Son Peygamber ve Ehl-i Kitaba Uyarılar

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) son peygamber oluşu, Ehl-i Kitap’a yapılan uyarılar ve kullukta samimiyetin önemi Kur’an ayetleri ışığında ele alınıyor.

Sadece İsa -aleyhisselâm-’ın müjdesi değil, tâ Hazret-i Âdem’den itibaren «nûr-i Muhammedî»si ile bütün peygamberlerin alnında ve ufkun parıldayan ebediyet müjdesi ve sonsuzluk güneşi olan Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bütün insanlık için artık son peygamber ve yegâne kurtuluş vesilesi.

EHL-İ KİTAP VE KULLUKTA SAMİMİYET MESELESİ

Artık bütün insanlığa düşen, bu ilâhî lutfa sımsıkı sarılmak. O’na cân u gönülden teslim olmak.

Bütün insanoğluna gereken bu ilâhî müjdeye cân u gönülden sarılmak... Hele kitab ehli olanlar, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e Hazret-i İsa’nın da müjdesi îcâbı îmân etmekte en önde koşanlar arasında yer almalıdırlar. Cenâb-ı Hak, bu zarûreti görmeyip de inkâra sapanları âyet-i kerîmelerde şöyle îkāz etmektedir:

“Ey ehl-i kitab! (Gerçeği) görüp de bildiğiniz hâlde niçin Allâh’ın âyetlerini inkâr edersiniz?” (Âl-i İmrân, 70)

“Ey ehl-i kitab! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?” (Âl-i İmrân, 71)

Bilhassa Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- devrinde O’nun peygamberliğini fark ettikleri hâlde sırf nefsânî sebeplerle îmân etmeyen ehl-i kitab hakkında inen bu âyetler, aynı durumda olan herkesi ihtivâ etmektedir.

Demek ki asıl mesele, kullukta samîmiyet.

Çünkü inkâr edenlerin çoğu, Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğinden zerre kadar şüphe etmiyorlardı, fakat kendi çıkarları ve beklentilerinin dışında bir tecellî olduğu için O’nu kabullenmek istemediler. Yani kulluklarında samimiyetsizlik gösterdiler. İstikametlerini kaybettiler ve ebedî hüsrâna dûçâr oldular.

Düşünemediler ki istikamet samimiyete bağlıdır.

Hangi hâl içinde olursa olsun Allâh’a kullukta ihlâs ve takvânın ehemmiyeti, son derece yüksektir.

Eğer kul, Allah yolunda müttakî ve muhlis bir gönle sahipse onun hâli istikamet üzere devam eder. Değilse, istikametini kaybeder, Allâh’a ve Rasûlü’ne uzak düşer.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

MUHABBETULLAH’A NASIL ULAŞILIR? SAMİMİYET VE KULLUĞUN ZİRVESİ NEDİR?

Muhabbetullah’a Nasıl Ulaşılır? Samimiyet ve Kulluğun Zirvesi Nedir?

ALLAH’A MUHABBET (MUHABBETULLAH) İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Allah’a Muhabbet (Muhabbetullah) İle İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.