Nazardan Nasıl Korunulabilir?

Nazardan nasıl korunulabilir? Mavi boncuk ve diğer unsurlar, nazardan korunmada ne kadar etkilidir?

Nazardan korunma noktasında Allah Rasûlü’nün ümmetine tavsiyesi olan Fâtiha, Âyete’l-kürsî, İhlâs ve Muavvizeteyn’i sabah akşam okumak gerekir. Bunlara ilâveten bir de nazar duâsını tekrarlamak, nazardan korunmanın mânevî zırhları sayılabilir. Bâzı âyet[1] ve duâların muska şeklinde yazılıp asılmasının ve cevşen takılmasının yararlı olacağı tavsiye edilmektedir.

Mavi boncuk ve diğerleri nazardan korumada doğrudan etkili olmasa bile göz ışınları için topraklama yapabilir. Hz. Peygamber bu tür şeyleri hoş karşılamamıştır. Burada şifâ ve korunmayı Allah’ın dışında boncuk veya bir başka nesneden ummak gibi tevhîd ilkesine uygun düşmeyen ve kişiyi şirk endişesine yaklaştıran risk vardır. Bu yüzden bunları kullanmak ve nazara doğrudan faydalı olduğunu düşünmek hoş karşılanmaz. Ancak süslü mavi taşın, gözün elektriğini alacak bir tesîri, mâşâallah yazılarının kalbî olarak insana mutasarrıf olan Allah’ı hatırlatması elbette nazarın tesîrini kırar. Kezâ bostanlara dikilen korkuluklar ve tarlaya hayvan kafası asmak da aynı şekilde ilk bakışı savuşturmak bakımından müsbet bir fonksiyon icrâ edebilir.

Şunu da belirtmek gerekir ki bâzı evham sâhibi kişiler patolojik ve biyolojik hastalıklarını da nazar ve büyüyle yorumlayıp doktora değil, üfürükçülere gitmekte; hem sağlığını, hem de parasını heder etmektedir. Dolayısıyla bir râhatsızlık söz konusu olduğunda önce doktora başvurmak, sonra ayrıca duâ ile nazar ve büyüden korunmak daha sâlim bir yoldur. Bu tür konularda evhama kapılmak doğru bir davranış değildir.

[1]. Özellikle de nazar âyeti için bkz. el-Kalem, 68/51-52.

Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, 300 Soruda Tasavvufi Hayat, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

HASED VE TAKDÎRLE NAZAR ARASINDA NE FARK VARDIR?

Hased ve Takdîrle Nazar Arasında Ne Fark Vardır?

NAZARA KARŞI OKUNACAK DUALAR

Nazara Karşı Okunacak Dualar

NAZAR (GÖZ DEĞMESİ) İLE İLGİLİ HADİSLER | PEYGAMBERİMİZİN NAZAR DUASI ARAPÇA, TÜRKÇE OKUNUŞU

Nazar (Göz Değmesi) ile İlgili Hadisler | Peygamberimizin Nazar Duası Arapça, Türkçe Okunuşu

NAZARDAN NASIL KORUNABİLİRİM?

Nazardan Nasıl Korunabilirim?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.