Kab Bin Eşref’in Öldürülmesi Hadisi

Muhammed bin Mesleme’nin kahramanlığı ve Yahudi Kâ’b bin Eşref’in öldürülmesi ile ilgili hadis-i şerif.

Kâ’b bin Eşref, muhteris bir Yahudî, meşhur bir şâirdi. Bilhassa muhteşem Bedir muzafferiyetinden sonra, kıskançlık ve düşmanlığından Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve Müslümanları hicveder dururdu. Mekke’ye giderek de müşrikleri Müslümanlara karşı tahrik eder, Bedir’de öldürülen müşrikler için mersiyeler düzerek, onların intikam ve düşmanlık hislerini kabartmaya çalışırdı. Medine'de ise Müslümanların kız ve hanımlarına dil uzatacak kadar küstahlık ederdi.

KAB BİN EŞREF HADİSİ

Câbir bin Abdullah radıyallahu anh anlatır:

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Kim Kâ’b bin Eşref’i öldürecek. O Allah ve Rasûlü’ne cefâ etmişdir” buyurdu.

Bunun üzerine Muhammed bin Mesleme radıyallahu anh ayağa kalkarak:

– “Ya Rasulallah! Ben öldürebilir miyim?” dedi.

– “Evet” buyurdular.

– “Hile yapmama müsaade ediniz diye ruhsat istedi. O da:

– “Tabiî yapabilirsin” buyurdu. Muhammed bin Mesleme radıyallahu anh Kâ’b’a gelerek:

– “Bu adam bizden gene sadaka Bizi zora koşuyor, ben sana borç istemeye geldim” dedi. O ise:

“Daha ne istiyorsunuz? Andolsun ki siz onu bıktırırsınız” diye karşılık verdi.

Muhammed bin Mesleme radıyallahu anh:

Bir defa ona tabi olmuş Onu terkedemeyeceğiz. Bakalım sonu nereye varacak. Senin bize bir veya iki vesak hurma vermeni isteriz” dedi.

Kâ’b bin Eşref:

Tamam vereyim, yalnız bana rehin

Muhammed bin Mesleme radıyallahu anh:

Rehin olarak ne istersin? Kâ’b:

Karını, dedi.

Sen Arabın en yakışıklısısın. Karım sana rehin olmaya lâyık değil.

O halde oğullarını ver.

Oğullarımı veremem. Bu, yarın onların da alnında kara leke olarak kalır.

Bir veya iki vesak kıymetinde başka bir şey ver.

Bu da bizim için bir ârdır. Fakat silahımı rehin olarak verebilirim, dedi ve gece silahı ona getirmeyi vadetti.

Gece vakti süt kardeşi Ebû Naile ile beraber, onun yanına geldiler. Kaleye Kâ’b ailesine seslendiler. Kâ’b aşağı inmek üzereydi. Karısı:

“Bu saatte nereye çıkıyorsun?” deyince Kâ’b:

“Gelen Muhammed bin Mesleme ile, kardeşim Ebû Naile’dir” dedi. Karısı:

“Sanki damarlarından akan kan şıpırtısını duyuyor gibi oluyorum” dedi. Kâ’b:

“Gelen kardeşim Muhammed Mesleme ile süt kardeşim Ebû Naile’dir. Şerefli bir insandır. Gece vakti ölüme davet bile edilse gider” dedi.

Muhammed b. Mesleme, yanındaki kişiler ile içeri girdi. Yanındakilerin, Ebû Abd b. Cebr, Haris b. Evs ve Abbad b. Bişr olduğu söylenir.

Muhammed b. Mesleme arkadaşlarına:

“Kâ’b gelince, ben onun saçından söz açacağım. Ve saçını koklayacağım. Saçlarından sımsıkı tuttuğumu gördüğünüz zaman vakit kaybetmeden, boynunu vurun!”

Bu sırada Kâ’b işlemeli deri hırkasıyla aşağıya indi. Gelişiyle beraber etrafı güzel bir koku kapladı. Muhammed b. Mesleme:

“Hayatımda bu günkü kadar güzel koku koklayamadım.” Kâ’b ise:

“Bende Arab kadınlarının ve yakışıklı Arabların en güzel kokusu bulunur” diye mukabelede bulundu.

Muhammed b. Mesleme radıyallahu anh:

“Saçlarını koklayabilir miyim?” buyurunca, Kâ’b:

“Hay hay” Kokladı. Arkadaşlarına da koklattı, ikinci defa olarak:

“Bir daha koklayabilir miyim?” deyince gene:

“Tabiî” Bu sefer saçlarını sımsıkı tuttu ve arkadaşlarına:

“Vurun!” emrini verdi. Böylece Kâ’b’ı temizlediler ve durumdan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i haberdar Bunu duyan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah’a hamd etti.

Dönüşlerinde Garkad denilen ağaçlık yere geldiklerinde tekbir getirdiler. O sırada Rasûlullah Efendimiz gece namazı kılmaya kalkmıştı. Tekbir seslerini duyunca, kendileri de tekbir getirdi. Kâ’b’ın işinin bitirildiğine muttalî oldu. Rasûlullah’ın huzuruna geldiler.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onlara:

– “Gözünüz aydın” buyurdu. Onlar da:

“Sizin de gözünüz aydın” Ve Kâ’b’ın başını Rasûlullah Efendimizin önüne attılar. Rasûlullah Efendimiz, Allah’a hamdetti. Bu hadise üzerine Yahudiler korkmuşlar ve Peygamber Efendimize gelip:

“Efendimiz hile ile öldürüldü” dediler.

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem onlara, Kâ’b’ın yapdıklarını, Müslümanlara yaptıkları eziyetleri, ölümüne sebep olan hadiseleri anlattı. Gelenler şaşkına döndüler ve dilleri tutuldu.

Başka bir rivayette aynı hadise şöyle anlatılır. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

“Kâ’b’ı kim haklayacak?” buyurunca, Muhammed Mesleme:

“Ben Ya Rasûlallah, onu ancak ben öldürebilirim” Rasûlullah da:

“Gücün yeterse hiç durma” buyurdu.

Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme üç gün bekledi, yemedi, içmedi. Bütün bunlara sebep zihnini işgal ettiği bu mes’ele idi. Bu durumu Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e haber verilince, onu çağırttı ve:

– Niçin yiyip içmiyorsun?” diye sual etti.

– Ya Rasûlallah! sana söz verdim. Acaba bu sözü yerine getirebilir miyim? Getiremez miyim? diye düşüğ nüyorum” cevabını verdi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onları Garkad denilen yere kadar uğurladı ve:

– “Allah adına gidiniz. Allah’ım bunlara yardım et!” diye dua etti.

Kaynak: Sâdık Dânâ, İslam Kahramanları 1, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

MUHAMMED İBNİ MESLEME (RA) KİMDİR?

Muhammed İbni Mesleme (ra) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.