Necip Fazıl Kısakürek'in Oğulları Mehmed Ve Osman Kısakürek Babalarını Anlattı

Şair, yazar ve mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek'in oğulları Mehmed ve Osman Kısakürek, babalarının fikri hayatını, hayat mücadelesini ve babalarıyla yaşadıkları anıları anlattı.

Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı (NFKKAV) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmed Kısakürek, Necip Fazıl'ın Batı hayranlığı ve taklitçiliğini reddettiğini belirterek, "Necip Fazıl, ideolojik bir dünya görüşüne bağlı olarak pozitivist-materyalist anlayış karşısında gerçek muhalefet cephesini Büyük Doğu çatısı altında kurmuştur. Burada, Anadoluculuk şuurunun en diri, sahih ve köklü şahsiyet tavrını merkezileştirmiştir." dedi.

Şair, yazar ve mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek'in oğulları Mehmed ve Osman Kısakürek, babalarının fikri hayatını, yaşam mücadelesini ve babalarıyla yaşadıkları anıları AA muhabirine anlattı.

Mehmed Kısakürek, babasının eserlerinin ve bütün emanetlerinin muhafızlığını azim ve aşkla sürdürdüklerini belirterek, "Onu tasarrufumuz altında tutmaya çalıştığımızı düşünenlerin aksine, onsuz fakat her an onun tasarrufu altında yaşadığımıza inandığımız çileli 38 yılın sonunda, çektiğimiz ve çekeceğimiz her türlü sıkıntıya razıyız. Bununla da ayrıca onur duyuyoruz. Allah ne kadar ömür verirse o kadar devam edeceğiz. Yani Üstadın asliyetini ve keyfiyet bütününü yarınki nesillere olduğu gibi intikal davasındayız." ifadelerini kullandı.

Necip Fazıl'ın diriliş ve medeniyet tasavvurunun ana dayanağının İslam olduğuna dikkati çeken Mehmed Kısakürek, Büyük Doğu Dergisi'nin ruhçu bir anlayış içinde milliyetçi ve mukaddesatçı bir yayın politikasına sahip olduğunu dile getirdi.

Kısakürek, Necip Fazıl'ın Büyük Doğu Dergisi'ndeki yazıları nedeniyle defalarca yargılandığını ve hapse atıldığını hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Büyük Doğu Dergisi'yle Necip Fazıl, Tanzimat'la birlikte Türk sanatkar ve entelektüelinin şuuruna hakim olan Batı hayranlığını ve taklitçiliğini reddeder. O güne kadar gelen bütün kıymetleri revizyondan geçirir ve temizleyici eleştiriyi inşa eder. Necip Fazıl, ideolojik bir dünya görüşüne bağlı olarak pozitivist-materyalist anlayış karşısında gerçek muhalefet cephesini Büyük Doğu çatısı altında kurmuştur. Burada, Anadoluculuk şuurunun en diri, sahih ve köklü şahsiyet tavrını merkezileştirmiştir."

"En sonda bütün bu işler bittikten sonra oturulup yeni iş düşünülecek"

Necip Fazıl Kısakürek'in diğer oğlu Osman Kısakürek ise müzede sergilenen Necip Fazıl'a ait el yazısı bir notu göstererek, bir hatırasını şu sözlerle anlattı:

"Her anımız hatıradır. Fakat enteresan bir şey anlatayım size. Sabahleyin erkenden Büyük Doğu'ya gidiyoruz. Gerekli işlemleri yapıyoruz. Sonra eskiden tipo derlerdi. Matbaada babam masaya 10 maddelik bir not koymuş. Dizgiler alınacak, tashihler yapılacak, tek yanlış kalmayacak kadar defalarca okunacak vesaire vesaire. En sonda bütün bu işler bittikten sonra oturulup yeni iş düşünülecek. Boş kalmak diye bir şey yok. Boş vaktiniz yok, iş düşüneceksiniz. Belki şimdi gençler bundan bir şey anlamaz ama işte hak hakikat burada."

Osman Kısakürek, babasının disiplinli çalışmaya çok önem verdiğine, kendilerini de öyle yetiştirdiğine vurgu yaparak, "Saat 9'da orada olacaksın, 9'u 1 geçe değil. İsmi lazım değil bir gün saat 5.00'te randevusu vardı. 5.00'e çeyrek kala geldi. Kapıyı ben açtım, oturttum salona, babama haber verdim. Odasında çalışıyordu, 'Tamam' dedi. Gelen kişiye 'Saat kaç?' diye sordu ve devam etti, 'Sen yarın öbür gün başbakan olacak bir insansın. Bir başbakan randevusuna ne 5 dakika evvel ne de 5 dakika geç gelir.' İşte bu kadar disiplinliydi." şeklinde konuştu.

Henüz 24 yaşındayken "Kaldırımlar" adlı şiir kitabını yayımlayan Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983'te vefat edene kadar, aralarında "Çile", "Canım İstanbul", "Tohum" ve "Bir Adam Yaratmak" adlı eserlerinin de bulunduğu çok sayıda kitap, yazı ve makale kaleme aldı.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.