Manevi Yolda İlerlemek İçin 12 Kural

Kalbin zindeliğini muhâfaza edip mânen terakkî edebilmesi nazargâh-ı ilâhî olan gönlün selîm hâle gelmesine bağlıdır. Bu ise bazı esaslara ri­âyetle sağlanabilir. İşte manevi yolda ilerlemek için dikkat etmeniz gereken 12 kural...

  1. Rız­kın he­lâl ol­ma­sı­na dik­kat et­mek.
  2. Kul ve mah­lû­kât hak­kı­na ri­âyet et­mek.
  3. Sü­rek­li istiğfar ve duâ hâ­lin­de bu­lun­mak.
  4. Kur’ân-ı Ke­rîm oku­mak ve ah­kâ­mı­na tâ­bî ol­mak.
  5. İbâ­det­le­ri hu­şû ile edâ et­mek.
  6. Tefekkürde derinleşmek, her şeyde ve her yerde ilâhî kudret ve azâmetin mührünü görebilmek.
  7. Ge­ce­le­ri ih­yâ et­mek. Ge­ce­le­ri­miz mânen ne ka­dar ay­dın­lık olur­sa, o hâl, gün­dü­zü­mü­ze de akseder. Se­her­ler, en kıy­met­li an­lar­dır. O va­kit­le­ri zi­yân et­mek, mânevî bakımdan büyük bir kayıptır.
  8. Zik­rul­lah ve mu­râ­ka­be­ye de­vam et­mek.
  9. Ölü­mü te­fek­kür et­mek.
  10. Sâ­lih ve sâ­dık­lar­la be­ra­ber olup, fâ­sık ve fâ­cir­ler­den uzak dur­mak.
  11. İl­miy­le amel eden âlim ve ârif­le­rin soh­bet­le­ri­ne de­vam et­mek.
  12. İn­fak eh­li ol­mak.

Hâ­sı­lı in­sa­nı eği­tip ye­tiş­ti­re­cek eği­tim­ci, ho­ca­efen­di ve öğ­ret­men gi­bi hiz­met in­san­la­rı­nın, ön­ce ken­di gö­nül­le­ri­ni bir der­gâh hâ­li­ne ge­tir­me­le­ri za­rû­rî­dir. Gö­nül âle­mi bir der­gâh hâ­li­ne gel­me­miş kim­se­le­rin durumu, temelsiz bir bi­nânın du­var­la­rına benzer ki bun­lar, bir müd­det son­ra yı­kı­lıp yok olmaya mahkûmdur.

An­cak gö­nül­le­ri­ni mahlûkata aça­rak on­la­rı ku­cak­la­yan­lar, Bahâuddîn Nakşibend, Haz­ret-i Mev­lâ­nâ, Yû­nus Em­re ve emsâli Hak dostları gi­bi fânî ömürlerinden sonra da kı­yâ­me­te ka­dar devam ederler. Mek­tep­le­rin­de­ki mârifetullah ve muhabbetullah ders­le­ri de ke­sin­ti­siz bir şekilde sürüp gider.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hizmet, Erkam Yayınları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.