"Merhamet; dünyada vicdan huzuru, âhirette ise ebedî saâdet müjdesidir…" Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefndi'nin mü'minlerin merhamet ufkunu anlattığı makalesi
Allah dostlarının hepsi, gerek abdal, gerek evtâd ve gerek ricalu’l-ğayb olsun, her grup kendi yol arkadaşlarını tanırlar, birbirlerine mahrem olduklarını da bi
Rûhun bir gayesi vardır. O gâye; Allâh’a doğru yolculuktur. Bu yoldaki mesâfeler ise, ancak merhamet tezâhürü fazîletlerle, yani rûhun zaferleri ile katedilebil
O kadar mütevâzi olun ki, kimse kimseye böbürlenmesin; kimse kimseye zulmetmesin.
Danimarkalı bilim insanı Carl Vett, tasavvufu incelemek gayesiyle 1925 senesinde İstanbul'a gelmiş ve bir müddet Kelâmî Dergâhı'nda kalmıştı.
Mü’minin, yapacağı her amelde tek niyeti, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanmak olmalıdır.
İhsân, Allâh’a, O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir.
Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Memleketin bir ucunda, hudutta bulunan bir kale muhafızı; pâdişahtan ve pâyitahttan çok uzaklarda bulunduğu hâlde, kaleyi düşmanla
Sami Efendi’nin tevâzû ve alçak gönüllülükleri tarife sığmaz, lisan ile anlatılmazdı.
Allah rızkımızın kefilidir.