Meymune binti Haris (r.anha) Kimdir?
Meymûne binti Hâris’in (r.anhâ) hayatı, İslâm’a girişi, Resûlullah (s.a.v.) ile evliliği, vasıfları, ahlâkî faziletleri ve vefâtı anlatılıyor.
Meymûne binti Hâris radıyallahu anhâ annemiz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin nikâhı ile şereflenen son eşi. Umretu’l-Kazâ dönüşü kendi isteği üzere Efendimizin aileleri arasına katılarak mü’minlerin annesi olma şerefini elde eden bahtiyarlardan.
Hicretten yedi yıl sonra İki Cihan Güneşi efendimizin ashabıyla emniyet ve güven içerisinde Mekke’ye girişinin hatırası. Zeynep binti Huzeyme annemizle de anne bir kardeş. Efendimizin evliliklerinin kendisiyle son bulduğu bir annemiz.
MEYMÛNE BİNTİ HÂRİS’IN (R.ANHA) HAYATI
O, Mekke’de Benî Hilâl kabîlesine mensuptur. Asıl adı Berre olup, Efendimiz onu Meymûne olarak değiştirdi. Hicretten sonra ashabıyla birlikte emniyet ve güven içerisinde mübarek belde Mekke’ye girişinin bir hatırası olarak ona Meymûne adı verildi. Annesi Hint binti Avf İbni Züheyr İbni Hâris’dir. Halk arasında büyük itibara sahipti. Ona, “İhtiyar kadınların en talihlisi” denirdi. Kızlarının hepsini zamanının itibarlı ve ileri gelen şahsiyetleriyle, meşhur kimselerle evlendirmişti.
Mümin Kardeşler
İki Cihan Güneşi efendimiz, Meymûne (r.anhâ) annemizin üç kız kardeşine “Mü’min Kardeşler” diye iltifat ederdi. Bunlardan Zeynep binti Huzeyme (r.anhâ), Efendimizle, Ümmü’l-Fadl Lübâbetü’l-Kübrâ (r.anhâ), Hz. Abbas ile, Esma binti Umeys (r.anhâ) da Cafer İbni Ebî Tâlib ile evliydi. Diğer kardeşleri Selma binti Umeys, Hz. Hamza ile; Hz. Hâlid İbni Velid’in annesi Lübabetu’s-Suğra, Velid İbni Muğîre ile; Esma binti Hâris, Übey İbni Halef ile; Azze binti Hâris Ziyad İbni Abdullah ile evliydi. Hepsi de toplumun ileri gelen şahsiyetleriydi. Hizmetleriyle, şecaat, cesâret ve kahramanlıklarıyla halk arasında itibar kazanmış kişilerdi.
Meymûne binti Hâris, İslâm’dan önceki dönemde Mes’ud İbni Amr İbni Umeyr es-Sekafî ile evlenmişti. Ondan ayrılınca Ebû Ruhum İbni Abdiluzza ile nikâhlandı. Onun ölümünden sonra dul kaldı. Bundan sonra gönlüne bir ateş düştü. Artık kimseyle evlenmek istemiyordu. Bir istisnası vardı. O da İki Cihan Güneşi efendimizdi.
O, Rasûlullah (s.a.)’in âileleri arasına katılmanın ne büyük şeref olduğunu biliyordu. Bu şerefe nail olabilme arzusu bir sevgi yumağı halinde kalbine yerleşti. Bir ateş gibi gönlü yanmağa başladı. “Rasûlullah’ın eşi-mü’minlerin annesi” olma şerefine erebilme isteği adetâ onun rüyası oldu. Lâkin bir hanımefendi olarak bu halini kime açabilirdi. Düşündü taşındı, kendine en yakın gördüğü, kendisini yanlış anlamayacağına ve hislerine tercüman olabileceğine inandığı kardeşi Ümmü’l-Fadl’e durumu açtı. Ona, Rasûlullah (s.a.)’e karşı kalbinde duyduğu muhabbetten bahsetti.
Ümmü’l-Fadl kardeşinin yüreğindeki bu yanık hislere tercüman olabilmek için derhal harekete geçti. Onun samîmi niyet ve isteklerini kocası Hz. Abbas (r.a.)’aya aktardı. O da baldızının bu tabiî isteğini Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimize ulaştırmak üzere hemen huzuruna gitti. Yanına varınca Meymûne’nin halet-i rûhiyesi’nden bahsetti. Onun durumunu, kendisine karşı duyduğu muhabbeti anlattı ve dul kaldığını söyledi.
Onun yüksek ahlâk ve faziletlerinden söz ederek Efendimize methetti. Onunla evlenmesinden memnun kalacağını söyledi. Hatta arzu edilirse nikâhlarını kıyabileceğini bildirdi. Bir amca olarak Meymûne ile evlenmesini de çok arzu ettiğini özellikle duyurdu.
İki Cihan Güneşi efendimizin amcalarına karşı ayrı bir sevgisi vardı. Onlardan gelen bir isteğe karşı hayır diyemezdi. Sevgili amcasının baldızı ile evlenmesi konusundaki bu ısrarlı teklifi üzerine Meymûne ile evlenmeyi kabul ettiğini bildirdi. Bu haber Meymûne (r.anhâ)’ya ulaştırılınca pek sevindi. Deve üzerinde bir yere gitmekte idi. Efendimizin kendisine dünür olduğunu duyunca derhal deveden yere indi ve:
“Deve de üzerindeki de Rasûlullah’ındır,” dedi. Sevincini ve memnûniyetini bu şekilde ilân etti.
Bir rivayete göre de kendisini Rasûlullah (s.a.)’e bağışladı. Nefsini ona hibe etti. Bu olay üzerine şu meâldeki âyet-i kerime nâzil oldu:
“Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mü’min kadını, diğer mü’minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık.) Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında mü’minlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.” (Ahzâb sûresi: 50)
Hz. Meymûne’nin (r.anhâ) Resûlullah ile Evliliği
Meymûne (r.anhâ) annemizin Rasûlullah (s.a.) efendimizin ailesi arasına katılması mü’minlerin annesi olma şerefine ermesi ve evlilik töreni şöyle gerçekleşmiştir:
“Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz hicretin altıncı yılında Umre yapmak istemişti. Kureyşliler o sene Efendimizin Mekke’ye girişine izin vermedi. Hudeybiye’de antlaşma yapıldı. Bir sonraki sene Mekke’de üç gün kalmak üzere geri dönüldü.
Hicretin yedinci senesi Zilkade ayında Efendimiz umre için Medine’den ayrıldı. Kureyşliler antlaşma gereği müslümanların ziyareti süresince Mekke’yi boşalttılar. Halk şehir yamaçlarında çadır kurdu ve peygamberin gelişini seyretti.
Rasûlullah (s.a.) önce kurbanlıklarını gönderdi. Sonra Kasva adındaki devesine binerek etrafında ashabı ile birlikte Merruzzahran’dan hareket ederek Mekke-i Mükerreme’ye girdi. Beytullah’ı deve üzerinde tavaf eyledi. Kureyşliler de uzaktan seyrediyorlardı. Tavafdan sonra yine deve üzerinde Safa ile Merve tepeleri arasında sa’y yaptı. Kurbanlarını kesti. Tıraş oldu ve ihramdan çıktı.
Üç günlük müddet çabuk geçmişti. Mekkelilerle gerginlik çıkartmak istemiyordu. Verilen sözde durulacaktı. Fakat onlarla daha dostça bir temas kurma imkânı ve sıcak bir ortam oluşturmayı arzu ediyordu. Amcası Hz. Abbas (r.a.)’ın baldızı Meymûne ile evlenme teklifi de tam bu döneme rastlamıştı. Rasûlullah (s.a.) hem amcasının isteğini yerine getirmek hem de arzuladığı hedefin gerçekleşmesine vesile olacağını düşünerek teklifi kabul etti. Küfürde inat eden Kureyşlileri, İslâm’a ısındırabilmek için bunu kendine fırsat bildi.
Kureyş ileri gelenleri birkaç kişi ile birlikte Süheyl İbni Amr’ı dördüncü günü sabahı Resûl-i Ekrem (s.a.)’e elçi olarak gönderdiler. Hudeybiye’de verdikleri sözü hatırlattılar. Efendimiz de: “Evet öyle... Lâkin müsade etseniz de burada bir gün daha kalsak. Sizden bir kadını nikâhladım. Meymûne ile evlendik. Evlenme törenini aranızda yapsam, siz de düğün ziyafetinde bulunsanız...” buyurdular.
Kureyş temsilcileri: “Hayır, biz buna râzı değiliz. Senin düğün yemeğinde bulunmak bize gerekmez. Hemen çık git artık yanımızdan,” dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Hakkınız var,” diyerek onların istekleri doğrultusunda hareket etti. Ashabına Mekke’den ayrılma emrini verdi.
Akşama kadar şehirde kimse kalmadı. Eşyalarını toparlayan ashâb-ı kiram guruplar halinde şehrin dışına çıktılar. Resûl-i Ekrem (s.a.) Ten’im mevkiinin yakınında «Serif» denilen yerde konakladı. Meymûne (r.anhâ) annemizi getirmek üzere azâdlısı Ebû Râfi (r.a.)’ı arkada bırakmıştı. Bir müddet sonra onlar da geldiler. Meymûne annemizin velîmesi için sofralar kuruldu ve düğün ziyafeti verildi. Böylece Hicretin yedinci yılı Şevval ayında Efendimizin son evliliği gerçekleşmiş oldu.
“Berre” adı burada değiştirildi. Mekke’den ayrıldığı yedi yıldan beri ilk defa ashabıyla birlikte emniyet ve güven içerisinde mübarek belde Mekke’ye girişinin hatırası olarak “Meymûne” adı verildi. Annemiz o günden sonra hep bu adıyla anıldı.
Hz. Meymûne’nin (r.anhâ) Hayırseverliği ve İnfak Ahlâkı
Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimize verilen evlenme izni artık Meymûne annemizle sona ermişti. Allah Teâla bunu şu âyet-i kerime ile ilân etti:
“Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, (senin takdirini kazansa bile) bunların yerine başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah her şeyi gözetendir.” (Ahzâb Sûresi: 52)
Meymûne (r.anhâ) annemiz çok hayırsever bir hanımefendiydi. Köleleri azad etmeyi çok severdi. Efendimiz bu ahlâkından dolayı ona: “Allah seni bu hayrından dolayı mükâfatlandırsın,” diye dua ederdi.
Bazan borç para alır, onu infak ederdi. Bir defa büyük bir meblağ borçlandı. Ona: “Ey mü’minlerin annesi! Ne cesaretle borçlanıyorsun? Bunu nasıl ödeyeceksin?” diye sordular. Meymûne annemiz de Rasûlullah (s.a.) efendimizden duyduğu bir hadis-i şerifle cevap verdi. Efendimiz buyurdu ki:
“Ödemek niyetiyle borçlanan kişiye Allah Teâlâ yardım eder.”
Meymûne binti Haris’in (r.anhâ) Fazileti, Rivayetleri ve Vefatı
Hz. Âişe (r.anhâ) annemiz de onun hakkında: “Meymûne bizim hepimizden fazla Allah Teâlâ’dan korkan ve sıla-i rahmi, yakın akrabaları gözetendi” derdi.
İki Cihan Güneşi efendimizle dört sene beraber yaşayan Meymûne (r.anhâ) annemiz 46 hadis-i şerif rivayet etmiştir. Bir tanesi şudur:
Meymûne annemiz şöyle haber vermiştir: “Rasûlullah (s.a.) secde ettiği zaman kollarını o kadar açardı ki; arkasından koltuklarının beyazlığı görünürdü. Oturduğu vakit de sol uyluğunun üzerine otururdu.”
O, hanımlarla ilgili konularda da Efendimizden nakiller yapmıştır. Abdullah İbni Şeddat (r.a.)’dan: Ben Meymûne’den işittim. Şöyle diyordu:
“Bazı kere öyle olurdu ki, ben hayız bulunur, namaz kılamazdım da Nebiyy-i Ekrem (s.a.) hasır seccâdeleri üzerinde namaz kılarken secdegâhlarının hizasında uzanmış bulunurdum. Secdeye vardığı zaman giydiği elbisesi bana dokunurdu.”
Meymûne (r.anhâ) annemiz Rasûlullah (s.a.) efendimizin nikâhı ile şereflenen son hanımıdır. 51 hicri yılda seksen yaşlarında iken bir Hac dönüşü Mekke’de hastalandı. Kendisini şehrin dışına çıkartmalarını istedi. Zira Rasûlullah (s.a.) onun Mekke dışında vefat edeceğini haber vermişti. Ten’im mevkiine yakın “Serif” denen yere gelince ruhunu teslim etti. İki Cihan Güneşi efendimizle evliliği de burada gerçekleşmişti.
Cenaze namazını yeğeni Abdullah İbni Abbas (r.a.) kıldırdı. Serif’te defnolundu. Yolda onun tabutu taşınırken İbni Abbas (r.a.):
“Ona yumuşaklıkla muâmele edin. Onu sarsmayın, sallamayın, edeble yola devam edin. Çünkü o annenizdir,” hatırlatmalarında bulundu.
Cenâb-ı Hak cümlemizi Meymûne annemizin şefaatlerine nâil eylesin. Amin.
Kaynak: Mustafa Eriş, Peygamberimizin Hanımları, Erkam Yayınları









YORUMLAR
Okudum yazanın Allah razı olsun inşallah
Çok Uzun Ama İşime Yaradı