Kölenin Halîfe Hârun Reşid’i Hayran Bırakan Cevabı

Halîfe Hârun Reşid'in saraydaki köle ve hizmetçilere dağıttığı hediye ve ikramlar sırasında bir kölenin Halîfe Hârun Reşid'i mest eden cevabı...

Halîfe Hârun Reşid, köle ve hizmetçilerini her yıl farklı hediyeler vermek sûretiyle sevindirirdi. Onların gönüllerini hoş etmek, kendisi için tarifsiz bir lezzetti. Yine bir sene, hepsini bir araya topladı. Önlerine türlü türlü giyecekler, latîf kumaşlar, altınlar, gümüşler getirdi ve nezâket dolu bir üslûp ile;

“–İsteyen dilediğine elini değdirsin veya işaret etmek sûretiyle;

«–Benim buna ihtiyacım var!» desin. Mutlaka herkes sevdiğini göstersin!” dedi.

Halîfenin bu sözleri üzerine; o meydandaki herkes, büyük bir sevinçle, sevdiği eşyayı işaret etti. Kimi birkaç parça altın ve gümüş parayı, kimi nârin bir elbiseyi, kimi de bir top kumaş parçasını gösteriyordu. Lâkin hizmetkârlardan biri, yüzünde mahcubiyet ifadesi olduğu hâlde, Halîfe Hârun Reşid’i işaret etmekteydi. Hârun Reşid onun bu hâlini görünce hayretle;

“–Ne yapıyorsun? Sen niçin beni işaret ediyorsun?” diye sordu.

Hizmetkâr, bu soru üzerine gönlündeki hissiyâtı sergileyen şu cevabı verdi:

“–Efendim! Siz; «Neyi severseniz ona işaret ediniz.» buyurdunuz. Ben de sizi işaret ediyorum. Zira sizi çok seviyorum.”

Hârun Reşid, her kelimesi derin bir muhabbet yüklü olan bu sözlerinden dolayı o hizmetkâra hitâben;

“–Mademki sen bana muhabbet duydun, ben de malım da seninim.” dedi ve o hizmetkârı âzâd etti. Bununla da iktifâ etmeyip diğer hizmetçilere de, ona hizmet etmelerini emretti.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2023 Ay: Aralık, Sayı: 226

İslam ve İhsan

HARUN REŞİT KİMDİR? - HARUN REŞİT’İN HAYATI

Harun Reşit Kimdir? - Harun Reşit’in Hayatı

BEHLÜL DÂNÂ HAZRETLERİ’NDEN HALİFE HÂRUN REŞİT’E ÜÇ SORU

Behlül Dânâ Hazretleri’nden Halife Hârun Reşit’e Üç Soru

HÂRUN REŞİD VE BEHLÜL DÂNÂ HAZRETLERİ'NİN İBRET DOLU KONUŞMASI

Hârun Reşid ve Behlül Dânâ Hazretleri'nin İbret Dolu Konuşması

ABBASİ HALİFESİ HARUN REŞİD NE ZAMAN YAŞAMIŞTIR, NASIL VE NE ZAMAN VEFAT ETMİŞTİR?

Abbasi Halifesi Harun Reşid Ne Zaman Yaşamıştır, Nasıl ve Ne Zaman Vefat Etmiştir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.