Mahmud Sami Efendi ve Hatimle Teravihler

Abdullah Sert Hocaefendi, Erenköy yıllarının unutulmaz manevi atmosferini ve Mahmud Sami Efendi’nin 85 yaşında bile teravih namazlarını nasıl bir aşk ve zindelikle kıldırdığını, hatıraların bereketiyle bugüne taşıyor.

Mahmud Sami Efendi’nin 85 yaşında, büyük bir vecd içinde hatimle eda ettiği teravih namazları; yorgunluğun yerini manevi bir lezzete bıraktığı, diriliş ve dua dolu bir Ramazan iklimine kapı aralıyor.

MAHMUD SAMİ EFENDİ'NİN TERAVİH NAMAZLARI

Allah rahmet eylesin; Erenköy’de MahmudSami Efendi’nin teravihlerine katılırdık. Hazret, 85-86 yaşlarında Medine-i Münevvere’ye hicret etmeden önce, hatimle namaza katılırlardı ve bütün yirmi rekatı da ayakta kılarlardı. Gıpta ederdik.

Biz o zamanlar 20-25’li yaşlardaydık; herhalde biraz yorgunluk hissederdik belki ama o güzel insanlar namazın hazzına, zevkine ve Allah ile beraberliğe ulaşmış olduklarından, namazdan gerçekten çok büyük bir keyif alıyorlardı. Hiç yorulmuyorlar, adeta yatsı namazını kıldıkları gibi hiç acele etmeden, tane tane ve güzel bir kıraatle okuyan imamın arkasında yirmi rekatı tamamlıyorlardı.

Arkasından da yine 'Hadi, mübarek gecelerdir; bir 15-20 dakika sohbet edelim.' deyip; hatırlıyorum, bir sene İmam-ı Şârânî’nin Tenbihü’l-Muğterrin’inden, bir sene Asım Köksal Hocamızın İslam Tarihi’nden, bir sene de yine bir hadis külliyatından hadisler okuyarak gecenin güzelliğini adeta tamamlıyorlardı.

Onun için, inşallah böyle güzel bir aya giriyoruz değerli kardeşlerimiz. Dualarımızda 'Ya Rabbi! Bu nimetin tamamını Senden isteriz.' diye dua ederiz. Rabbimiz bu aya huzurla girmeyi, hazırlıklı, canlı ve diri yaşamayı; sonra da bu mübarek aydan yine dimdik çıkarak aynı dirilikle hayata devam etmeyi hepimize muvaffak eylesin.

İslam ve İhsan

SAMİ EFENDİ’NİN SON GÜNLERİ

Sami Efendi’nin Son Günleri

MAHMUD SAMİ RAMAZANOĞLU (K.S.) KİMDİR?

Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.