Marmara İlahiyat Öğrencileri Suriyeli Çocukların Yanında!

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hamle Kulübü üyeleri, Türk ve Suriyeli çocuklar arasında ensar ve muhacir kardeşliği oluşturmak adına "Umut Ağacı" projesini hayata geçiriyorlar.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde okuyan öğrenciler Hamle Düşünce ve Fikir Topluluğu'nun başlattığı "Umut Ağacı" projesi ile Suriyeli çocuklara yardım ediyorlar.

Türkiyeli ve Suriyeli çocuklar arasında ensar ve muhacir kardeşliği oluşturmak adına başlattıkları bu gönüllülük hareketinin hem Marmara İlahiyat'ta hem de başka üniversitelerde yayılmasını umut ediyorlar.

hamle_kulubu_mektup1

HAMLE KULÜBÜ SURİYELİLER'E NASIL YARDIM EDİYOR?

Hamle Kulübü öğrencileri Uluslararası Doktorlar Birliği (AID) aracılığıyla Suriyeli mendil satan, maddi durumu kötü olan veya yakınlarını kaybetmiş çocukları tespit ediyor ve daha sonra o çocuklarla vakit geçirip onları en çok mutlu edecek oyuncakları öğreniyor. Bunları daha sonra üniversitede hazırladıkları umut ağacına asıyorlar. İnsanlar gelip o ağaçtan çocukların isteklerini öğreniyorlar. Dileyenler oyuncağın maliyetini karşılıyor, dileyenler oyuncağı temin edip bize ulaştırıyor ya da dileyenler de serbest bağış yapıyorlar.

Toplanan yardımlarla Suriyeli çocukların istedikleri oyuncaklar alınıyor ve onlara ulaştırılıyor. Bu hediye verme kısmını da kendi yaşlarındaki Türk çocuklar aracılığıyla yapıyorlar. Daha sonra da temsili bir ensar muhacir kardeşleştirmesi yapıp bunu hazırladıkları panoya asıyorlar. Halil 7 yaşında Halepli, İbrahim 7 Yaşında Konyalı gibi...

umut-agaci-projesi

NEDEN BÖYLE BİR PROJE YAPTILAR?

"Her gün yüzlerce Suriyeli kardeşimizi perişan halde görüyoruz ve bu bizi gerçekten çok üzüyor ama ondan daha da vahim olanı halkımızın bu konudaki duyarsızlığı" diyor Hamle Kulübü üyeleri ve şöyle anlatmaya devam ediyorlar:

"Benim başıma böyle bir şey gelse ne yaparım diye düşünmeden "niye geldiler ülkelerine gitsinler" diyebiliyor bazıları. Kimileri ucuza çalıştırıp hor görebiliyor parasını vermeyip kovabiliyor, Suriyeli çocukları linç edebiliyor. Bu tablolar bize ait olmamalı. Hiç kimsenin bunu yapmaya hakkı yok. Aksine iman iddiamızın gereği olarak kol kanat germemiz gerekiyor. Bu konuda insanlarda bir farkındalık oluşturma ve Suriyeli kardeşlerimize de moral olabilmek adına böyle bir proje yaptık."

umut-agaci

Hamle Düşünce ve Fikir Topluluğu'nun facebook sayfası için tıklayınız

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.