Ruhun Şifası İslam’da mı, Bâtıl Akidelerde mi?
İslam’ın sunduğu muhteşem şifa varken, ruhî sekînet bâtıl Uzak Doğu ritüellerinde aranabilir mi? Yoga ve meditasyon gibi uygulamalar gerçek bir çare mi, yoksa sadece nefsânî bir ağrı kesici mi?
Bugün üzülerek görüyor ve duyuyoruz ki; bâtıl Uzak Doğu dinlerinin ibâdetleri olan yoga, meditasyon ve benzeri uygulamalar, bizim ülkemizde de insana rûhî ve bedenî bir faydası olacağı iddiasıyla pazarlanmaktadır.
İSLÂM’IN BAŞKA BİR AKÎDEYLE TE’LİFE İHTİYACI VAR MI?
Bu son derecede tehlikeli tuzaklara da, câhil halktan ve dînî tahsilden mahrum nice insanlardan düşenler olmaktadır. Hâlbuki; İslâm muhteşemdir. İkmal ve itmâm olunmuştur. İslâm’da, bir insanın ihtiyaç duyacağı; rûhî, zihnî ve bedenî her türlü şifâ ve devâ mevcuttur.
İslâm’ın hiçbir başka akîde veya sistemle te’life ihtiyacı yoktur. Bunun cevâzı da yoktur. Zira İslâm; mükemmeldir, muhteşemdir, tavize ve protez nev‘inden bir desteğe ihtiyaç hissetmez. Çünkü Kur’ân ve diksiyonu Allâh’a aittir. Kıyâmete kadar ebedî bir mûcizedir.
YOGA VE MEDİTASYON GERÇEK BİR ŞİFA SAĞLAR MI?
Yoga ve meditasyon gibi uygulamalarla dertlerine çare arayanlar; “Faydasını görüyoruz, işin dînî kısmı bizi alâkadar etmiyor. Biz bir teknik olarak yararlanıyoruz.” gibi bahane ve mâzeretlerle kendilerini müdafaa ediyorlar. Hâlbuki; gördüklerini iddia ettikleri fayda, aslında bir aldatmacadır. Bir bakıma hayâlî bir halüsinasyon gibi tuhaf bir sürüklenmedir. Farklı iddia edilse de asla rûha ait bir sekînet değildir, sadece nefse ait geçici bir hazdan ibarettir. Âdetâ bu, gerçek mânâda ruhtaki mânevî ihtiyacı fark ettirmeyen nefsânî bir ağrı kesici gibidir.
Secdede Rabbiyle buluşan bir mü’min; yogaya, meditasyona asla iltifat etmez! Bu tür uygulamaların; ineğe tapan, putperest, çok tanrılı, âciz ve zavallı bir bâtıl inancın çıkmaz sokaklarında boşuna bir saâdet aramak olduğunu görür.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık



YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!