Kuss Bin Sâide’nin Ukaz Panayırı’nda Okuduğu Şiir

Abdullah Sert Hocaefendi, Kuss bin Sâide’nin, Ukaz Panayırı’nda okuduğu meşhur şiiri seslendiriyor.

KUSS BİN SAÎDE’NİN UKAZ PANAYIRI’NDA OKUDUĞU MEŞHUR ŞİİR

Kuss bin Sâide, Ukaz Panayırı’nda şöyle diyor:

“Ey nâs!

Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür, ölen fena bulur, olacak olur... Yağmur yağar, otlar biter, çocuklar doğar, analarının babalarının yerini alır. Sonra hepsi mahvolup gider. Vukuatın ardı arkası kesilmez, birbirini takip eder.

Kulağınızı açınız, dikkat ediniz, gökte haber var, yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir ferş-i eyvan, gökyüzü bir yüksek tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur, gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar, yoksa orda bırakılıp da uykuya mı dalıyorlar?

Yemin ederim, Allah’ın indinde bir din vardır ki şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir. Allah’ın gelecek bir peygamberi vardır ki gelmesi pek yakın oldu.

Gölgesi başımızın üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki O’na iman edip de o dahi ona hidâyet eyleye. Vay o bedbahta ki O’na isyan ve muhalefet ede. Yazıklar olsun ömürlerini gafletle geçiren ümmetlere...

Ey İyâd kavmi, Hani âba ü ecdâdınız? Hani zînetli kâşaneler ve taştan haneler yapan Ad ve Semûd? Hani dünya varlığına mağrur olup da milletine ‘ben sizin Rab’binizim’ diyen Firavun ve Nemrud? Onlar size nispeten daha kuvvetli ve kudretli idiler. Bu yer onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı, kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Şimdi evleri ıssız kaldı. Yerlerini yurtlarını köpekler şenlendiriyor.

Sakın onlar gibi gaflet etmeyin. Her şey fânidir. Bâkî olan ancak Allah’tır. Birdir, şerîki ve nazîri yoktur. İbâdet ancak O’nadır. Doğmamış, doğurmamıştır. Evvel gelip geçenlerde bize ibret olacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var ama çıkacak yeri yoktur. Büyük, küçük göçüp gidiyor. Giden geri gelmiyor. Anladım ki herkese olan bana da olacaktır...”

Kuss bin Saîde, Hâtemü’n-nebiyyîn sallallahu aleyhi ve sellem ile görüşmek seâdetine nail olamamıştır.

Fahrü’l-mürselîn Efendimiz, Kuss bin Saîde hakkında:

– “Ümit ederim ki Cenâb-ı Hak, Kuss bin Saîde’yi ayrıca bir ümmet olarak ba’s eyleye...” buyururlardı.

Kaynak: Sâdık Dânâ, Sultanü'l-Ârifîn, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

KUSS BİN SAİDE’NİN HUTBESİ

Kuss Bin Saide’nin Hutbesi

KUSS BİN SAİDE’NİN UKAZ PANAYIRI’NDA OKUDUĞU HUTBE

Kuss bin Saide’nin Ukaz Panayırı’nda Okuduğu Hutbe

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.