Peygamber Efendimiz Hac Menasikini Nasıl Yapardı?

Peygamber efendimiz veda haccında bayram sabahı Aka’be cemresini taşladıktan sonra Mina’ya dönmüş, kurbanlarını kesmiş, sonra tıraş olmuştur. Aynı günü Kâ’be’ye gitmiş ve ziyaret tavafını yapıp Mina’ya geri gelmiştir (Müslim, Hac, 333, I,947.)

Taş atma, kurban kesme ve tıraş olma menâsiki arasında Peygamber efendimizin takip ettiği sıraya uymanın vâcip veya sünnet oluşu konusunda müçtehitler farklı görüşler ortaya koymuşlardır.

Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhebine göre tertibe uymak sünnettir. Bu tertibe uyulmadığı takdirde her hangi bir ceza gerekmez. Buna şu hadis delildir:

Sahabeden biri Hz.Peygamber’e,

- “Şeytan taşlamadan ziyaret tavafını yaptım, (olur mu?) diye sordu. Hz.Peygamber,

- “Zararı yok, (bir şey gerekmez)” buyurdu. Bir başka sahâbî,

- “Kurban kesmeden tıraş oldum, (bir sakıncası var mı?) diye sordu.Hz.Peygamber,

- “Zararı yok, (bir şey gerekmez)” buyurdu. Bir başka sahâbî,

- “Şeytan taşlamadan kurban kestim, (ne dersiniz?) dedi. Hz. Peygamber,

- “Zararı yok, (bir şey gerekmez)” buyurdu. (Buhârî, el-Eyman ve’n-Nüzur, 15, VII, 226; Hac, 135, II, 187. Halebî, İbra- him b. Muhammed b. İbrahim, Mülteka’ l-Ebhur, I, 210, Thk.Vehbi Süleyman Ğavucî el-Elbânî, Beyrut, 1989. Kinânî, III,1171-1173; Makdisi, eş-Şerhü’l- Kebir, V. 63.)

Hadis-i şerîften anlaşıldığına göre bir kimse önce taş atıp, ardından kurban keserek tıraş olabileceği gibi kurbanı kestikten sonra taş atıp tıraş olabilir veya tıraş olduktan sonra taş atıp kurban kesebilir.

Ebû Hanîfe’ye göre, bunların ilk üçünde Hz. Peygamber’in takip ettiği sıraya uymak vâciptir. Aksi halde dem gerekir. Ancak, ifrad haccı yapanların nâfile kurban kesmeleri durumunda tertibe uymaları vâcip değil, sünnettir. (İbn Âbidîn, II, 555.)

Mâlikî mezhebine göre Aka’be Cemresi’ne taş atmanın, tıraş ve tavaftan önce yapılması vaciptir. (Kinânî, III, 1173.)

Ziyaret tavafını taş, kurban ve tıraştan sonra yapmak ittifakla sünnettir.

Tertibe uymak isteyen kimse eğer ifrad haccı yapıyorsa Aka’be Cemresi’ne taşlarını atıp tıraş olduktan sonra, temettu‘ veya kırân haccı yapıyorsa taş atıp kurbanlarını kestik- ten sonra tıraş olup ihramdan çıkar.

Tıraş olabilecek duruma gelen kimseler saçlarını kendileri tıraş edebilecekleri gibi henüz kendileri tıraş olmadan başka ihramlı olan kimseleri de tıraş edebilirler. Fakat tıraş olmadıkça veya saçlarını kısaltmadıkça ihram yasaklarını işleyemezler.

KAYNAK: Diyanet Hac İlmihali, DİB Yayınları, 2013, Ankara

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.