İsmail Kandemir 27 Yıllık Ayasofya Mücadelesini Anlattı

İsmail Kandemir, 27 yıl boyunca Ayasofya'nın tekrar cami olabilmesi için uğraşan ve bu uğurda mücadele eden emekli bir öğretmen. 27 yıl boyunca Ayasofya'nın cami olabilmesi için neler yaptı? Hangi belgelere ulaştı? Nerelere müracat etti? İsmail Kandemir Erkam TV'ye anlattı...

75 yıllık ömrünün büyük bir kısmını vatanına, milletine, tarihine, bu toprakların değerlerine bağlı yüzakı nesiller yetiştirmeye adamış emekli bir öğretmen.

Ayasofya’nın ibadete açılması, şanlı mazimizde olduğu gibi hak ettiği yere, özgürlüğüne kavuşması için durmadan yorulmadan gece gündüz demeden çalışmış dertli ve muzdarip bir insan...Çeyrek asırı aşkın zamandır.

Ayasofya ile yatıp Ayasofya ile kalkıyor.Belini büken çantalar dolusu dosyalarla çalmadığı kapı, açmadığı dava, başvurmadığı mercî kalmamış.

Tek bir derdi var;“

Dedem Fatih’in emaneti Ayasofya’nın hukukuna sahip çıkmak ve 86 yıldır cemaatine hasret kalmış bu ulu mâbedi yeniden cami hüviyetine kavuşturmak, cemaati ile buluşturmak!”

Yıllar yılı konuştuğu, görüştüğü herkesi Ayasofya için dertlenmeye ve Fethin Sembolü Ayasofya davasına sahip çıkmaya çağıran; hak bildiği yolda tek başına da kalsa sonuna kadar mücadele eden bu güzel insanı; 2 Temmuz’da sonuçlanacak Danıştay’daki Ayasofya Davası öncesinde, Bursa’daki mütevazı evinde ziyaret ettik ve ilk günden bu güne Ayasofya’yı bir sevda gibi yüreğinde taşımasının hikayesini dinledik.

İşte Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği Başkanı İsmail Kandemir Hoca’nın dilinden bu kutlu davanın dünden bugüne serencâmı...

Erkam Tv'yi youtube kanalı üzerinden takip edebilirsiniz.

AYASOFYA TARİHİ

Ayasofya Tarihi

AYASOFYA ADININ MANASI

Ayasofya Adının Manası

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.