Peygamberimiz Nasıl Yetişti?

Peygamberimiz (s.a.v.) nasıl yetişti? Peygamber (s.a.v.) Efendimizin ilahi siyanet altında yetişmesi.

Allah Rasûlü (s.a.v), son derece nezih ve iffetli bir gençlik hayatı yaşadı. Allah Teâlâ O’nu edep ve hayâ dışı davranışlardan muhâfaza buyurdu.

Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.v), Kâbe yeniden inşâ edilirken amcası Abbâs ile birlikte taş taşıyordu. Abbâs (r.a), taşların çıplak omzunu incitmemesi için Efendimiz’e:

“–Elbiseni omzuna koy!” dedi. Efendimiz, (insanlardan uzak oldukları bir yerde[1]) elbisesini omzuna koymak istediği sırada yere yığıldı ve gözlerini semâya dikerek amcasına:

“–Bana elbisemi ver!” dedi. Hemen onu alıp üzerine örttü. (Buhârî, Hac, 42)

“…İşte o günden sonra Efendimiz hiçbir vakit elbisesiz görülmedi. Sallallâhu aleyhi ve sellem…” (Buhârî, Salât, 8)

İmâm Zührî (r.a), bu esnâda Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in henüz bülûğa ermediğini rivâyet eder. Buna göre Kâbe’nin yeniden inşâsı daha erken bir vakitte olmuştur. O günkü cemiyette giyim-kuşama pek dikkat edilmez, edep ve hayâ dışı kıyafetler normal karşılanırdı. Buna rağmen, Allah Rasûlü (s.a.v) hiçbir zaman hayâ sınırlarını zorlayan bir kıyafetle görülmemiştir.

Peygamber (s.a.v) Efendimiz’de bütün beşerî hususiyetler mevcut idi. Diğer gençler gibi O’nun nefsinde de muhtelif meyiller vardı. Buna rağmen O (s.a.v), kendisini gece sohbetleri, oyun ve eğlence gibi nefsânî şeylerden muhâfaza etmiştir. Bu da İlâhî inâyetin dâimâ O’nunla beraber olduğunu göstermektedir.

Kureyşliler, Harem ehli oldukları için hac esnâsında Arafat’a çıkmaz, Müzdelife’den dönerlerdi. Efendimiz (s.a.v) ise Arafat’a çıkıp vakfe yapar, müşriklerin bu bidʻatine de muhâlefet ederdi. Allah’ın tevfîki, bi’setten evvel de Rasûlü ile beraber olmuş, O’nun hac, nikâh, alışveriş gibi hususlarda da İbrahim ve İsmâil’in (a.s) mîrâsına sâhip çıkmasını sağlamıştır.

Allah Rasûlü (s.a.v) bi’setten evvel Beyt-i Atîk’i (Kâʻbe’yi) tavâf ederdi. Bir gün âzâdlı kölesi Zeyd bin Hârise de O’nunla birlikte tavâf ediyordu. Bir ara Zeyd putlardan birine el sürdü. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) hemen onu bundan nehyettiler. Sonra Zeyd (r.a) meseleyi tam olarak anlamak için bir daha elini sürdü, Efendimiz (s.a.v) yine hemen nehyettiler. Meseleyi iyice tekid eden Zeyd (r.a), peygamberlik gelinceye kadar artık bir daha hiç putlara dokunmadı. (Hâkim, III, 236/4956; Heysemî, VIII, 226)

Zeyd (r.a), Allah Teâlâ kendisine vahiy ikrâm edinceye kadar Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in hiç putlara dokunmadıklarına dâir yemin etmiştir. (İbn-i Hacer, el-Metâlibü’l-âliye, XVI, 357)

Allah Rasûlü (s.a.v), putlar adına kesilen etlerden de yemezlerdi. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 24; Zebâih, 16) Velhâsıl O (s.a.v) gençliğini dolu dolu yaşamış, bu en kıymetli devreyi iyilik ve hayırlarla geçirmiştir.

Dipnot:

[1] İbn-i Hacer, Fethu’l-Bârî, III, 441.

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Siyer-i Nebi.

SIYANET NE DEMEK?

Sıyanet Ne Demek?

HZ. MUHAMMED (S.A.V.) KİMDİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.