Peygamber Efendimizin Gençlik Yılları

Peygamber Efendimizin gençliği nasıldı? Peygamberimizin çocukluk ve gençlik yılları.

İslam’ı yalnızca Kur’an âyetlerini tebliğ ederek değil, çocukluğundan itibaren sergilediği örnek yaşantısıyla, yani hâliyle anlatmış ve hayattayken onbinlerce, vefatından sonra ise sayısız insanın gönlünü bu sayede fethetmiş olan Hz. Peygamber’in -sallallahu aleyhi ve sellem- gençliği söz konusu olduğunda, tüm bu idrakların ya da dinamiklerin ötesinde bir özellik ile karşı karşıya kalınmaktadır.

Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- gençlik yıllarında:

1. Câhiliye toplumunda yaygın olan içki, kumar gibi zararlı alışkanlıklar ile kuralsız, şiddet içeren, adaletten yoksun, gayr-i ahlâkî, bohem bir hayat tarzından uzak durmuştur.

2. Câhiliye Dönemi’nin en belirgin vasıflarından birisi olan putperestliği benimsememiş, putlarla ilgili olan bayram, tören, toplantı vb. organizasyonlara iştirak etmemiştir.

3. Gençlik çağına adım atar atmaz ailesinin geçimini üstlenmiş, hayatını kazanmak için ticaretle uğraşmış, sorumluluk almaktan kaçınmamış, ailesinin hazır servetini sorumsuzca harcayan bir genç olmamıştır.

4. Sorumluluk sahibi bir genç olarak toplumsal olaylara karşı çok duyarlı davranmıştır. Hilfü’l-fudûl ve Ficar savaşları buna bir örmektir.

CAHİLİYE NE DEMEKTİR?

Cahiliye demek bir yönüyle, şiddet, saldırganlık, adaletsizlik, güçlünün yanında olup mazlumu ezme, kabilecilik, kan davası, kibir, taassup, zorbalık demektir. Gençlik dönemi esasen insanın, tam da bu aşırılıklara meyilli olabileceği bir dönemdir. Bu minvalde Hz. Peygamber’in -sallallahu aleyhi ve sellem- amcasının oğlu Hz. Cafer b. Ebû Tâlib’in, Habeşistan kralı Necâşî’ye hitâben yaptığı konuşmadaki sözleri dikkat çekicidir: “Ey Hükümdar! Biz Câhiliye zihniyetine sahip bir kavimdik; putlara tapar, ölü hayvan eti yer, fuhuş yapardık; akrabalık bağlarına riâyet etmez, komşularımıza kötülük ederdik, güçlü olanlarımız zayıflarımızı ezerdi.” Buna karşılık, Câhiliye demek istisnasız kötülük demek değildir. Cahiliye’de de erdemli kabul edilen cömertlik, akrabaya yardım, Kâbe’yi ziyaret vb. sebeplerle Mekke’ye gelen yolculara yemek ve su vermek gibi hasletler mevcuttur.

“İKİ DEFA TEŞEBBÜS ETTİYSEM DE”

Hz. Peygamber’in -sallallahu aleyhi ve sellem- “Ben Câhiliye devresi insanlarının işledikleri bir şeye iki defa teşebbüs ettiysem de Yüce Allah yapmak istediğim şey ile arama girip beni alıkoydu!” sözleriyle detaylarını anlattığı iki olaydan birisi, Câhiliye Dönemi eğlence hayatına ilişkindir. Buna göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Kureyşli gençlerin eğlenmek için bir araya geldikleri bir meclise dâhil olmak istemiş ancak ansızın bastıran uyku hâline yenik düşüp, eğlence yerine gidemeden uyuyakalmıştır.

Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hayatının hiçbir evresinde putlara tapmamıştır. Ancak putperestliğin hâkim olduğu bir kültürün içinde doğmuş ve büyümüştür. Bu nedenle, zaman zaman ailesinin ya da yaşadığı sosyal çevrenin baskılarına maruz kalsa da Allah’ın özel lütfu ve merhameti sayesinde, bu güçlükleri aşmayı başarmıştır.

Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- putlar adına kesilen hiçbir hayvanın etinden de yememiştir. Bir gün Beldah mevkiinden geçerken, Hanîflerden biri olan Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’e rastlamış ve burada kendilerine, bir put adına kesilmiş kurban eti ikram edilmişti. Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu kabul etmediği gibi Zeyd b. Amr da reddetmiş ve şöyle demiştir: “Ben putlara kurban edilen şeyleri yemem!” Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- çalışkan, erdemli, toplumsal olaylara karşı duyarlı, sorumluluk duygusu taşıyan ve sorumluluk almaktan çekinmeyen bir gençti.

FİCAR SAVAŞLARI NEDİR?

Eyyâmü’l-Arab yani Arap kabileleri arasında çeşitli sebeplerden ötürü çıkan savaşlar, içinde yaşadığı toplumun bir gerçeğiydi. Bu savaşlardan haram aylarda cereyan edenlere ise Ficar savaşı denirdi.

Hz. Peygamber, 14, 15, 17 veya 20 yaşında olduğu sırada, Ficar savaşlarından birisine katılmak durumunda kalmıştı. Esasen amcası Ebu Tâlib reisi olduğu Haşimoğullarının haram aylarda gerçekleşen bu savaşa katılmasını istememiş, ancak siyasî koşullar onu mecbur bırakmıştı. Hz. Peygamber, bu zor durumda ailesinin yanında yer almış, sorumluluktan kaçmamış, bilfiil savaşmasa bile amcalarına ait eşyaları korumuş ve gelen okları kalkanla karşılayıp toplayarak amcalarına vermiştir.

CAHİLİYE DÖNEMİ ADETLERİ

Hz. Peygamber’in Câhiliye’ye has âdetler olan baskı, zulüm, şiddet, güçlüyü kayırma, güçsüzü ezme gibi hususları kesin olarak reddeden ve toplumsal olaylara duyarlı olduğunu gösteren en önemli husus, gençlik yıllarında Hilfü’l-fudûl cemiyetinde yer almış olmasıdır. Haram aylarda yapılan savaşlar ve hac mevsiminde Mekke’de, zayıf ve güçsüz kimselerin uğradığı haksızlıklar artık tahammül sınırlarını aşınca, Mekke’de Kureyş’in kollarından Benî Haşim, Benî Muttalib, Benî Zühre, Benî Teym ve Benî Esed ileri gelenlerinin katıldığı bir grup, Mekke’de kim haksızlığa uğrarsa, yaşına, cinsiyetine, kabilesine bakmaksızın hakkını alıncaya kadar onun yanında yer alacağına yemin ettiler. İşte bu yemine “Hilfü’l-fudûl” yani “erdemli insanların yemini!” adı verilmiştir.

Kaynak: Din ve Hayat İstanbul Müftülüğü Dergisi, Sayı: 25

İslam ve İhsan

HZ. MUHAMMED (S.A.V.) KİMDİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • ARKADALAR ÇOK UZUN DEYIL VE BUGUN 2 SAAT HOCAYA BUNU ANLATCAM VE ANLATAMASSAM 0 ALCAM SÖZLÜ BAŞARILAR DİLEYİN

    Sadece gençlik yılları yokmu yani özeti

    • bende arıyorum fakat devlet sırrı gibi saklı bütün hayatı çıkıyor

    teşekkürler ödevime çok yardımcı oldu ellerinize sağlık

    Bence çok iyi bir site ödevini varsa burdan yapın eminimum pişman olmasıniz

    çok güzel bir site

    çok güzel bi site proje ödevimi burdan yaptım güzel anlatıldığı içinde tam not aldım

    ben bu siteden ödevlerımı severek yapıyorum guzel ve ozetle anlatıyo ve yorum yazmak ıcın e posta adresını ıstemıyo cok guvenılır ve guzel bı sıte

    çok güzel bir site ödevlerimi burdan yapiyorum

    • aynen bende ödevlerıme yardımcı oluyo

    BU SİTE ÖDEVİME YARDIMCI OLDU SÜPER BİR SİTE

    site çok güzel araştırma ödevim vardı burda nnn yaptım

    Ödevime yardımcı oldun teşekkür ederim...

    Çok güzel bir şey

    Güvenilir site ödevlerimi burdan yapıyorum

    Allah boştan yere dememiş Hz. Muhammede ben senin yüzün suyun hürmetine yarattım bu dunyayı diye

    Yaa ben odevimi hepburdan yapiyorum super site

    Çok güzel inanılmaz.!!

    Ödevimi bunun sayesinde bitirdim.

    RABBİM NE GÜZEL YARATMIŞ

    • Yorumunu Çok beğendim

    Muhteşem Ödevime Çok Yardımcı Oldu

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.