Ruhun Gıdası Nedir?

Ruhun gıdası nedir? Bedenimizi nasıl günde 2-3 sefer doyuruyorsak, rûhumuzun da gıdâsını vermemiz zarûrîdir. Ruhumuzun gıdası «zikrullah»tır ve bunun da en bereketli vakti seherlerdir. Zira ilâhî feyiz ve rûhâniyetler sofrası seher vaktinde açılır.

Seherlerin ihyâsı; gündüzleri mü’min kalbine gelebilecek nefsânî günah taarruzlarına karşı, kul için bir paratoner / siper-i sâika vazifesi görür.

Seherlerde «teheccüd» çok mühimdir. Peygamber Efendimiz; gece namazını, seferlerde dahî terk etmemiştir.

Seherler, gecenin son üçte biridir ve günün bereketidir. Rûhânî hayatımızın seherlerde kazanacağı muhafaza ve kuvvet, başka bir vakitte elde edilemez.

İSTİĞFAR ETMENİN ÖNEMİ VE FAZİLETİ

Cenâb-ı Hak; takvâlı, ihlâslı kullarını tarif ederken seherlere dikkat çekerek;

“Seher vakitlerinde istiğfâr edenler…” (Âl-i İmrân, 17) buyurmaktadır.

Rabbimiz, bu mübârek vakitlerde, kulun; «Kendisi»ne ilticâ etmesini, af ve mağfiret talep etmesini arzu etmektedir.

Fahr-i Kâinât Efendimiz de ismet sıfatıyla muhafaza edildiği, geçmiş ve gelecek zelleleri de ilâhî mağfiretin teminatı altında olduğu hâlde; her gün 70 yahut 100 defa istiğfâr ettiğini ifade buyurmaktadır.

LÂ İLÂHE İLLÂLLAH ZİKRİNİN FAZİLETİ

Rasûlullah Efendimiz;

“Kelime-i tevhidle îmânınızı tazeleyin…” buyurmakta… (Bkz. Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)

«Lâ ilâhe illâllah!» zikrine devam etmek… Kalpten mâsivâyı, çirkin duyguları atıp, yalnızca Allâh’a îman, muhabbet ve O’nun râzı olacağı duygularla kalbi tezyin edebilmek…

SALÂT Ü SELÂM GETİRMENİN FAZİLETİ

Seherlerin bereket sofrasında «salevât-ı şerîfe» de çok mühim: Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler. Ey îmân edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir teslîmiyetle selâm verin.” (el-Ahzâb, 56)

Salât ü selâm; Peygamber Efendimiz’e muhabbet ve vefâmızın, duâ ile beyanıdır. O’na bey‘at ve ittibâımızın îlânıdır.

Sahâbe Efendilerimiz, dünyada fiilen O’nunla beraber olmanın rûhânî lezzetini tattı. Âhirette de beraberlik nimetine kavuşmak için her şeyini fedâ etti.

Biz ise 1400 sene sonra geldik.

Bizim için de en büyük gaye ve en büyük mânevî lezzet, âhirette O’nunla beraber olabilmek…

Bunun da yolu:

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96)

Yani, -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in her hâlini gönül iklimimize aktarabilmek.

Cenâb-ı Hak nasîb eylesin!..

Âyet-i kerîmede;

“Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin!” (el-Ahzâb, 41) buyuruluyor. Zikir; seher vaktinin o nûrânî ve rûhânî ikliminde, kulun gönül âleminde tam bir itmi’nâna vesile olur.

Yediğimiz gıdâlar nasıl vücudumuzun bütün fakültelerinden geçiyorsa; seher vaktindeki zikrullah da bütün mânevî uzuvlardan yani letâiften geçmeli, zikir bütün vücuda yaygınlaştırılmalıdır. Gönül dünyamız, mânevî bir doyuma ulaşmalıdır. Güne böyle bir seher ziyafetiyle girilmelidir.

Böyle bir rûhâniyetle girilen gündüzlerde de, geceye hazırlık hâli muhafaza edilmelidir. Göz, kulak ve dil gibi, kalbe malzeme taşıyan âzâlarımız; asla haramlara ve günahlara mâruz bırakılmamalıdır. Böylece gündüzlerden de geceye bir hazırlıkla girilmelidir.

Güneş ve ay, gece ve gündüz birbirinin ardından, bir değişim içinde nasıl birbirlerini takip ediyorlarsa; mânen ihyâ edilen seherlerde geceye hazırlanmalı, bu şekilde girilen gündüzlerde de takvâlı bir hayat ile geceye hazırlanmalıdır.

Gecenin de gündüzün de bereketini alabilmemiz ancak bu müteselsil gayretlerle mümkün.

Hazret-i Mevlânâ, dünyada ve ten kafesinde mahpus olan rûhun kurtuluşunun zikrullah olduğunu şu teşbihle ne güzel îzâh eder:

“Senin Yûnus -aleyhisselâm- gibi olan rûhun; balık karnı gibi olan bedeninde türlü sıkıntılar içinde kavruldu, pişti. Allâh’ı tesbih etmekten başka, onun kurtuluş yolu yoktur.

Hazret-i Yûnus, ettiği tesbih bereketiyle balığın karnından kurtuldu.”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2018 Ay: Şubat Sayı: 157

ZİKİR ÇEKMENİN FAZİLETLERİ

Zikir Çekmenin Faziletleri

SALAVAT NEDİR, NASIL GETİRİLİR?

Salavat Nedir, Nasıl Getirilir?

SALÂVAT-I ŞERİFELERDEN SEÇMELER

Salâvat-ı Şerifelerden Seçmeler

GÜNDE 100 DEFA LÂ İLÂHE İLLALLAH DEMENİN MÜKÂFATI

Günde 100 Defa Lâ İlâhe İllallah Demenin Mükâfatı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.