PEYGAMBERİMİZ

Zülmecaz Panayırı’nda Rasulullah’ın Sarsılmaz Tebliği

Zülmecaz Panayırı’nda Rasûlullah’ın “Lâ ilâhe illallâh” çağrısına rağmen maruz kaldığı eziyetler ve Ebû Leheb’in karşı çıkışıyla birlikte, tebliğ yolundaki sabr

Hicretten Sonra İslam’ın Tebliğ Yolculuğu

Hicretten sonra İslâm’ın tebliğ süreci, Rasûlullah’ın sahâbeye verdiği görevler, hicretin yayılışı ve İslâm’ın farklı coğrafyalara ulaşmasındaki fedakârlıklar a

Üsve-i Hasene: En Güzel Örnek Hz. Muhammed (s.a.v.)

Rasûlullah’ın “üsve-i hasene” oluşu, O’nun hayatın her alanında insanlık için en güzel örnek olduğu ve müminler için rehberlik yönü anlatılıyor.

Rasulullah’ın Zühdü: Rahatı Değil, Sadeliği Tercih Etti

Hazret-i Peygamber’in kendisine sunulan daha rahat yatağı kabul etmemesi, O’nun dünya nimetlerine karşı tavrını ortaya koyuyor.

Peygamberimizin Vefatından Sonra Neler Yaşandı?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vefatından sonra yaşanan olaylar, sahabe-i kiramın derin üzüntüsü ve İslam tarihinin en hüzünlü anları anlatılıyor.

Peygamber Efendimiz’in Vefatı

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) son günleri, hastalığı, son nasihatleri ve vefatı sırasında yaşanan duygulu hadiseler siyer kaynakları ışığında aktarılıyor.

Medine Sözleşmesi Nedir, Maddeleri Nelerdir?

Medine Vesikası nedir? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde hazırlanan bu yazılı antlaşmanın maddeleri, içeriği ve İslam toplum düzenindeki önemi anlatılıyor.

Veda Hutbesi’nde İnsan Hakları, Adalet ve Eşitlik Mesajları

Veda Hutbesi’nde insan hakları, adalet, emanet, kadın hakları, kardeşlik ve eşitlik gibi İslâm’ın evrensel ilkeleri hatırlatılıyor.

Muhacir ve Ensarın Faziletleri

Ensâr ve Muhâcirlerin İslâm’daki kardeşlik, hicret, fedakârlık ve sahâbe hayatındaki zühd ve dayanışma örnekleri anlatılıyor.

Muhacir ve Ensar Arasında Kardeşlik Akdi: Muahat

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Muhâcirler ve Ensâr arasında kurduğu muâhât (kardeşlik akdi), İslâm toplumunda iman temelli eşitlik ve kardeşlik düzenini tesis ettiği

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.