Şehirlerin Eski İsimlerini Biliyor Musunuz?

Osmanlı Devleti’nde taşra; köy, kaza, sancak, eyalet şeklinde idâre edilirdi. Yönetim birimleri ilginç isimlerle anılırdı. Bazı şehir isimlerinin Türkçe’de bir mânâsı bile yoktu. Şehirlerin eski adlarını okurlarımız için derledik.

Haber: Murat Karadeniz

Yaşadığınız şehrin eski adını biliyor muydunuz?

ADANA

ADANA: 1926'ya kadar KOZAN. 1926'da Kozan ilçeye dönüştürülüyor. Yine CEBELİBEREKET ismiyle o bölgede bir il daha var. 1933'te Cebelibereket lağvoluyor ve ilçeleriyle birlikte Adana'ya bağlanıyor. Adana ilinin adı 1933'te değiştirilerek SEYHAN isimli bir il haline geliyor. 1956'da Seyhan, Adana oluyor.

AFYON

AFYONKARAHİSAR: KARAHİSAR-I SAHİB

AĞRI

AĞRI: BAYAZIT

ARTVİN

ARTVİN: 1921'de il olmadan önceki ismi LİVANE

BİLECİK: ERTUĞRUL

balıkesir

BALIKESİR: KARESİ

Bingöl-

BİNBÖL: GENÇ

BURSA: HÜDAVENDİGAR

ÇANAKKALE

ÇANAKKALE: BİGA

ANTEP

GAZİANTEP: Türk halkının Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği yiğitlik nedeniyle şehre 1921'de "Gazi" unvanı verilmiştir. Eski ve halk arasındaki adı ANTEP.

Çankırı

ÇANKIRI: KÂNGIRI

ÇATALCA: 1926'ya kadar ilmiş...

diyarbakir

DİYARBAKIR: DİYARBEKİR

elazig-

ELAZIĞ: ELAZİZ

ERZURUM: ARZ-I RUM

GİRESUN

GİRESUN: 1921'de il oluyor. 1925'te KARAHİSARIŞARKİ isimli bir başka il, ŞEBiNKARAHİSAR ismini alıyor. 1933'te Şebinkarahisar il olmaktan çıkarılıp, Giresun'a ilçe olarak bağlanıyor.)

kahramanmaras-madalya

KAHRAMANMARAŞ: Şehre 1973'te Kahraman unvanı veriliyor. Eski ve halk arasındaki adı MARAŞ.

KIRKLARELİ

KIRKLARELİ: KIRKKİLİSE

MANİSA

MANİSA: SARUHAN

Mugla-İli-modadekorum

MUĞLA: MENTEŞE

Rize

RİZE: LAZİSTAN

sanliurfa-

ŞANLIURFA: Türk halkının Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği yiğitlik nedeniyle şehre 1984'te "Şanlı" unvanı veriliyor. Eski ve halk arasındaki adı Urfa.

TUNCELİ

TUNCELİ: DERSiM

YOZGAT

YOZGAT: BOZOK

SAMSUNE

SAMSUN: CANİK

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • eski isimler daha güzel niye değiştrme ihtiyacı olmuş ki?

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.