İslam'ın Kız Çocuklarına Verdiği Değer
İslam'ın gelişi ile toplum içinde kız çocuklarına verilen kıymet nasıldı? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kız babalarını nasıl müjdeliyor? Peygamberimizi (s.a.v.) üzen acı hadise örnekliğinde İslam'ın kız çocuklarına verdiği kıymetin büyüklüğü ve önemi. Dr. Adem Ergül Bey anlatıyor.
İslâm gelince, hakikaten o Cenâb-ı Hakk’ın yüce dini bütün insanlara bir şeref kazandırmış; esasen kızlara da. Hem de öyle ki, Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- kız çocuklarını öncelemiş, onlara pozitif ayrımcılık yapmış diyelim. Bugünkü ifadeyle pozitif ayrımcılık yapmış. Hatta eve bir meyve aldığınız zaman, turfanda bir sebze getirdiyseniz önce kızınıza verin demiş Resûl-i Zîşân -aleyhissalâtü vesselâm-. Kendisi de bunu hayatında çok güzel bir örneklik olarak sunmuş. Kızı Fâtıma eve gelince ayağa kalkar, ayakta karşılar; onu alnından öpermiş. “Hoş geldin yavrucuğum, ciğer pârem!” diyerek… Evet, kız çocuğunun adeta şerefi, Resûl-i Zîşân -aleyhissalâtü vesselâm- zamanında, onun okuduğu vahiylerle ve söylediği sözler, yaptığı fiillerle öyle bir noktaya ulaşmış ki gerçekten…
Bakınız, şu birkaç hadis okuyalım konuyla ilgili:
“Eğer bir kimse kendisine kız çocuğu verilerek imtihan edilmiş ve o da çocuğuna iyi muamele etmişse, bu ameli onu cehennem ateşinden korur.” (Buhârî, Edeb, 18; Müslim, Birr, 149)
Bir başka hadis:
“Eğer bir kimse iki kız çocuğu büyütmüşse, kıyamet günü onunla benim aram şöyle olacaktır.” diyerek Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- iki parmağını göstermiş, “Biz yan yana olacağız.” demiştir. (Müslim, Birr, 149)
“Her kim üç kız çocuğunu himâye edip büyütür, güzelce terbiye eder, evlendirir ve onlara lutuf ve iyiliklerini devam ettirirse, o kimse cennetliktir” (Ebû Dâvûd, Edeb 121; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, III, 97).
Bir şahıs kalkmış: “Yâ Resûlallah, peki iki çocuğu olsa?” dediğinde Resûlullah Efendimiz: “Evet, ona da cennet vacip olur.” buyurmuşlardır.
Bu hadisi rivayet eden İbn Abbâs -radıyallâhu anh- buyuruyor ki: “Eğer bir kimse Resûlullah’a bir kız çocuğu diye sorsaydı, ona da aynı cevabı verirdi.”
Peygamberimizi Ağlatan Acı Hadise
Resûlullah Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- buyuruyorlar… Gerçekten, tabi çok acı hadiseler yaşanmış o dönemde. Bir gün sahabeden biri Resûlullah Efendimize gelmiş ve şöyle demiş:
“Yâ Resûlallah! Biz câhiliye toplumunda putlara tapar, kız çocuklarımızı diri diri toprağa gömerdik. Benim küçük bir kızım vardı ve beni çok severdi. Öyle ki ben onu çağırdığım zaman sevincinden adeta uçar, koşa koşa yanıma gelirdi. Bir gün yine onu çağırdım; koşarak yanıma geldi ve beni takip etmeye başladı. Yürüdüm ve ailemize ait olan yakındaki bir kuyunun yanına vardım. Kızımın elinden tutarak onu kuyuya attım. Kulaklarıma gelen son sözleri ‘Babacığım, babacığım!’ diyen çığlıkları oldu…”
Bunları duyunca merhamet ummanı Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- ağlamaya başladı ve gözlerinden yaşlar boşandı. Orada hazır bulunanlardan biri, hadiseyi anlatan zata çıkışarak: “Be adam, sen Resûlullah’ı üzdün!” dedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz: “Mâni olmayın, engel olmayın! O, kendisini hüzne gark eden ve önem verdiği bir şeyi sormak istiyor.” buyurdu ve o şahsa anlattıklarını tekrar et dedi. Sahâbî sözlerini tekrarlayınca Resûlullah yine ağladı; gözyaşları sakallarının üzerinden aktı. Daha sonra ona: “Allah, Müslüman olanların câhiliye döneminde yaptığı hataları affetti. Şimdi sen hayatına yeniden başla.” buyurdu.
Anne Karnındayken Nice Çocuklara Kıyılıyor Değil mi?
Evet, demek ki vicdanı rahat etmiyor; Resûlullah’a o hadiseyi anlatma ihtiyacı hissetmiş.
Tabii bugün de, aziz dostlar, daha anne karnındayken nice çocuklara kıyılıyor değil mi? Kürtaj denilen şeyle, hayati bir zaruret söz konusu olmadan o yavruların o makasların altında can vermeleri ve buna anne-babanın rıza göstermesi… Yarın hesabı sorulacak en ağır meselelerden biridir.
O gün diyor, o diri diri toprağa gömülene sorulacak: “Hangi günahından dolayı öldürüldü?” diye. (Tekvîr, 81/8-9)
Bazı kıraatlerde ona sorulacak: “Sen hangi günahından dolayı öldürüldün?” diye… O öldürenler muhatap bile alınmayacak; buradan o çıkıyor. Onlar muhatap bile alınmayacak. Çünkü Cenâb-ı Hak onlara demek ki rahmet nazarıyla asla bakmayacak.
Böylesi günahları işlemekten Cenâb-ı Hak hem doktorları hem anne-babaları muhafaza buyursun. Böylesi ağır bir soruya yarın mahkeme-i kübrâda cevap vermek elbette çok zor olacaktır.













YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!