Kur’an’da Çelişki Var mıdır? Bu Çelişki İddiaları Metinden mi Yorumdan mı Kaynaklanmaktadır?
Kur’an’da çelişki var mıdır? Bu çelişki iddiaları metinden mi yorumdan mı kaynaklanmaktadır?
Hazırlayan: Dr. Abdullah Karaca
Kur’an’da herhangi bir çelişki bulunmadığı gerek ayetlerde gerekse hadislerde açıkça ifade edilmiştir. Nitekim Kur’an’ın Allah’tan başkası tarafından indirilmiş olması hâlinde onda pek çok ihtilâf bulunacağı bildirilmiş (en-Nisâ 4/82), ayetlerinin birbirleriyle uyumlu olduğu (ez-Zümer 39/23), herhangi bir eğrilik taşımadığı (el-Kehf 18/1; ez-Zümer 39/28), sağlam kılındığı (Hûd 11/1) ve ona hiçbir şekilde bâtılın yaklaşamayacağı (Fussilet 41/42) vurgulanmıştır. Hz. Peygamber, Kur’an’ın bir kısmının diğer kısmını yalanlamak için değil, tasdik etmek için indirildiğini belirtmiştir (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, no. 6702, 6741). Bu âyet ve hadisler, Kur’an’da hakiki bir çelişki bulunmadığı ve ilk bakışta birbiriyle çelişkili görünen ifadelerin bu ilke çerçevesinde ele alınması gerektiği düşüncesinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır.
Nüzul döneminde Kur’an ayetleri arasında çelişki bulunduğuna yönelik herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte tefsir kaynaklarında Yahudilerin nesih meselesi (bazı ayetlerde emredilen hükümlerin başka bir ayetle yürürlükten kaldırılması) üzerinden böyle bir itiraz ileri sürdükleri nakledilmektedir. Rivayete göre Yahudiler, Hz. Peygamber’in bugün emrettiği bir şeyi daha sonra yasakladığını ve önceki sözünden döndüğünü söyleyerek Kur’an’ın hükümleri arasında tutarsızlık bulunduğunu iddia etmişlerdir (Zemahşerî, el-Keşşâf, el-Bakara 2/106). Ancak bir hükmün neshedilmesi, hükümlerin tedricî olarak yürürlüğe girmesi veya farklı şart ve durumlar için farklı hükümlerin öngörülmesi, kendi başına bir çelişki ifade etmemektedir. Nitekim İslâm âlimleri de neshi, Allah Teâlâ’nın ilminde bir değişiklik olarak değil, kulların maslahatları doğrultusunda bir hükmün yürürlükten kaldırılarak yerine başka bir hükmün getirilmesi şeklinde açıklamışlardır. Bu bakımdan Yahudilere nispet edilen söz konusu itiraz, Kur’an’da bir çelişki bulunduğunu ortaya koymamaktadır.
Kur’an ayetleri arasında çelişki bulunup bulunmadığı sorusunun sahâbiler döneminde de gündeme geldiği görülmektedir. Nitekim bir kişi İbn Abbas’a başvurarak Kur’an’da kendisine çelişkili görünen bazı ifadeler bulunduğunu belirtmiş ve bunların açıklanmasını istemiştir. Söz konusu kişi, kıyamet günü insanların birbirlerine soru sorup sormayacakları (el-Mü’minûn 23/101; es-Sâffât 37/27), müşriklerin şirklerini gizleyip gizleyemeyecekleri (el-En‘âm 6/23; en-Nisâ 4/42) ve yerin mi yoksa göğün mü önce yaratıldığı (Fussilet 41/9-12; en-Nâzi’ât 79/27-30) gibi hususlarda ayetler arasında farklılıklar bulunduğunu ileri sürmüştür. İbn Abbas söz konusu ayetler arasında herhangi bir çelişki bulunmadığını ortaya koymuş, Kur’an’da zahiren çelişkili görünen diğer hususların da hakikatte herhangi bir çelişki ifade etmediğini beyan etmiştir. (Abdürrezzâk es-San‘ânî, Tefsîr, en-Nisâ 4/42).
İslam dünyasında yaşanan siyasî ve îtikâdî ayrışmalarla birlikte îtikâdî konularla alakalı bazı ayetlerin anlamına ilişkin tartışmalar ortaya çıkmıştır. İslâm karşıtı kişi ve gruplar da özellikle lafzen müşkil (zihinde çelişki veya kapalılık algısı oluşturan) ve müteşâbih (birden fazla anlama gelebilen ya da gerçek mahiyeti insan idrakini aşan) ayetlerden hareketle Kur’an’da çelişkiler bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu gelişmeler, hem Kur’an’a yönelik çelişki iddialarına cevap verilmesini hem de insanların zihninde tereddüt oluşturan ayetlerin açıklanmasını gerekli kılmış ve Müşkilü’l-Kur’ân ilminin gelişmesine zemin hazırlamıştır (DİA, Müşkilü’l-Kur’ân).
Esasen çelişki iddiaları, Kur’an’ın kendisinden kaynaklanan bir husus değildir. Nitekim Müşkilü’l-Kur’ân literatüründe Kur’an’da çelişki meselesi “çelişki vehmi” (موهم الاختلاف والتناقض) şeklinde adlandırılmış; böylece çelişkinin Kur’an metninde değil, ayetlerin ilk bakışta anlaşılma biçiminde ortaya çıktığına işaret edilmiştir. Bu sebeple çelişki iddiaları, ayetlerin yanlış anlaşılmasından, Kur’an’ın kendine özgü üslubunun yeterince bilinmemesinden veya bazı durumlarda art niyetli yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır. Zira Kur’an ne şiir ne de alışılmış anlamda nesir bir kitaptır. O yaklaşık yirmi üç yıllık bir süreçte farklı olaylar ve şartlar içerisinde indirilmiş kendine özgü bir kelâmdır. Dolayısıyla ayetlerin nüzul bağlamı, muhatapları, dil ve üslûp özellikleri ile birbirleriyle olan ilişkileri dikkate alınmadan değerlendirilmesi, çelişkilerin var olduğu düşüncesine yol açabilmektedir.
Bununla birlikte bazı âlimler okuyanların çelişki bulunduğu vehmine kapılmasına neden olabilecek durumları ve çözüm yollarını da tespit etmişlerdir. Bunların başında; bir olayın değişik aşamalarına işaret edilmesi (i), konu farklılığı (ii), fiillerin farklı açılardan ele alınması veya farklı faillere isnat edilmesi (iii), ifadelerin hakiki veya mecazi anlamda kullanılması (iv) ve olayın değişik yönlerden ele alınması (v) gelmektedir. Meselâ Hz. Âdem’in yaratılışının bazı ayetlerde toprak, bazılarında ise çeşitli özelliklerdeki çamurla açıklanması, yaratılış sürecinin farklı aşamalarına işaret etmektedir. Benzer şekilde kıyamet günü insanların sorgulanacağını bildiren ayetlerle sorgulanmayacaklarını ifade eden ayetler, ahiretin farklı safhaları ve insanların karşılaşacakları farklı durumlar dikkate alınarak açıklanmıştır. Hakeza insanların yaptığı bazı fiillerin isnadından kaynaklanan zâhirî ihtilâfa ise “Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü.” (el-Enfâl 8/17) ayeti örnek gösterilebilir. Burada öldürme fiili, kesb ve mübâşeret bakımından insanlara ait olmakla birlikte tesir ve yaratma bakımından Allah’a nispet edilmiştir. Yine “İnsanları sarhoş olmuş gibi görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değildir” (el-Hac 22/2) ayetinde zikredilen hususta da bir çelişki değil, belagat itibariyle hakiki ve mecaz anlamların kullanımından kaynaklı bir farklılığın söz konusu olduğu görülmektedir. Nitekim ayette insanların kıyametin dehşeti karşısındaki hâlleri mecazen sarhoşluğa benzetilmiş, ardından gerçekte sarhoş olmadıkları belirtilmiştir. Aynı durum farklı bir ayette daha karşımıza çıkmaktadır. Bir ayette müminlerin kalplerinin Allah’ı anmakla huzur bulduğu (er-Ra‘d 13/28) ifade edilirken diğer bir ayette müminlerin kalplerinin Allah anıldığında ürperdiği (el-Enfâl 8/2) belirtilmektedir. Halbuki İlk âyet imanın verdiği huzuru, ikincisi ise Allah’a karşı duyulan korku ve saygıyı ifade etmektedir. Dolayısıyla ayetler arasında çelişki bulunduğu izlenimi, çoğu zaman ifadelerin dilsel özelliklerinin, bağlamlarının, ele aldıkları olayların farklı yön ve aşamalarının dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır (Suyûtî, el-İtḳān, 3/88-100).
Sonuç olarak Kur’an’da çelişki bulunduğuna yönelik iddiaların, metnin kendisinden ziyade ayetlerin anlaşılması ve değerlendirilmesiyle ilgilidir. Kur’an’ın farklı zaman ve şartlarda nazil olması, kendine özgü dil ve üslûbu, aynı konuyu farklı yönlerden ele alması ve bazı ifadelerin birden fazla anlama gelmesi, ayetler arasında çelişki bulunduğu izlenimine yol açabilmektedir. Ancak birbiriyle çelişkili görünen ayetler, bağlamları ve Kur’an’ın bütünlüğü dikkate alınarak değerlendirildiğinde aralarındaki farklılıkların bir çelişki oluşturmadığı anlaşılmaktadır. İslâm âlimleri de ilk dönemlerden itibaren bu tür çelişki gibi gözüken durumları (işkâlleri) çeşitli yöntemlerle açıklamaya çalışmıştır. Dolayısıyla asıl mesele, Kur’an metninde çelişki bulunmasından çok, ayetlerin nasıl anlaşıldığı ve birbirleriyle nasıl ilişkilendirildiğidir.
KAYNAKLAR
- Abdürrezzâk es-San‘ânî, Ebû Bekr Abdürrezzâk b. Hemmâm. Tefsîru Abdirrezzâk. thk. Mahmûd Muhammed Abduh. 3 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1. Basım, 1419/1999.
- Ahmed b. Hanbel, Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed. el-Müsned. thk. Şuayb el-Arnaût – Âdil Mürşid vd. 50 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1. Basım, 1421/2001.
- Suyûtî, Celâleddîn Abdurrahmân b. Ebî Bekr. el-İtḳān fî ʿulûmi’l-Ḳurʾân. thk. Ahmed Ahmed Ali. Kahire: Dâru’l-Hadîs, 2004.
- Yerinde, Âdem. “Müşkilü’l-Kur’ân”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 32/164-167. İstanbul: TDV Yayınları, 2006.
- Zemahşerî, Cârullâh Ebü’l-Kāsım Mahmûd b. Ömer. el-Keşşâf ʿan ḥaḳāʾiḳi ġavâmiżi’t-tenzîl ve ʿuyûni’l-eḳāvîl fî vücûhi’t-teʾvîl. thk. Âdil Ahmed Abdülmevcûd – Ali Muhammed Muavvaz. 6 Cilt. Riyad: Mektebetü’l-Ubeykân, 1. Basım, 1418/1998.










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!