“Seslerin En Çirkini Merkeplerin Sesidir...” Ayeti

Müslüman nasıl konuşmalıdır? Konuşurken nasıl bir hassasiyet gözetmelidir? Bu hususta ayetler nasıl uyarıyor? Lokman sûresi 19. ayeti nasıl anlamalıyız? Verilen misallerin hikmet nedir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.

Cenâb-ı Hak “kavlen kerîmâ” buyuruyor. (İsra 23) Anan, baban yaşlanır yahut yaşlı bir insan görürsün, muhtaç bir insan görürsün; “kavlen kerîmâ”, ikramkâr konuş diyor. Onu aman güle güle vesaire şu bu, onu kenara bırakma. “Kavlen kerîmâ” ikramkâr konuşuyor. “Kavlen meysûrâ” buyuruyor, hiçbir şey veremiyorsun, bir kimseyi teselli et buyuruyor, gönlüne sevinç ve birkaç söz söyle diyor (İsrâ Sûresi, 28). “Kavlen ma’rûfâ” buyuruyor, güzel ve tatlı dille konuş diyor (Nisâ Sûresi, 5, 8). Yerinde uygun bir söz söyle diyor. “Kavlen leyyinâ” diyor; bir suyun akışı gibi yumuşak olan, onun ruhuna gidecek bir damar bul diyor Cenâb-ı Hak (Tâhâ Sûresi, 44). Nâzik ve latif bir dil olacaksın, asla kaba dil olmayacak.

MERKEP SESİ MİSALİ NEDEN VERİLİYOR?

Cenâb-ı Hak arkadan misal veriyor, hep Cenâb-ı Hak misaller veriyor; “Unutma ki” diyor, “seslerin en çirkini merkeplerin, eşeklerin sesidir” buyuruyor (Lokman Sûresi, 19). Yani insan merkeplerin konuştuğu gibi konuşmayacak. İncitici ve eza verici değil, şifa verip hâli ıslah edici olacak. İmam Rabbânî diyor ki şunu iyi bilir ki diyor: “Cenâb-ı Hakk’ın kalp komşusudur” diyor. Onun mukaddes zatına kalpten daha yakın bir şey yoktur diyor Cenâb-ı Hak’ka. O hâlde ister mümin olsun isterse günahkâr olsun kalbe eziyet etmekten sakın diyor. Çünkü komşu, aside olsa (değerlidir). Onun için Bezm-i Âlem Vâlide Sultan’ın kurduğu Şam’da bir vakfiyesinde, çalışanların kırdığı eşyaları tazmin etme vakfı var. Onlar azarlanmayacak diyor. Yanlışlıkla kırdı, azarlanmayacak; bir nazargâh olan bir kalbe bir diken batırılmayacak diyor. Yani Cenâb-ı Hak bizden mümin, hassas, zarif, ince ruhlu bir kalp istiyor. Kalpten tekâmülen evliyaullahı da gördüğümüz zaman hep bu bir seviyeyi taşıyorlar.

İslam ve İhsan

MÜSLÜMANIN KONUŞMA VE DİNLEME ADABI NASIL OLMALIDIR?

Müslümanın Konuşma ve Dinleme Adabı Nasıl Olmalıdır?

KONUŞMA ADABI KURALLARI NELERDİR? MADDE MADDE

Konuşma Adabı Kuralları Nelerdir? Madde Madde

KUR'ÂN-I KERİM'DE KONUŞMA ÂDÂBI

Kur'ân-ı Kerim'de Konuşma Âdâbı

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN KONUŞMA ADABI NASILDI?

Peygamber Efendimiz’in Konuşma Adabı Nasıldı?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.