Peygamberimiz Ashabını Nasıl Yetiştirdi?
Sahâbe hangi yöntemle yetişti — Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sözüyle mi, yaşantısıyla mı? Cevabı, Efendimiz’in (s.a.v.) eğitiminde gizli!
Başarılı bir eğitim, Kur’ân istikametinde öz ile sözün bütünlüğünde gerçekleşiyor. Günümüz eğitiminde bu bütünlük nasıl oluşturulur? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi açıklıyor.
GERÇEK EĞİTİM KALPLE BAŞLAR
–Bir sürü madde saymaya gerek yok. Sadece; Samimiyetle yaşayarak ve muhabbetle de yaşatarak bu gerçekleşir. Çünkü yaşandığı zaman tesir artar.
Peygamberimiz Ashabını Nasıl Yetiştirdi?
Muhabbet olduğu zaman tesir artar. Talebe hocasını sevecek, hoca da talebesini sevecek. Ne olursa olsun bu sevgi bağı kopmayacak. Ancak nümûne bir hayat yaşanmazsa bu imkânsız. Şayet samimiyetle yaşanırsa, bu her zaman mümkün. Bunun en güzel ve en zirve misâli, ashâb-ı kiramdır.
Fahr-i Kâinât Efendimiz, câhiliyye insanından zirve bir fazîletler medeniyeti meydana getirdi. Peygamberimiz, ashâbını; makam-mevkî, unvan vererek terbiye etmedi. Dünyevî bir hazine de vermedi. Elindeki maddî imkânlar da çok mahdut idi. Onları Allah rızâsı içinde yetiştirdi. Kalp ile yetiştirdi. Onlar kemâle erdiler.
Bir Öğrencinin En Büyük Endişesi: O’nunla Olabilecek miyim?
Ömür boyu Allah Rasûlü’nü unutmadılar. Ötelerde de O’nunla beraber olmanın hasreti içinde yaşadılar. Sevbân’ın -radıyallahu anh- hâli buna en güzel misaldir. Onun dünyalık hiçbir şeyi yoktu. Onu en çok teessüre gark eden; “Acaba ben âhirette Allah Rasûlü ile beraber olabilecek miyim?” endişesi idi.
Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir gün Sevbân -radıyallahu anh-’ı çok mahzun ve solgun gördü. Hüznünün sebebini sordu. Hazret-i Sevbân de- di ki: “–Yâ Rasûlâllah! Öyle bir lezzet içindeyim ki, eve gidiyorum, hasret içinde kalıyorum. Bu lezzeti kaybedeceğim diye korkuyorum. Siz âhirette peygamberlerle beraber olacaksınız. Ben ise kim bilir nereye savrulup kalacağım!” (Bkz. Vâhidî, Esbâbu Nüzûli’l-Kur’ân, s. 170)
Peygamberimiz, Sevbân -radıyallahu anh- gibi âşık sahâbîlerine şöyle dedi: “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96) Enes -radıyallahu anh- der ki: “İslâm’a girmekten başka hiçbir şey bizi (ashâb-ı kirâmı) Allâh’ın Nebîsi’nin; «Muhakkak sen sevdiğinle berabersin.» sözü kadar sevindirmemiştir.” (Müslim, Birr, 163)
Fakat sahâbe-i kiram, Efendimiz’le dünyada nasıl beraber oldular? İbâdette, nezâkette, zarâfette, muâmelâtta, ahlâkta ve hak-hukukta, karda yürüyen bir insanın ayak izlerini takip eder gibi Efendimiz’in sünnetini adım adım takip ettiler.
Sevmeden Öğretmek Mümkün mü?
Efendimiz de onlar hakkında buyurdu: “Ashâbım (gökteki) yıldızlar gibidir. Onların hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.” (Mübârekfûrî, Tuhfe- tü’l-Ahvezî, Kahire, ts., X, 226, no: 3807; İbn-i Abdi’l-Berr, Câmiu Beyâni’l-İlm, II, 91)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!