Sığınmacı Çocuklar Sınırda Umutla Bekliyor

Sığınmacıların, Avrupa'ya gitme umuduyla Yunanistan sınırındaki bekleyişleri, 26. gününde sürdürürken, derme çatma çadırlarda bekleyen sığınmacıların arasındaki en mağdur kesim ise çocuklar.

Sığınmacıların, Avrupa'ya gitme umuduyla Yunanistan sınırındaki bekleyişleri, 26. gününde sürüyor.

Binlerce sığınmacı, hemen her gün sert müdahalelerine maruz kaldıkları Yunanistan'ın kapıları açması umuduyla Edirne sınır hattındaki bekleyişlerine devam ediyor.

Derme çatma çadırlarda bekleyen sığınmacıların arasındaki en mağdur kesim ise çocuklar.

Çocukluklarını yaşayamayan, haklarından yoksun, sınırda neden beklediklerini dahi bilmeyen sığınmacı çocuklar, neredeyse bir aydır birçok zorluğa göğüs germeye çalışıyor.

Sığınmacı çocuklar, kimi zaman Yunanistan'ın gaz bombalarından nefessiz kalıyor, kimi zaman da soğuk ve yağışlı havanın yaşattığı zorlukları çekiyor.

Yağışlı geçen günlerde su alan çadırlarda yağmurun dinmesini bekleyen çocuklar, ayazla da mücadele ediyor.

OYUN ARKADAŞLARI BAZEN JANDARMA BAZEN DE POLİS OLUYOR

Sığınmacı çocukların oyun arkadaşı kimi zaman jandarma, polis kimi zaman da sınırda görevli kamu personeli oluyor.

Bazen babalarının kurduğu salıncakta sallanan çocuklar, bazen de futbol oynuyor. Topu olmayan bazı minikler ise konserve kutusuyla futbol oynamaya çalışıyor.

Edirne Valiliği, İl Göç İdaresi, AFAD, Kızılay ve sivil toplum kuruluşları, sığınmacılara yemek ve temel insani ihtiyaçlarını karşılama konusunda yardımcı oluyor. Çocuklara zaman zaman çikolata ve şeker dağıtılıyor.

Sığınmacı çocukların mahzun ve masum bekleyişleri, aileleriyle devam ediyor.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.