Peygamberimizin Cenaze Namazı Kıldığında Okuduğu Dua

Peygamberimiz (s.a.s.), cenaze namazı kıldığında okuduğu duanın Arapça, Türkçe okunuşu ve anlamı...

Allah’ı hamd, sena ve zikir, Peygambere salât ve selâm, mü’mine dua ve rahmet olan cenâze namazı, farz-ı kifayedir; yalnız bir erkeğin veya bir kadının bu namazı kılmasıyla farz yerine getirilmiş olur.

Cenâze namazı rükû ve secdesi olmayan bir namazdır; rükünleri kıyam ve tekbirlerdir. Cenâze namazında iftitah tekbirinden başka, üç tekbir daha bulunmaktadır. Selâm vermek vaciptir. Sünnetleri ise, Allâh’a hamd ve senâ etmek, Resûlullah’a salât ve selâm getirmek, hem ölüye hem de müslümanlara dua etmekten ibarettir.

Cenâze namazında taharet, kıbleye yönelmek, setr-i avret ve niyet gibi şartlara riayet edilir. Namazı kılınacak cenâzenin Müslüman olması, yıkanıp kefenlenmiş olması, cemaatin önünde sabit bir yere konmuş olması, bedeninin tamamı veya yarıdan fazlası, yahut başı ile birlikte en az yarısının bulunması gerekir. Canlı olarak doğan çocuk yıkanır ve cenâze namazı kılınır. Birkaç cenâze bir araya gelmiş olursa, bunların namazlarının ayrı ayrı kılınması daha iyidir. Bununla birlikte, hepsine birden bir namaz kılmak da yeterli olur.

CENAZE NAMAZI NASIL KILINIR?

Cenâzeye karşı ve kıbleye yönelik olarak saf bağlanır ve niyet edilir. İmam tekbir alarak ellerini bağlar; cemaat da tekbir alarak ellerini bağlar. Tekbirden sonra imam ve cemaat içlerinden “ve celle senâüke” cümlesiyle birlikte “Sübhâneke” duasını okurlar. Ardından imam ellerini kaldırmadan tekbir alır, cemaat da içinden tekbir alır ve hepsi içlerinden “Salli ve Bârik dualarını” okur. Tekrar aynı şekilde tekbir alırlar ve bilenler cenâze duasını, bilmeyenler de dua niyetiyle “Fâtiha” sûresini veya başka bir dua okur. Daha sonra yine aynı şekilde tekbir alınır ve arkasından sağa ve sola selam verilir. Böylece namaz tamamlanmış olur.

PEYGAMBERİMİZİN CENAZE NAMAZI KILDIĞINDA OKUDUĞU DUA

Peygamberimiz (s.a.s.), cenaze namazı kıldığında şöyle dua etmiştir:

Okunuşu: “Allâhümmeğfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâibinâ ve sağîrinâ ve kebîrinâ ve zekerinâ ve ünsânâ.

Allâhümme men ahyeytehû minnâ feahyihî ‘ale’l-İslâmi ve men teveffeytenâ minnâ feteveffehû ‘ale’l-îmâni.

Allahümme lâ tahrimnâ ecrahû ve lâ tudillenâ badehû.”

Anlamı:Allah’ım! Dirilerimizi, ölülerimizi, mevcut olanlarımızı, burada bulunmayanlarımızı, büyüklerimizi, küçüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı bağışla.

Allah’ım! Bizden yaşattıklarını İslâm üzere yaşat, bizden öldürdüklerini de iman üzere öldür.

Allah’ım! Bizi onun sevabından mahrum etme. Ondan sonra bizi hak yoldan saptırma.” (Tirmizî, Cenaiz, 37; Ebû Davud, Cenaiz, 60; İbn Mâce, Cenaiz, 23)

İLMİHAL KİTAPLARINDA GEÇEN CENAZE NAMAZI DUASI

Hadislerden mülhem ancak bazı ziyadelerle ilmihal kitaplarında cenaze namazı duası şu şekildedir:

Okunuşu: “Allâhümmeğfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâibinâ ve kebîrinâ ve sağîrinâ ve zekerinâ ve ünsânâ.

Allâhümme men ahyeytehû minnâ feahyihî ‘ale’l-İslâmi ve men teveffeytehû minnâ feteveffenâ ‘ale’l-îmâni ve hussa hâze’l-meyyite (cenaze kadın ise “hâzihi’l-meyyite” denir) bi’r-ravhi ve’r-râhati ve’r-rahmeti ve’l-mağfireti ve’r-rıdvân.

Allâhümme in kâne muhsinen fezid fî ihsânihî ve in kâne müsîen fetecâvez anhü (cenaze kadın ise “in kânet muhsineten fezid fî ihsânihâ ve in kânet müsîeten fetecâvez anhâ ve lakkıhe’l-emne” denir) ve lakkıhi’l-emne ve’l-büşrâ ve’l-kerâmete ve’z-zülfâ birahmetike yâ erhame’rrâhimîn.”

Anlamı: “Allah’ım! Bizim dirilerimizi, ölülerimizi, hâzır ve gâib olanlarımızı, büyüklerimizi ve küçüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı af ve mağfiret buyur.

Allah’ım! Bizden yaşattıklarını İslâm üzere yaşat. Bizden öldürdüklerini iman üzere öldür. Bilhassa bu ölüye kolaylık, rahatlık ve mağfiret eyle, ondan razı ol.

Allah’ım! Eğer bu ölü, iyi ameller işlemiş ise ihsanını artır, kötü ameller işlemiş ise affet.

Ey merhametlilerin en merhametlisi Allah’ım! Kendisine güven, müjde, kerâmet ve yakınlık nasip eyle.”

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı, Dualar

CENAZE NAMAZI NASIL KILINIR?

Cenaze Namazı Nasıl Kılınır?

CENAZE NAMAZI İLE İLGİLİ HADİSLER

Cenaze Namazı ile İlgili Hadisler

CENAZE NAMAZI HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER

Cenaze Namazı Hakkında Bilmemiz Gerekenler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.