Peygamber Efendimiz Neden Âlemlere Rahmettir?
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) üstün ahlakı, insanlığa örnek oluşu ve âlemlere rahmet olarak gönderilişi ayet ve hadislerle açıklanıyor.
Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîmelerde Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i şöyle tarif buyurmakta:
“(Ey Rasûlüm) Şüphesiz ki Sen yüce bir ahlâk üzeresin...” (el-Kalem, 4)
“(Rasûlüm!) Biz Sen’i, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (el-Enbiyâ, 107)
PEYGAMBER AHLAKI: ÂLEMLERE RAHMET VE EN GÜZEL ÖRNEK
Cenâb-ı Hak; yüce ahlâk ve fazîletlerin zirvesini, bütün insanlığa O’nun örnek şahsında sergilemiştir. O -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Rabbimiz’in insanda tezâhür eden sanat hârikasıdır. En alt kademeden, en üst mertebeye bütün insanlık için üsve-i hasene, en güzel örnek; her türlü meselede, fiilî kıstastır.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de bu minvalde şöyle buyurmuştur:
“Ben başka bir maksatla değil, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8)
Bu sebeple herkes, Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yüce ahlâk ve fazîletine hayrandır. Kur’ân-ı Kerim bize; başka âlemlerden cin tâifelerinin dahî gelerek, O’ndan Kur’ân dinlediklerini haber veriyor.
O -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; sadece insanlığın değil Sekaleyn’in, yani insan ve cinlerin peygamberi... O; bütün âlemlere rahmet...
O -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, melâikenin dahî Hazret-i Âdem şahsında önünde eğildiği ahsen-i takvîm üzere yaratılmış insân-ı kâmil... Kâmil mânâda, Hakk’ın halîfesi...
O -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, mahşerde bütün peygamberler üzerine şahit... O -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, nübüvvetin hâtemi... O -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Varlık Nûru ki, varlığın var ediliş gayesi...
Bu sebeple herkes O’na hayran...
O’na îmân edememiş bedbahtlar bile...
Allah Rasûlü’nün en azılı düşmanlarından Ebû Cehil;
“−Biz, Sen’in emîn ve sâdık olduğuna kāniiz. Lâkin getirdiğini istemiyoruz.” diyordu. Yani Allah Rasûlü’nü; o, nefsâniyeti itibarıyla kabullenmese de vicdânen kabul ediyordu...
“Fazîlet odur ki, düşman dahî takdir ede!” sözü fehvâsınca asrımızda da bu itirafı yapan pek çok batılı mütefekkir ve araştırmacı vardır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!