Mekruh Ne Demek?

Mekruh nedir ve kaça ayrılır? Tahrimen mekruh ve tenzîhen mekruh ne demektir? Tahrimen mekruh ve tenzîhen mekruha örnekler.

Mekruh, İslam fıkhında haram gibi kesin ve bağlayıcı olmamakla birlikte yapılmaması istenen şeydir.

MEHRUH NEDİR?

Allah Teâlâ ve Resûlü’nün, yapılmamasını kesin ve bağlayıcı olmayan bir tarz ve üslupla istediği fiile mekruh denir. Haramla mekruh arasında bazı ortak noktalar vardır. Her ikisi de yasaklanan ya da hoş karşılanmayan veya çirkin olan fiilleri ifade eder. Ancak haram ve mekruh kavramları Hanefîlerde, diğer mezheplere göre bazı farklılıklar gösterir.

Şöyle ki, haram; âyet, mütevatir veya meşhur sünnetle kesin ve bağlayıcı şekilde yapılmaması istenen fiili ifade ederken mekrûh; yine bu delillerle fakat kesin ve bağlayıcı bir şekilde yasak ifade etmeyen bir üslupla veya haber-i vâhid gibi zannî bir delille sabit olan yasak fiilleri kapsamına alır.

MEKRUH KAÇA AYRILIR?

Mekruh tahrîmen ve tenzihen olmak üzere ikiye ayrılır:

  1. Tahrîmen mekruh

Allah ve Resûlü’nün, yapılmamasını kesin ve bağlayıcı tarzda istediği fiil olmakla birlikte, bu istek haber-i vahid gibi zannî bir delil ile sabit olmuşsa buna “tahrîmen (harama yakın) mekruh” adı verilir. Şu hadisi buna örnek verebiliriz: “Kişi, kardeşi izin vermedikçe, onun alışverişi üzerine alışverişe girişmesin ve dünür üstüne dünürlük yapmasın.” [1] Bu hadiste “satış üstüne satış” ve “dünürlük üstüne dünürlük” kesin bir üslupla yasaklanmaktadır. Bunun hükmünün haram olması gerekirken, bu hadisin haber-i vâhid olması yüzünden, hüküm “tahrîmen mekruh” sayılmıştır.

Tahrîmen mekruhu işlemek cezayı gerektirir, fakat bunu inkâr eden dinden çıkmaz.

  1. Tenzîhen (helâla yakın) mekruh

Allah Teâlâ’nın ve Resûlü’nün koyduğu yasağın, kesin ve bağlayıcı nitelikte olmaması halinde, fiil “tenzîhen mekruh” adını alır. Namaz için mescide gidecek kimsenin soğan veya sarımsak yemesi gibi. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Soğan ve sarımsak yiyen kimse, mescidimize gelmesin, evinde otursun.” [2] Hadis-i şerifte, çevrenin rahatsız edilmemesi için bir önleme dikkat çekilmiştir. Kokusu topluluğu rahatsız ve huzursuz eden, aşırı ter, çorap vb. çirkin kokuların da hadis kapsamında düşünülmesi mümkündür.

Tenzîhen mekruhu işlemek cezayı ve kınanmayı gerektirmez. Fakat üstün ve faziletli olan şekle aykırıdır. Ancak her iki mekruhu terkeden kimse övülür. Hanefîler dışındaki mezhep imamları Hanefîlerin tahrîmen mekruh saydıkları fiilleri de haram kapsamına alırlar. Onlar, haram anlamında yasak edilmediğine dair işaret bulunan fiiller için, yalnız “mekruh” terimini kullanırlar.

Hanefîlerde, tahrîmen mekruh vacibin, tenzîhen mekruh ise mendubun karşıtıdır.[3]

Dipnotlar:

[1] Buhârî, Nikâh, 45; Müslim, Büyû’, 8, Nikâh, 38, 49, 52, 54, 56.

[2] Buhârî, Ezân, 160; Ebû Dâvud, Et’ime, 41.

[3] bk. İbnu Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid, Kâhire 1952, II, 167, 168; Zühaylî, age, I, 53, II, 263-264, IV, 240; Ebû Zehra, age, s. 45, 46; Z. Şa’ban age, s. 217 vd.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

 

SABAH NAMAZINDAN SONRA İŞRAK VAKTİNE KADAR İBADET ETMEK MEKRUH MUDUR?

Sabah Namazından Sonra İşrak Vaktine Kadar İbadet Etmek Mekruh mudur?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.