Moda Haline Gelen Hayâ ve Edep Yoksunluğu

Günümüz nesillerini en çok hangi tehlikeler bekliyor? Moda başlığı altında empoze edilmek istenen zehirli algılar neler? Anne ve babalar hangi hatalara düşüyorlar? Nesillerin kalitesi geleceğin kalitesidir. Kendimize ve neslimize önem vermemiz şart.

Edepsizlik, moda ve reklâmlarla zavallı nesillere empoze ediliyor. «Herkes böyle giyiyor, herkes bunu yapıyor…» denilerek ar damarı parçalanıyor. İnsanlar âdetâ robot hâline getiriliyor. Uzaktan kumandalı oyuncaklara döndürülüyor.

Maalesef, gafil anne-babalar; «Hevesini alsın, daha çocuktur, bir şey olmaz, içinde kalmasın, ileride zaten yapmaz!» diye gayr-i İslâmî kıyafetler, davranışlar ve yaşayışlarla çocukları yanlışların tiryakisi hâline getiriyor. Sonra da vazgeçiremiyor. Tıpkı bazı ahmak nâdanların, çocuğun ağzına sigara verip de; «Zevkini alsın, kötülüğünü bilsin, görsün de sonra hiç içmesin!» şeklinde câhilâne bir tavra ciğerparesini kurban etmesi gibi.

Hâlbuki;

Edepsizlik kalbî bir zâfiyettir. Çünkü; “Hayâ îmandandır.” İffetsizlik îman zâfiyetidir. Kıyâmet alâmetlerinden biri de iffet ve edebin kaybolmasıdır. Yani, kıyâmete yakın çoğalacak olan; fitneler, ihtiraslar, cinayetler ve kargaşaların bir sebebi de iffetsizlik olacaktır. Bu belâlardan muhafaza olmak için, edebe sığınmak lâzımdır. Nasıl Hazret-i Âdem ve Havva nedâmet ve tevbenin ilk işareti olarak edebe büründüler ve hayâ içinde örtünmeye çalıştılar ise, âhirzamanda kahr-ı ilâhîden muhafaza olmak isteyen mü’mine de yakışan budur.

Şair ne güzel söyler:

Edep bir tâc imiş nûr-i Hudâ’dan,

Giy o tâcı emîn ol her belâdan.

Kaynak:

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.