Rabbimiz’e Yakın Olmak İstiyorsak Şu 11 Soruyu Kendimize Soracağız

"Kişi sevdiği ile beraberdir" hadisini nasıl anlamalıyız? Rabbimiz’e yakın olmak istiyorsak hayatımızı muhasebe edelim. Bu muhasebede kendimize sormamız gereken 11 soru...

Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdu:

“Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96)

Bu müjdeyi doğru anlamamız için Hasan-ı Basrî Hazretleri îkaz buyurur:

“Ey insanlar! «Kişi sevdiği ile beraberdir.» hadîsini yanlış anlamayın! (Gücünüz nisbetinde) sâlihlerin amellerini işlemedikçe sâlihlerden olamazsınız.

Zira yahudi ve hıristiyanlar, kendilerince peygamberlerini severler, fakat onlar ile beraber değildirler.” (Gazâlî, İhyâ, c. II, s. 402)

Cenâb-ı Hakk’a yakınlık da, Rasûlullah Efendimiz’le beraberlik de asla sadece söz ile gerçekleşmez.

Bu büyük hedeflerin gerçekleşebilmesi için, hayatlarımızı Cenâb-ı Hakk’ın rızâsıyla te’lif edebilmemiz lâzımdır.

RABBİMİZ’E YAKIN OLMAK İSTİYORSAK ŞU 11 SORUYU KENDİMİZE SORACAĞIZ

Rabbimiz’e yakın olmak istiyorsak hayatımızı murâkabe edelim:

  • Rabbimiz’in kelâmı olan Kur’ân-ı Kerim’le ne kadar yakınız?
  • Kur’ân-ı Kerîm’e hizmetimiz var mı, ne kadar?
  • Bilhassa yavrularımızı Kur’ân iklimi ve ahlâkı üzere yetiştiriyor muyuz?
  • Esas tahsilin Kur’ân-ı Kerim tahsili olduğunun şuur ve idrâki içinde miyiz?
  • Müslümanların derdiyle dertleniyor muyuz?
  • Gariplerin ve kimsesizlerin duâlarını alabiliyor muyuz?
  • Bütün mahlûkātı kuşatacak bir şefkat ve merhamete sahip miyiz?
  • İbâdet hayatımız nasıl?
  • Secdelerde Cenâb-ı Hakk’a yakınlığı tahsil edebiliyor muyuz?
  • Namazımızı Rasûlullah Efendimiz’in namazıyla mukayese edebilir miyiz?
  • Namazımız bizi fahşâ ve münkerden alıkoyuyor mu?

Hâsılı;

  • Kendimizi Hakk’a adayabiliyor muyuz?

ALLAH'A YAKIN OLAN KULLAR

Allah'a Yakın Olan Kullar

İNSANLARIN ALLAH'A YAKIN OLANLARI

İnsanların Allah'a Yakın Olanları

ALLAH'A YAKIN OLMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

Allah'a Yakın Olmak İçin Ne Yapmalıyız?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.