Rûhun bir gayesi vardır. O gâye; Allâh’a doğru yolculuktur. Bu yoldaki mesâfeler ise, ancak merhamet tezâhürü fazîletlerle, yani rûhun zaferleri ile katedilebil
O kadar mütevâzi olun ki, kimse kimseye böbürlenmesin; kimse kimseye zulmetmesin.
Danimarkalı bilim insanı Carl Vett, tasavvufu incelemek gayesiyle 1925 senesinde İstanbul'a gelmiş ve bir müddet Kelâmî Dergâhı'nda kalmıştı.
Mü’minin, yapacağı her amelde tek niyeti, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanmak olmalıdır.
İhsân, Allâh’a, O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir.
Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Memleketin bir ucunda, hudutta bulunan bir kale muhafızı; pâdişahtan ve pâyitahttan çok uzaklarda bulunduğu hâlde, kaleyi düşmanla
Sami Efendi’nin tevâzû ve alçak gönüllülükleri tarife sığmaz, lisan ile anlatılmazdı.
Allah rızkımızın kefilidir.
İbâdet ve hayırlı işlerin biri bittiğinde hemen diğerine koşmak, herhangi bir zamanın ibâdetsiz ve hayırdan uzak geçmesine fırsat vermemek îcâb eder.
Tevâzunun lûtufları pek çoktur.