Mahremiyet Neden Giderek Zayıflıyor?
Mahremiyetin zayıflama nedenleri, modern medya ve kültürün beden algısı üzerindeki etkisi ile örtünme ve toplumsal değerler.
Mahremiyet kişinin sadece kendine veya belirli kişilere ait kıldığı, bedenini, evini, duygularını, ilişkilerini, düşüncelerini, özel hayatını kapsayan sınırdır.
İSLAM’DA MAHREMİYET VE ÖRTÜNMENİN FITRÎ TEMELLERİ
İslam’da mahremiyet; bedensel ve ruhsal korunma alanıdır. Bedenin örtülmesi, bilginin izinsiz aktarılmaması, gıybet, evlere izinsiz girilmemesi gibi mahremiyet sınırları vardır.
İslam, mahremiyetin korunması konusundaki hükümleri ahlaki kurallar olarak belirtir. Mahremiyet hakkına saygı öncelikle ahlaki sorumluluktur, bu alan sırf kanunla korunamayacak kadar hassas bir alandır. En temel yol mahremiyet eğitimi ve ahlaki ilkelerdir. Mahremiyet insanı insan yapan temel değerlerden biri olduğundan gerektiğinde hukukun korumasına da başvurulmaktadır.
Mahremiyetin Fıtrî ve Ahlaki Boyutu
Mahremiyetin korunması fıtri duygu olduğundan temel haklardan biridir. Bedenin örtülmesi hukuki zorunluluğun veya dini sınırlamanın öncesinde, insan doğasında var olan davranıştır. Kur’an’da şöyle buyrulur:
“Mümin kadınlara söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.(Yüz, el gibi)görünen kısımlar müstesna, ziynet(yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ey Müminler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!”(Nur, 31).
Kur’an ve Sünnette Beden Mahremiyetine Yaklaşım
Kadınların dışarı çıkarken evde giydikleri elbiselerinin üzerine bir dış giysi almalarını isteyen ayetler beden mahremiyetini doğrudan ilgilendirmektedir. (Ahzab, 59)
“Sünnet-i Seniyye, Nuh (a.s.)’ın gemisi gibidir. Kim ona binerse kurtulur. Kim de onu terk ederse helak olur.” (İmam Malik Hz.) Allah Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem “Bedeninin senin üzerinde hakkı var.” (Müslim, Sıyâm, 182) buyururken insana vücudu konusundaki sorumluluğunu hatırlatmaktadır. Bu sorumluluk, bedenin beslenme, giyinme, hastalıklardan korunma, tedavi olma gibi haklarının yanı sıra, mahremiyet hakkını da gözetmeyi gerektirir.
Bedenin Teşhiri ve Toplumsal Mahremiyet Algısı
Bedenin teşhiri sadece dinler açısından değil toplumsal ahlak açısından da kabul görmez. Burada ihmal edilen şey sadece bedeni teşhir edilen kişinin değil tüm toplumun mahremiyeti ve mahremiyet algısının zarar görmesidir. Bedenin mahremiyetini sağlama açısından giyinme insanın tabiatından kaynaklanan durumdur. Erkek ve kadın bedeninin mahremiyetinin sağlanması açısından örtünmeye dair ölçüler getirilmiştir.
MODERN DÜNYADA MAHREMİYETİN ZAYIFLAMASI
Kapalı giyinmek 1920’lere kadar aile şerefinin, nezaketin bir işareti olarak görülürdü. Kadınların zaman içinde pantolon giymeye başlaması o yıllarda tek kelimeyle skandaldı. Bu tarz, son derece erkeksi olarak nitelendirilirdi.
1990 Sonrası Medya ve Mahremiyet Algısındaki Değişim
1990’lardan sonra magazin, güzellik, yemek programları dizi filmler bedenlerin görünürlüğünü yaygınlaştırdı. Medya içerikleriyle gündüz kuşağı programları kendisine hedef kitle olarak kadınları seçmiştir. Bu programlar büyük ölçüde evlilik ve aile mahremiyetini deşifre etmeye yönelik olması aile mahremiyetinin yok olmasına sebep olmuş, mahremiyet ihlallerini normalleştirmiştir.
Sonraki yıllarda alışveriş merkezleri toplumsal hayatın odağına yerleşmiş, eğitim ve çalışma hayatına eskisiyle kıyaslanmayacak derecede kadınların rağbet göstermesi, iş arkadaşı, okul arkadaşı gibi yeni kavramları ortaya çıkarmış, ev içi mahremiyetin en bilinen karşılığı olan haremlik selamlık uygulaması ikinci plana atılmıştır. Yine doğum günü, evlilik günü, sevgililer günü gibi günleri kutlamayan aileler artık kutlamaya başlamışlardır.
Teknolojinin hayata getirdiği kolaylıkların sonunda toplum adına yeni beğeniler oluşturuldu. İnternet insanların bu gösteriye katılımlarını, ekran üzerinden gösteriş alanı, seyirlik bir nitelik haline dönüştürerek beden mahremiyetini ihlal etti.
“Cannes Film Festivali’nde “edep” sebebiyle kıyafet sınırlaması getirilmiş, çıplaklık ifade eden kıyafetler kabul edilmemiş. Batı, beden mahremiyeti konusunda insanlığın fabrika ayarlarına dönmeye kalkar, kamusal alanda çıplak gezmeyi demode bulursa belki onlara özenenler vazgeçerler bu sapkınlıktan. Çünkü konu, özgürlük, tercih vb. süslü kelimelerle geçiştirilemeyecek kadar ciddi.
Giyim ve Toplumsal Normların Aşınması
Giyim tarzı, toplumun kültürel, ahlaki değerlerinin yansımasıdır. Çok açık giyinmenin yaygınlaşması, normalleşmesi, geleneksel değerleri, toplumsal normları aşındırır. Bu, toplumlarda çatışmalara yol açabilir, nesiller arası uçurumu derinleştirebilir. Toplumun genelinde giyimin sadece bireysel tercih olmaktan öte, toplumsal uzlaşıyı da içerdiği unutulmamalıdır. Mahremiyet bireysel bir tercih değil toplumsal bir gerekliliktir.
MAHREMİYET KAYBININ GENÇLER VE TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Gençlerin sağlıklı bir cinsel kimlik ve beden imajı geliştirmeleri için uygun çevreye ihtiyaçları vardır. Çok açık giyinmenin özellikle genç nesiller arasında giderek daha fazla "normal" karşılanması, beraberinde çeşitli olumsuzlukları getirmektedir.
Sokakta çok açık, cazibeli giyinmenin normalleşmesi, cinselliği erken yaşlarda, yanlış vurgulayarak değerlerinin, saygınlıklarının giyim tarzlarıyla, özgüvenlerini dışarıdan gelen onayla, cinselliği sadece dış görünüşleriyle ilişkilendirmelerine sebep olabilir. Daha derin duygusal bağlantıları göz ardı edebilirler. Özellikle kız çocukları için, bedenlerinin metalaştırılması veya cinsel obje olarak algılanması riskini artırabilir. “Gösteriş merakı patolojik düzeydeki aşağılık kompleksinin en tipik belirtisidir.” (Alfred Adler)
Sosyal Medya, Moda ve Beğenilme Baskısı
Günümüz medyasında, özellikle sosyal medyada, açık giyimin sıklıkla çekici, popüler olma aracı olarak sunulması, gençleri bu yönde teşvik edebilir. Ünlülerin, influencer'ların giyim tarzları, genç nesiller üzerinde büyük etki oluşturur. Bu durum, gençlerin kendilerini sürekli olarak "beğenilme" "onay alma" baskısı altında hissetmelerine neden olabilir. Aynı zamanda, tüketim kültürünün bir parçası olarak, sürekli yeni, "trend" kıyafetler satın alma döngüsüne girmelerine yol açabilir.
Çıplaklığın Normalleşmesi ve Bedenin Metalaştırılması
Örtünmek fıtridir. İnsan tabiatının ayrılmaz özelliğidir. Doğrudan veya giyiniyormuş gibi yaparak soyunmak insan benliğine zarar verir. Çıplaklık insanlığa doğrultulmuş en eski silahtır. Son yıllarda içine düştüğümüz felaket bu silahın geliştirilmiş son sürümü. Kadın bedeninin insanlığın geleceğine doğrultulmuş silah haline getirilmesi, kadının güzellik tutkusunun, bedeni moda, estetik, kozmetik sektörünün teşhir tahtası haline getirmesi, çıplaklığın normalleştirilmesi, sıradanlaştırılması kabul edilemez.
Eskiden mahremiyet duvarlarla, pencerelerle korunurdu, şimdi ekranlar, paylaşımlar üzerinden ihlal ediliyor. Görünür olmak normalleşti; gizlemek, korunmak, saklamak adeta suç gibi algılanıyor. Unutmamalı her şeyi açmak şeffaflık değil savunmasızlıktır. Büyükler iç çamaşırlarının bahçeye, balkona asılmamasını öğretirdi, şimdi iç çamaşırlarıyla dışarıda gezmek normalleşti.
Kötü şeyler böyle normalleşiyor: Zemini oluşurken seyirci kalıyoruz. Ucu bize dokunmuyorsa izliyoruz. Bizden olanlar yapınca susuyoruz. İşimize yarayınca destek veriyoruz. İtiraz eden olursa yalnız bırakıyoruz. Kendi kendine de düzelsin istiyoruz.
Dünyada tek bir asil kişi dahi bedenini karakterinin önüne geçirmemiştir. Mahremiyet nezakettir, fazilettir, ahlak güzelliğidir, asalettir. Asil insanlar teşhirci olmaz, hayatı zarafetle yaşar. Mahremiyet haysiyetimizin, kişiliğimizin farik vasfıdır, cennet bahçesidir.
Kültür Tüketimi ve Değerlerin Aşınması
Çıplaklık kültürel yozlaşmadır. Giyinmede bu ihlallerin yapılması sosyal çürümenin önemli nedenlerinden biridir.
Boykot ürünlerini almamakla gösterilen tepkiden, duruştan daha fazlası gerekiyor kültür yozlaşmasına. O markayı almamakla bir tepki veririz, zaten alternatifini mutlaka buluruz. Ama o diziyi izlerken, o şarkıyı dinlerken, o karakteri beğenirken sadece o ürünü almış gibi olmayız, zihnimizi teslim ederiz. Özümüze, geçmişimize düşman hâle geliriz. Kültür, düşünceyi şekillendirir, değerleri değiştirir. Ürünü almazsak paramızı vermeyiz. Ama kültürü içselleştirirsek fark etmeden ruhumuzu teslim ederiz maazallah.
Sokakta çok açık giyinmenin genç nesil için normalleştirilmesi, hem bireysel hem toplumsal düzeyde tehlike arz eden önemli konudur. Bu durum, yanlış algıların oluşmasına, güvenlik risklerine, toplumsal değerlerin aşınmasına yol açabilir. Bu konuda farkındalık oluşturmak, gençlere doğru rehberlik sağlamak, hem ailelerin hem eğitim kurumlarının sorumluluğundadır.
Kaynak: Emel Sözcüer, Altınoluk Dergisi, Sayı: 484









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!