Revatib Sünnetlerin Önemi ve Fazileti

Revâtib sünnetlerin önemi ve fazileti, beş vakit namazın sünnetleri, kazâ namazıyla ilişkisi ve Peygamber Efendimiz’in sünnetlere verdiği değer.

Rasûlullah Efendimiz, beş vakit farz namazların öncesinde veya sonrasında, bazen hem öncesinde, hem sonrasında, çeşitli sünnet namazlar kılmıştır. Bunlara, revâtib sünnetler adı verilir.

FARZ NAMAZLARI TAMAMLAYAN NAFİLELER: REVÂTİB SÜNNETLER

Bu namazların, farzları tamamlayıcı, onların eksiğini gediğini kapatıcı bir husûsiyet arz ettiği şu hadîs-i şeriften anlaşılmaktadır:

“Kıyâmet günü kulun hesaba çekileceği ilk amel, namazdır. Eğer kul; namazlarını Allâh’ın arzu ettiği şekilde huşû ile edâ etmiş ise, felâha erer ve maksûduna nâil olur. Namazlarını edâ etmemiş veya gafletle kılmışsa, kaybeder ve hüsrâna uğrar.

Şayet farzlardan bir şey noksan olursa, (yine Cenâb-ı Hakk’ın bir lutfu); «–Kulumun nâfile namazları var mı, bakın?» buyurur. Farzların eksikliği nâfilelerle tamamlanır. Sonra kul, diğer amellerinden de bu minval üzere hesaba çekilir.” (Tirmizî, Salât, 188/413; Nesâî, Salât, 9/462)

REVÂTİB SÜNNETLERİN ÖNEMİ VE KAZÂ NAMAZI

Hazret-i Âişe şöyle buyuruyor:

Peygamber öğle namazının farzından önceki dört rekât ile sabah namazının farzından önceki iki rekâtı hiç terk etmezdi. (Buhârî, Teheccüd, 34)

Yine Âişe Vâlidemiz şöyle naklediyor: Peygamber; sabah namazının iki rekât sünnetine, diğer nâfile namazlardan daha fazla önem verirdi. (Buhârî, Teheccüd, 27)

Yine Hazret-i Âişe’dan rivâyet edildiğine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

“Sabah namazının iki rekât sünneti, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır.” (Müslim, Müsâfirîn, 96)

Bilhassa Hanefî mezhebimiz, revâtib sünnetlere büyük ihtimam göstermek gerektiğini bildirmiştir. Kazâ borcu olan kişilerin dahî; revâtib sünnetleri terk etmeyip, kazâ borçlarını ayrıca edâ etmelerini tavsiye etmiştir. Diğer mezheplerde; kişinin kazâ borcu varsa, önce onları kılıp tamamlaması, daha sonra revâtib sünnetleri kılması gerekir.

ECDÂDIMIZIN REVÂTİB SÜNNETLERE İHTİMAMI

Ecdâdımızın revâtib sünnetlere gösterdiği ihtimam, başka memleketlerden gelen müslümanların da dikkatini çekip hayranlıklarını celbetmiştir. Tarihimizden bir hâtıra şöyledir:

Bâyezîd Câmii, bir cuma günü ibâdete açılmış ve orada ilk namazı, Fatih’in oğlu İkinci Bâyezîd Han kıldırmıştır. Bu hâdiseyi Evliyâ Çelebi şöyle anlatır:

“Caminin inşâsı tamamlanınca, bir cuma günü büyük bir merasimle ibâdete açıldı. Bâyezîd-i Velî buyurdular ki: «–Her kim, ömründe ikindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetini hiç terk etmemiş ise, şu mübârek vakitte o imam olsun!»

Deryâ misâli cemaat içinden kimse çıkmayınca, Bâyezîd Han mecbur kalarak; «–Elhamdülillâh! Savaşta ve barışta biz bu sünnetleri hiç terk etmedik!..» dedi ve kendisi imam olup namazı kıldırdı.”

“Nasıl olsa sünnet!” denilerek, revâtib sünnetleri terk etmeye alışanlar, Rasûlullah Efendimiz’in yolundan ayrı düşmek gibi bir tehlikeye dûçâr olacaklarını unutmamalıdırlar. Peygamberimiz, revâtib sünnetleri mescide bitişik hânelerinde kılarlardı. Zamanımızda da sabah namazının sünnetini birçok kişi, evinde kılıp camiye öyle gider. Çünkü sabah namazının farzına, ülkemizde; Hanefî usûlünce, güneşin doğmasına yarım saat kala durulmaktadır.

Ancak sâir vakitlerde; ezan vaktinde camide yahut en azından cami yolunda bulunacağından, çıktığında da namaz kılabileceği bir yere gitmediğinden, kişinin, sünnetleri camide kılması muvâfık olmaktadır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

REVATİP SÜNNETLER NELERDİR?

Revatip Sünnetler Nelerdir?

BEŞ VAKİT NAMAZ: FARZ, SÜNNET VE NÂFİLE NAMAZLAR

Beş Vakit Namaz: Farz, Sünnet ve Nâfile Namazlar

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle