Zikir Çekmenin Faziletleri

Ayetlerden ve hadislerden rivayetle Allah'ı zikretmenin faziletleri, zikrin anlamı, zikir meclisleri, zikrin insana faydalarını haberimizden okuyabilirsiniz.

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

“Her kim günde yüz kere “Allah’ı hamd ile tesbih ederim” derse o kimsenin hataları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür, yâni mağfiret olunur.”

Hadîs-i şerîfi, Buhârî Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 65) Bu hâdis-i şerîf mü’minler için büyük bir tebşîrdir, yani müjdedir.

Yine Ebû Hüreyre’den rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“İki kelime vardır ki Rahman Teâlâ’ya sevgili, lisanda hafif, mîzanda da ağırdırlar. Bunlar:

“Allah’ı hamd ile tesbîh ederim, büyük Allah’ı tesbîh ederim.” kelimeleridir.” (Buhârî, Deavât, 65)

ALLAH'I ZİKREDENİN HALİ

Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

“Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66)

Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir.

Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir.

Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır.

Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında:

“Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)

ZİKİR EHLİNİ ARAMAK

Yine Buharî’nin Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivâyet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır.

“Allah Teâlâ Hazretlerinin husûsi bazı melekleri vardır ki, yüryüzünde elh-i zikri aramak için dolaşırlar. Ne vakit ki Allah’ı zikreden bir cemâat bulurlarsa birbirlerine nidâ ederek «Geliniz aradığınız buradadır» diyerek orada toplanırlar. Ve o mevkii kanatlarıyla semâya kadar çevirirler. Sonra Allah Teâlâ Hazretleri, o ehl-i zikrin ahvâl ve akvâlini, o meleklerden daha ziyâde kendisi bildiği halde onlara hitaben:

Kullarım ne söylüyorlar? der. Melekler;

– Seni tesbîh ve tekbîr ediyorlar. Sana hamdediyorlar. Seni temcîd ediyorlar. Allah Teâlâ:

Beni hiç görmüşler mi? der. Melekler de:

– Hayır yâ Rabbi Zâtına kasem ederiz ki hiç görmemişler, derler. Allah Teâlâ

Pekiyi, beni görselerdi nasıl olurlardı? Melekler:

– Eğer Seni görselerdi sana daha çok ibâdet ederler; seni bütün kudretleriyle temcîd ederler, seni bütün kuvvetleriyle tesbîh ederlerdi, derler. Allah Teâlâ:

– Kullarım benden ne istiyorlar? der. Melekler:

– Senden cenneti istiyorlar, derler. Allah:

– Orayı görmüşler mi? der. Melekler de:

– Hayır, yemin ederiz ki hiç görmemişler.

– Pekiyi görselerdi nasıl olurlardı?

– Eğer görselerdi oraya daha fazla düşkün olurlardı, orayı daha fazla arzu ederlerdi, oraya daha fazla rağbet ederlerdi, derler. Allah Teâlâ:

– Pekiyi nelerden Allah’a sığınıyorlar? Melekler:

– Cehennemden, derler.

– Pekiyi onu hiç görmüşler mi?

– Hayır, Vallahi hiç görmemişler.

– Pekiyi ya bir görselerdi nasıl olurlardı?

– Eğer bir görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha fazla korkarlardı.

Bunlardan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurur:

– Sizi şâhid tutarım ki, ben bu kullarımı mağfiret ettim.

İçlerinden bir melek şöyle der:

– Yâ Rabbi, filan onlardan değildir, o bir işi için onların arasına gelmiştir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

– Madem ki beraber duruyorlar, onlarla beraber oturanlar şekavetten uzak olurlar.” (Onları da mağfiret ettim.) buyurur. (Buhârî, Deavât, 66)

FAZİLETLİ ZİKİRLER

“Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.” Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715)

Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar.

Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur. Mânâsı;

“Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.”

“Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır” kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Hâkim, I, 727)

“Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de:

“– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)

“Kelime-i Tevhîd, yani لَااِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” (Tirmizî, Duâ, 9/3383)

“Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 1279)

KALBİN CİLASI ALLAH'I ZİKRETMEKTİR

“Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman «İşte mecnûnun biri» desinler.” (İbn Hanbel, III, 68)

“Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin.” (Ali el-Müttâkî, no: 1848)

“Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” (Buhârî, Menâkıb, 24) Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.”

“Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” (İbn Hanbel, I, 172)

“İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir kadar efdal olamaz.

“Allah’ı zikretmek kalblerin şifasıdır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)

Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi cihetiyle bizzat şifâdır.

“Zikir sadakadan hayırlıdır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)

“Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972)

“Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun.” (Heysemî, X, 82)

“Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)

ALLAH'I ÇOK ZİKREDEN KİMSE 

“Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.” (Beyhakî, Şuab, I, 414)

Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.

“Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)

“Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” (Ali el-Müttâkî, no: 1859)

“Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” (Ali el-Müttâkî, no: 1873)

“Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” (Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)

“Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” (Heysemî, X, 78)

“Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” (Beyhakî, Şuab, I, 367)

“Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, VIII, 90)

Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan etdiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüd vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz.

“Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 690)

Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.

40 HADİS EZBERLEYİP ÖĞRETEN KİMSE

“Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 8637)

“Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” (Tirmizî, Hac, 41/866)

“Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” (Hâkim, IV, 289)

“Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” (Buhârî, Rikâk, 41)

Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.

“Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” (Ali el-Müttâkî, no: 6788)

“Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.”

“Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” (Beyhakî, Şuab, VII, 361)

“Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” (Ahmed, I, 73)

“Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 394)

“Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20)

“Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” (Müslim, Cenâiz, 1)

Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.

“Son sözü "La ilahe illallah" kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)

“Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.”

“Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” (Ali el-Müttakî, no: 43738)

“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” (Beyhakî, Şuab, I, 388) Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.3

Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • ESSELEMÜ ALEYKÜM VERAHMETULLAHİ VEBEREKETÜHÜ VE DAİMEN EBEDE SEVABINI MÜKAFAATINI ALLAHDAN BAŞKA KİMSENİN BİLMEDİĞİ SALAVET ALLAHIM HALDE VE GELECEKDE DÜNYA VE AHİRET ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNE VE NEBİYYİNE MUHAMMED SALLALLAHÜ ALEYHİ VESELLEM FİL EVVELİNE VEL AHİRİN ADEDE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE ZİNETE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE MİLA MA ALİMALLAHÜ TEALA AMİN AMİN AMİN

    ESSELEMÜ ALEYKÜM VE RAHMETULLAHİ VEBEREKETÜHÜ VE DAİMEN EBEDE ALLAHA ALLAHIN NOKSAN SIFATLARDAN MÜNEZZEH KEMAL ZATINA ALLAHIN KENDİ ZATINA YAPTIĞI YAPACAĞI HAMDLER KADAR ALLAHIN YARATDIĞI YARATACAĞI MAHLUKATININ ALLAHA YAPTIĞI YAPACAĞI HAMDLER KADAR HAMD OLSUN ALLAHA PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED MUSTAFA SALLALLAHÜ ALEYHİ VESELLEME ALLAHIN YAPTIĞI YAPACAĞI SALAT VE SELAMLAR KADAR ALLAHIN YARATDIĞI YARATACAĞI MAHLUKATININ YAPTIĞI YAPACAĞI SALAT VE SELAMLAR KADAR SALAT VE SELAMLAR OLSUN SALLALLAHÜ ALEYHİ VESELLEM ALLAHIM GELMİŞ GEÇMİŞ VE GELECEK BÜTÜN EHLİ TEVHİD BÜTÜN MÜMİN VE MÜSLÜMANLARIN YAPMIŞ OLDUĞU YAPACAĞI BÜTÜN HAYIRLI DUA İBADET VE AMELLERİNİ EKSİK VE NOKSANLARI HATA VE KUSURLARIYLA BERABER FAZLASIYLA ZİYADESİYLE KEMALİYLE KABULLERİN EN GÜZELİYLE KABUL ET AMİN AMİN AMİN ALLAHA ALLAHIN NOKSAN SIFATLARDAN MÜNEZZEH KEMAL ZATINA ALLAHÜ TEALA KENDİ ZATINA NE KADAR HAMDLER YAPTI YAPACAKLARI KADAR ALLAHIN YARATDIĞI YARATACAĞI MAHLUKATININ ALLAHA YAPTIĞI YAPACAĞI HAMDLER KADAR HAMD OLSUN ALLAHA AMİN AMİN AMİN PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED MUSTAFA SALLALLAHÜ ALEYHİ VESELLEME ALLAHIN YAPTIĞI YAPACAĞI SALAT VE SELAMLAR KADAR ALLAHIN YARATDIĞI YARATACAĞI MAHLUKATININ YAPTIĞI YAPACAĞI SALAT VE SELAMLAR KADAR SALAT VE SELAMLAR OLSUN SALLALLAHÜ ALEYHİ VESELLEM AMİN AMİN AMİN

    ESSELEMÜ ALEYKÜM VERAHMETULLAHİ VEBEREKETÜHÜ VEDAİMEN EBEDE SEVABINI MÜKAFAATINI ALLAHDAN BAŞKA KİMSENİN BİLMEDİĞİ ZİKİR DUASI ALLAHIM HALDE VE GELECEKDE DÜNYA VE AHİRET LA İLAHE İLLALLAHÜL MELİKÜL KAGGUL MÜBİN FİL EVVELİNE VEL AHİRİN ADEDE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE ZİNETE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE MİLA MA ALİMALLAHÜ TEALA AMİN AMİN AMİN

    ESSELEMÜ ALEYKÜM VERAHMETULLAHİ VEBEREKETÜHÜ VE DAİMEN EBEDE SEVABINI MÜKAFAATINI ALLAHDAN BAŞKA KİMSENİN BİLMEDİĞİ ZİKİR ALLAHIM HALDE VE GELECEKDE DÜNYA VE AHİRET SÜBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VELE İLAHE İLLALLAHÜVELLAHÜ EKBER FİL EVVELİNE VEL AHİRİN ADEDE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE ZİNETE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE MİLA MA ALİMALLAHÜ TEALA AMİN AMİN AMİN

    ESSELEMÜ ALEYKÜM VERAHMETULLAHİ VEBEREKETÜHÜ VEDAİMEN EBEDE SEVABINI MÜKAFAATINI ALLAHDAN BAŞKA KİMSENİN BİLMEDİĞİ ZİKİR DUASI ALLAHIM HALDE VE GELECEKDE DÜNYA VE AHİRET LA İLAHE İLLALLAHÜ VAHDEHÜLE ŞERİKELEH LEHÜL MÜLKÜ VELEHÜL HAMDÜ VEHÜVE ALE KÜLLİ ŞEYİN GADİR FİL EVVELİNE VEL AHİRİN ADEDE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE ZİNETE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE MİLA MA ALİMALLAHÜ TEALA AMİN AMİN AMİN

    ESSELEMÜ ALEYKÜM VERAHMETULLAHİ VEBEREKETÜHÜ VEDAİMEN EBEDE SEVABINI MÜKAFAATINI ALLAHDAN BAŞKA KİMSENİN BİLMEDİĞİ KELİMEİ TEMCİD ALLAHIM HALDE VE GELECEKDE DÜNYA VE AHİRET VELA HAVLE VELE GUVVETE İLLA BİLLA HİL ALİYYİL AZIYM FİL EVVELİNE VEL AHİRİN ADEDE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE ZİNETE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE MİLA MA ALİMALLAHÜ TEALA AMİN AMİN AMİN

    ESSELEMÜ ALEYKÜM VERAHMETULLAHİ VEBEREKETÜHÜ VE DAİMEN EBEDE SEVABINI MÜKAFAATINI ALLAHDAN BAŞKA KİMSENİN BİLMEDİĞİ TESBİH ZİKRİ ALLAHIM HALDE VE GELECEKDE DÜNYA VE AHİRET SÜBHANALLAHİ VEBİHAMDİHİ SÜBHALLAHİL AZIYM FİL EVVELİNE VEL AHİRİN ADEDE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE ZİNETE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE MİLA MA ALİMALLAHÜ TEALA AMİN AMİN AMİN

    ESSELEMÜ ALEYKÜM VERAHMETULLAHİ VEBEREKETÜHÜ VE DAİMEN EBEDE SEVABINI MÜKAFAATINI ALLAHDAN BAŞKA KİMSENİN BİLMEDİĞİ TEVHİD KELİMESİ ALLAHIM HALDE VE GELECEKDE DÜNYA VE AHİRET LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMED RASÜLULLAH FİL EVVELİNE VEL AHİRİN ADEDE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE ZİNETE MA ALİMALLAHÜ TEALA VE MİLA MA ALİMALLAHÜ TEALA AMİN AMİN AMİN

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.