Peygamberimizin Dinde Alim Olması İçin Dua Ettiği Sahabi

Peygamberimizin dinde alim olması için dua ettiği sahabe kimdir? Bu sahabiye ne dua etmiştir? Bir müslümanın ona yapılan bir iğiliğe nasıl karşılık vermesi gerekir? Dr. Murat Kaya anlatıyor...

İbn-i Abbâs  şöyle buyurmuştur:

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) he­lâya girmişlerdi. Ben de hemen temizlik ve abdestte kullanacakları suyu koydum. Çıkınca:

«‒Bunu kim koydu?» diye sordular. Kendilerine benim koyduğum haber verildi. Bunun üzerine:

اَللّٰهُمَّ فَقِّهْهُ فِي الدِّينِ

«Al­lah’ım! Onu dînde fakîh kıl, ince anlayış sahibi kıl, dindeki anlayışını artır!» diye dua ettiler. (Buhârî, Vudû, 10)

BU HADİSTEN NE ANLAMALIYIZ?

İbn-i Abbâs (r.a) şöyle buyurmuştur:

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) beni kucak­ladılar ve:

اَللّٰهُمَّ عَلِّمْهُ الْكِتَابَ

«Allah’ın! Ona Kitâb’ı öğret!» diye dua ettiler.” (Buhârî, İlim, 17)

Yapılan bir iyiliğe duâ ile mukâbele etmek müstehabdır.

Mü’minlerin evlâdlarına her vesileyle duâ etmek lâzımdır.

Temizlik, bilhassa da helâdaki temizlik çok mühim olduğu için Allah Rasûlü (s.a.v) Efendimiz, İbn-i Abbâs Hazretleri’nin bu hareketinden çok memnun olmuş ve çok güzel bir duada bulunmuşlardır. Bu dua aynı zamanda onun hareketine münasip düşmüştür. Zira İbn-i Abbâs (r.a), son derece zekîce bir hareket yapmış, Efendimiz (s.a.v) de bu ince anlayışının daha da artması için dua etmişlerdir.

Bu rivâyetten, tuvalette yapılan en güzel temizliğin su ile olduğu anlaşılmaktadır. Su ile temizlendikten sonra bir de kurulanma imkânı olursa daha güzel olur.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.