Modern toplumlarda insanlar kafalarını kaldırıp hidayet nuruna bakmak yerine, başlarını önüne eğip ellerinde taşıdıklarına, telefonlarına bakıyorlar, beyinleri
Müslüman hayatı anlarken ve hayatında yer alan kurumlar (günlük hayat, aile, toplum) ile ilişkilerini şekillendirirken önce kendisinden yola çıkmalıdır. Tasavvu
Ahmet Taşgetiren bu ay Altınoluk dergisinde "Dervişlik Olaydı Taç ile Hırka" başlıklı yazısı ile günümüz dervişliğini yorumluyor.
Letaifin ne olduğunu ve letâiflerin hangi bölgelerde yer aldıklarını anlatan makaleyi istifadenize sunuyoruz.
Tasavvufta belli bir müddet inzivâya çekilip insanlardan ve dünya meşgalelerinden el-etek çekmek, rûhî tekâmül için gerekli bir temrin olarak görülmüşse de, bun
Dînin gâyesi, insana Yaratıcı’sını tanıtmak, O’na karşı vazîfe ve mükellefiyetlerini bildirmek, beşerî münâsebetleri Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye istikâme
Fuzûlî, bütün Türk illerinde tanınan, sevilen ve benimsenen bir şâirdir.
Hazret-i Mevlânâ’da “şeb-i arûs”, yani “düğün gecesi” olarak tezâhür eden ölüm telâkkîsi, Yûnus’ta da aynı şekildedir.
Yûnus Emre Hazretleri, ulaştığı mânevî mertebe ile aslâ kibirlenmez. O, rehberlik ve mürşidlik vazifesinde öyle muhteşem bir tevâzûya bürünmüştür ki, mürîd kim,
Hakîkî ilim mektepte ve medresede alınan bilgiler değildir. Onlar hakîkî ilme ancak birer vâsıta olabilirler. Hakîkî ilim, kâinâtın esrârlı bir kitap hâline gel