Nikah Hutbesi ve Duası

Nikâh merâsiminde konuşma (hutbe ve dua) yapmanın hükmü nedir? Hz. Peygamber’den (s.a.s.) nakledilen dua ve hutbe metni.

Çoğunluk müctehitlere göre evlenecek erkeğin veya velisinin nikahtan önce bir konuşma yapması müstehaptır.

Bu konuşmanın Allâh’a hamd ile başlaması, şehadet kelimelerini, Hz. Peygamber’e salât ve selâmı, takva ile ilgili ve evliliğe ait bazı âyetleri kapsaması asıldır. Günümüzde böyle bir konuşmayı cemiyet sahibi adına dinî nikâhta hazır bulunan din görevlisi yapabilir.

Abdullah b. Mesut’un (r.a.) (ö.32/652) Hz. Peygamber’den naklettiği dua ve hutbe metni şöyledir:

“Allah Teâlâ’ya hamdeder, O’ndan yardım dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allah kime hidayet verirse, onu saptıracak kimse yoktur. Allah kimi de saptırırsa onu doğru yola iletecek yoktur. Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet ederim.” [1]

Bundan sonra takva ile ilgili şu üç âyetin okunması tavsiye edilmiştir.

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini var eden ve ikisinden de birçok erkek ve kadın türetip yeryüzüne yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” [2]

“Ey îman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslüman olarak can verin.” [3]

“Ey îman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki, (Allah) işlerinizi düzeltip sizi başarıya ulaştırsın ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allâh’a ve Rasülüne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” [4]

Bundan sonra yüce Allâh’ın nikâh emrettiğini ve zinayı yasakladığını hatırlatarak şu âyet okunur.

“İçinizden bekârları, köle ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah onları fazlu keremiyle zengin kılar. Allah geniş lütul sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.”[5]

Nikâhtan önce yalnız Allâh’a hamd ve Hz. Peygamber’e salâtü selâm getirmekle yetinmek de mümkündür. Nitekim Abdullah bin Ömer (ö.73/692) bir nikâh akdi yapmaya çağrıldığı zaman şöyle derdi: Yüce Allâh’a hamd ve efendimiz Muhammed’e salâtü selâm olsun. Filan sizden filanca kızı istiyor. Eğer onu nikâhlarsanız, Allâh’a hamd olsun, reddederseniz, Allâh’ı bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.”[6]

Nikâh sırasında bir konuşma yapılmaması ve doğrudan nikâh akdine geçilmesi de yeterli olur. Çünkü konuşma vâcip değil müstehaptır. Delil Sehl İbn Sa’d’ın (ö.88-91/706-709) naklettiği şu hadistir: Hz. Peygamber kendisi ile evlenmek isteyen bir kadını, onunla evlendirdiği zaman; “Seni onunla Kur’ân’dan bildiğin sûreler karşılığında nikâhladım.” demiş ve bir ön konuşma ya da dua yapmamıştır.[7] Diğer yandan Allah Rasûlü’nün, Abdulmuttalib’in kızı Umâme’yi yine hutbesiz evlendirdiği nakledilmiştir.[8] Evlilik alış-verişe kıyas edilerek, ön konuşma veya dua olmaksızın da yapılabileceği söylenmiştir.

Eşlerin nikâhtan sonra tebrik edilmesi sünnettir. Ebû Hüreyre (r.a.), Nebî (s.a.v.)’in evlenen birisini şu şekilde tebrik ettiğini nakletmiştir:

“Allah bu evliliği sana bereketli kılsın ve ikinizi de hayırda birleştirsin.”[9] “Hayırlı ve mübarek olsun, bu gününüz inşaallah mübarek bir gün olur,” gibi ifadelerle de tebrik yapılabilir.

Diğer yandan nikâhın cuma günü akşamı yapılması da Allah Rasûlü’nün tavsiyeleri arasındadır. Çünkü cum’a günü mü’minler için şerefli bir gün olup, onda duaların geri çevrilmediği bir saatin bulunduğu da bildirilmiştir. Duanın cevap bulduğu bu saatin, günün sonlarında olduğu umulur. Ayrıca nikâhın mescidlerde yapılmasının tavsiye edilmesi de bu gayeye yöneliktir.

Dipnotlar:

[1] Ebû Dâvûd, Nikâh, 32; Nesâî, Cum’a, 24; İbn Mâce, Nikâh, 19; Dârimi, Nikâh, 20; A. b. Hanbel, I, 392, 3 3, 432. Tirmizî ile Hâkim bu hadise «hasen» demişlerdir. [2] Nisâ, 4/1. [3] ÂI-i İmrân, 3/102. [4] Ahzâb, 33/70, 71. [5] Nûr, 24/32. [6] bk. Zühaylî age, VII, 123. [7] Buhârî, Fadâilü’l-Kur’ân, 21, Nikâh, 37, 40; Ebû Dâvûd, Nikâh, 17; Tirmizî, Nikâh, 23; İbn Mâce, Nikâh, 17; Dârimî, Nikâh, 19. [8] Ebû Dâvûd, Nikâh, 32. [9] Ebû Dâvûd, Nikâh, 36; Tirmizî, Nikâh, 7; İbn Mâce, Ezân, 2; Nikâh, 23.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları

İSLAM’DA NİKAH VE DÜGÜN MERASİMİ

İslam’da Nikah ve Düğün Merasimi

NİKAH DUALARI

Nikah Duaları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.