyle paylaşalım.

Kaş Çatmak İçin Bile 43 Kas Kullanıyoruz

Motor faaliyet dendiğinde, yapılması planlanan faaliyetin karar vericisi, tahmin edilebileceği gibi beyindir. En basit iş kabul edilebilecek kaş çatmak için bile 43 kas kullanıyoruz. Basit demişken, yüz felci olanlara sormak lâzım “ kaş çatabilme nimetinin” büyüklüğünü…

Beyin Sağlığı Nasıl Bir Nimettir

Bir sabah kalktığınızda “bir tuhaflık” hissettiniz. Aynaya baktığınız da yüzünüzün bir tarafı dün geceki gibi. Diğer tarafı başka birinin yüzü gibi. Hareket etmiyor. Dolayısıyla gülemiyorsunuz, ağzınız bir tarafa sarkmış, karşı tarafta kaşlarınızı çatabiliyorsunuz, bu tarafta “tık yok.” Sebep, dün gece klima karşısında uyumuş olmak da olabilir, geçirilen bir enfeksiyon da…

Daha kötüsü beyin tümörü de böyle başlayabilir. Baş bölgesinde “kafa çiftleri” denen 12 adet sinir yüzümüzün faaliyetlerini icra etmesini sağlıyor. Bu sinirlerden birinin geçtiği güzergâhta baskıya maruz kalması, faaliyetinin geçici ya da kalıcı olarak kaybına yol açıyor. Bel fıtığı ya da karpal tünel hastalığındaki prensiple aynı. Milimetrik hareketler bütün organizasyonu bozuyor.

Beynimizin motor korteks denilen alanından çıkan talimatların başka bir icracı organı “periferik sinirler”. Beynin doğal uzantısı diyebileceğimiz omurilik; omurgamızın içinden aşağıya kadar uzanıp kalça kemiğinin en üst seviyesinden 2-3 cm yukarıda sonlanıyor. Burası da özellikle önemli. Beyinde üretilen ve beynin içinde bulunduğu “ beyin omurilik sıvısı” (BOS) buraya kadar iner. Basit sayılabilecek bir işlemle buradan alınacak sıvının analizi beyne ait önemli bulgular verir. Menenjitin en kolay/garanti tanısı bu sıvının incelenmesi ile konur.

Omurilik Rahatsızlığında Meydana Gelenler

Aşağıya inmekte olan omurilik her omur seviyesinde dallar verir. Bu sinirlerin birçok faaliyetinden sadece biri “motor fonksiyondur”. Haber bültenlerinde sık görürsünüz “minik çocuğun yürümesi için… Milyon TL’ye ihtiyaç var.” Niye? SMA denilen hastalık nedeniyle yürüyemiyor… (birçok tipi maalesef ölüme kadar gidiyor).

Omurilikte sinirlerin çıktığı alanda (ön boynuz hücreleri) görevli olan SMN geni bozuk olduğunda, smn proteini üretilemiyor ve sinir hücreleri tek tek ölmeye başlıyor. Bir tek genin yaptığı bir tek protein varsa varsınız. Yoksa… Bunun gibi haberiniz olmadan sizin için çalışan enzimler, proteinler… Allah yokluklarını göstermesin. Buradan çıkan sinir lifi görevli olduğu kasa gidip yapışıp buradaki proteinleri harekete geçiriyor. Aktin, miyozin, troponin… Kas dediğimiz organı; kas lifleri(hücreleri) oluşturuyor. Hepsi bir kılıf içinde toplanıyor, birlikten kuvvet doğuyor.

Resimde görüldüğü gibi bir sinir lifi birçok kas lifini aynı anda uyarabilir. Kas hücreleri (lifleri) sinirden gelen talimatla kasılıp, yapıştıkları kemiklerin (ve eklemlerin) hareketini sağlar. Biz 3 cümle ile özetledik ama bu kasılma sırasında görev yapan ve her bir kas lifinde ölçülemeyecek kadar çok miktarda bulunan proteinlerin sadece isimleri bile epeyce yekûn tutuyor.

Bir kasın kasılması kadar gevşemesi de karmaşık. Daha önemlisi bir kas grubunun kasılması sırasında karşıt etkili kasların da gevşemesi gerekiyor. En basiti gözünüzde içeri ve dışarı bakmaya yarayan kaslar koordine çalışamıyorsa “şaşılık” oluyor. Ayrıca adım atarken bir grup kas kasılırken diğerleri gevşiyor ama aynı saniye içinde diğer bacakta bu faaliyetin icra edilmesi ve bunun diğer bacakla muazzam bir uyumla yapılması gerekiyor. Askerlik yapanlar törenlerde çektikleri sıkıntıları hatırladıklarında bu sisteme daha fazla hayranlık duyacaklardır.

Bunların dengeli ve amaca yönelik olması için çalışan reseptörler, farklı sinir yolları, beyincik, iç kulak demeye sayfamızda yetmez sabrımızda. Teknik ayrıntılar aslında çok da önemli değil. Biz ne mucizeler gördük bugüne kadar. Ama reseptörlerin en uç organdan anlık iletiyi işleyip, sinirlerin bunu merkeze taşıması, saniyenin çok ufak kısmında buna tepki verilmesi, bu konuyu merkeze soracak mıydık, ezberden mi cevaplayacaktık gibi muhakeme gerektiren konuların bu kadar mükemmellikte, hızda ve çok düşük hata ile cevaplanıyor olması karşısında yorumumuz; şükürden aciziz…

Kaynak: Fırat Erdoğan, Altınoluk Dergisi, 2020-Kasım, Sayı:417

ŞÜKÜR İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Şükür İle İlgili Ayet ve Hadisler

HAMD VE ŞÜKÜR İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Hamd ve Şükür ile İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.